Edib Ahmed Yükneki ve Atebetü'l Hakayık
Edib Ahmed Yükneki ve Atebetü'l Hakayık

Edib Ahmed Yükneki ve Atebetü'l Hakayık (9786052019467)

0,00
Fiyat : ₺32,90

İlk Türk- Müslüman devleti olduğu kabul edilen Karahanlı dönemi kültürünü günümüze taşıyan eserlerden biri olan Atebetü’l-Hakayık hakkında ciddî çalışmalar yapılmıştır. Fakat bu çalışmalar benzer mevzulardaki diğer eserler hakkındaki araştırmalara nazaran, sayıca azdır.

Türk dili ile yazılmış Türk-İslam döneminin ilk örneklerinden olan Atebetü’l-Hakayık, çok kıymetli bir dil yadigarlarımızdır. Türk dili tarihi ile alakalı olarak 12. yüzyıldan günümüze ışık tutmak, bilgi aktarmak gibi bir vazife görmektedir. Karahanlı Türkçesi ile İslam inancının prensiplerinin manzum olarak sunulduğu metin, dönemin diline dair birçok teknik bilgiyi de bünyesinde barındırmaktadır. Bu derece kıymetli bir eser ile alakalı çalışmaların, kitabın hak ettiği miktarda olmaması, üzücüdür.

Atebetü’l-Hakayık’ın Türkiye’de kitap olarak ilk defa basılışının 100. yıldönümü vesilesiyle gerçekleştirilen bu çalışma ile önce Cenab-ı Allah’ın rızası, sonra da az sayıdaki incelemelere küçük bir katkıda bulunmak murad edilmiştir.

Edip ve şair Ahmed Yüknekî’nin, günümüzden 900 sene önce yazdığı Atebet’l-Hakayık isimli eser, sadece döneminin insanlarına değil, günümüz insanlarına da hitâbetmektedir.
Beyitlerinden birkaç numune:

 Bilgisiz hayatta olsa bile kayıp sayılır. Bilgi sahibi kendi ölse de adı ölmez. Bilgisizin adı ise daha sağlığında unutulur.

 Dili başıboş adam akıllı mı olur? Boşboğaz sözleri, çok başlar yedi. Birini dil ile yaralama; bil ki ok yarası kapanır da dil yarası kapanmaz.

Büyüklenme elbisesini giyindin ise hemen üzerinden çıkarıp at. Halka karşı kibirle göğüs kabarttınsa, dilini hemen düzelt. Allah'ın varlığına ve birliğine inancın belirtisi alçak gönüllü olmaktır. Eğer sen de mümin isen alçak gönüllü ol

 Büyüklüğe erişirsen, aslını şaşırma. Atlas giyersen, bez giydiğin zamanları unutma. Yükseldikçe daha çok yumuşak huylu ol. Büyüğe ve küçüğe tatlı dil kullan.

Sözlerimi bilgi temeli üzerine yerleştirdim. Ey dost, sen de daima bilgiyle birlikte ol. Mutluluğun yolu bilgi ile bulunur. Bilge edin ve mutluluğun yolunu bul.

Adım Edib Ahmed, sözüm edep ve öğütten ibarettir. Vücudum gider sözüm burada bakî kalır. Bahar geçer, güz gelir; ömür biter. Bu gelip geçen bahar ve güzler benim ömrümü tüketir. Ey benden sonra gelen, bunu okursan beni duada unutma. Sen de bana dua edersin diye bu nadide sözleri sana hediye ettim.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 181
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2018

Benzer Ürünler
  • "Az veya yanlış bilinen tarihimizin dönemlerini veya kurumlarını ele almış yazar. Hunlar, Tabgaçlar, Siyenpiler ve diğer boyluklar dönemimizle ancak o sahalarda uzman olanlar ilgilenirler; fakat köklerimiz oralarda yatmaktadır. Onları iyi analiz edebilirsek, tarihi akışımızı ve bugünkü durumumuzu yeterince idrak edebiliriz. İnsan, Tektaş’ın çalışmasına bakınca, idealizmine gıpta ediyor. Alıcısı pek bulunmayacak dönemleri didik didik etmek için yıllarını vermek, onları yayımlamak herkesin yapacağı iş değildir." -Mehmet Niyazi- Şimdiye kadar gördüklerimiz bir şeyler öğretmiştir bize. Bunlardan biri de, Türklerin her toprakta yaşayabilen nebatlara benzemediğidir. Kadim Türk yurtları sayılan yerler, üzerlerindekileri inancıyla-geleneğiyle beraber taşımıştır ileriki asırlara, diğer coğrafyalar horlamış. Hunlardan itibaren Çin’e hâkim olanlar Çinlileşti, Tanbaç’lar gibi. Avrupa’ya akanlar, Bulgarlar ve Macarlar kayboldular Hıristiyanlaşıp Slavlaşarak. Bu hususta örnekler çoğaltılabilir. Anadolu’ya gelenler sağlam kaldı milliyeti ve inancıyla birlikte. Birkaç küçük grupları saymaz isek, dünyanın hiçbir bölgesinde, Müslüman olmayan Türk de kalmadı. Günümüzde Türklük, Müslümanlıkla özdeşleşmiştir. Bu anlayış, sadece milletimizin fertlerini kuşatan bir anlayış değil, aynı zamanda başka dine mensup milletlerce ve onların tarihçeleri tarafından da teyit edilmektedir. Bu ciltle İslam öncesi Türk tarihini, Müslümanlığın kabul edildiği asra kadar getirmiş oluyoruz.


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri : İstanbul
    Sayfa Sayısı : 420
    En / Boy : 13,5 / 21
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : .2013
    ₺94,50
  • "Az veya yanlış bilinen tarihimizin dönemlerini veya kurumlarını ele almış yazar. Hunlar, Tabgaçlar, Siyenpiler ve diğer boyluklar dönemimizle ancak o sahalarda uzman olanlar ilgilenirler; fakat köklerimiz oralarda yatmaktadır. Onları iyi analiz edebilirsek, tarihi akışımızı ve bugünkü durumumuzu yeterince idrak edebiliriz. İnsan, Tektaş’ın çalışmasına bakınca, idealizmine gıpta ediyor. Alıcısı pek bulunmayacak dönemleri didik didik etmek için yıllarını vermek, onları yayımlamak herkesin yapacağı iş değildir." -Mehmet Niyazi- Onuncu asrın başlarında İslâmiyet hakkında bilgi sahibi olmaya başlayan Oğuzlar biraz daha bekleyeceklerdi. Bu asrın sonlarına doğru din değiştirme işi canlılık kazandı. Yarım asır geçmeden hızlanan İslâmlaşma kısa zaman içinde, neredeyse bütün Oğuzları kapsadı. Bu meyanda yeni bir isim doğdu. "Türkmen." Araplar, Müslüman olan Türklere bu ismi taktılar. Diğerleri sadece Türk iken, Türkmen kelimesi Müslüman olan Türkleri işaret ediyordu. Anadolu’ya gelen Oğuzların tamamı Müslüman idi. Zaten o tarihlerde, Müslüman olmayan Türkleri bekleyen akıbet kaybolmaktı. Türkleri diğer milletlerden ayıran en önemli özellik, bilinen bütün dünya toprağını yurt olarak kabul etmeleridir. Bu nedenle, elinizdeki eserde farklı coğrafyalarda kurulmuş birçok Türk devletinin tarihini göreceksiniz.


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri : İstanbul
    Sayfa Sayısı : 364
    En / Boy : 13,5 / 21
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : .2013
    ₺81,00
  • "Az veya yanlış bilinen tarihimizin dönemlerini veya kurumlarını ele almış yazar. Hunlar, Tabgaçlar, Siyenpiler ve diğer boyluklar dönemimizle ancak o sahalarda uzman olanlar ilgilenirler; fakat köklerimiz oralarda yatmaktadır. Onları iyi analiz edebilirsek, tarihi akışımızı ve bugünkü durumumuzu yeterince idrak edebiliriz. İnsan, Tektaş’ın çalışmasına bakınca, idealizmine gıpta ediyor. Alıcısı pek bulunmayacak dönemleri didik didik etmek için yıllarını vermek, onları yayımlamak herkesin yapacağı iş değildir." -Mehmet Niyazi- Türk Tarihi denince akla gelen meselelerden biri, kurulan devletlerin çokluğudur. Dolayısıyla birçok Türk devletinin yıkıldığı da hatırlanır. Tarihin hiçbir dönemi Türklerin devletsiz yaşadığına şahitlik edemez. Her zaman için bir veya birkaç Türk devleti var olmuştur. Başka bazı kavimler de hâkimiyet altına alınmış, hatta bu kavimlerin topraklarında kurulan Türk hükümdarlıkları daha fazladır. Yıkılan her Türk devletinin sırtında bir başka Türk’ün tekme izi vardır. Bu ciltte; tarihte ilk Türk adını kullanan Gök-Türkler ile Uygurlar ve diğer Türk devletlerinin tarihi, akıcı bir dille anlatılmaktadır.


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri : İstanbul
    Sayfa Sayısı : 431
    En / Boy : 13,5 / 21
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : .2013
    ₺103,50
  • Fransa’da nispeten küçük fakat çalışkan ve başarılı bir Türk Yahudi topluluğu vardı. Bu insanlar, yüzyıllardan beri Türklerle birlikte yaşamış, her zaman Türkiye’ye sadık kalmış, hiçbir zaman Türklere hainlik etmemiş olan Türkiye Yahudilerinin çocuklarıydı. Fransa’da küçük çapta iş tutmuşlardı. 1940’larda bu Türk Yahudi topluluğu da diğer Yahudilerle birlikte acımasız ırkçıların tehdidi altında kalmıştı. Türkiye, ırkçı saldırılara karşı bu vatandaşlarına kanat germiştir. Fransa’daki Türkiye Büyükelçiliği ile Türk Konsoloslukları, Türk Yahudilerini korumak ve kurtarmak için şerefli bir hukuk savaşı vermişler ve büyük ölçüde başarılı olmuşlardır. Türkiye, Yahudi vatandaşlarını korumak için diplomasi yoluyla bir hukuk savaşı verirken aynı zamanda Avrupalı ırkçılara karşı çetin ve çetin olduğu kadar da onurlu bir mücadele yürütmüştür.


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri :
    Sayfa Sayısı : 468
    En / Boy : 13,5 / 19,5
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 2.2010
    ₺65,90
  • Asya Tipi Üretim Tarzı (ATÜT) tartışmasının isim babası olan Divitçioğlu, düşünce dünyamıza yön veren eserleriyle ortaçağ tarihçiliğinde özel bir yere sahiptir. Oyun teorisinden üç işlev teorisine dek farklı yaklaşımlarla, klasik tarihçiliğin dışına çıkan formüllerle okurun zihnini sürekli uyanık tutan, kendine özgü bir sosyal bilim dili yaratan Divitçioğlu, Köktürklerden Osmanlı'ya ortaçağ Türk toplumlarındaki süreklilik ve kopuşları, geri dönüş ve sıçramaları kışkırtıcı tezlerle ele aldı.

    Divitçioğlu'nun ilk olarak Köktürkler başlığıyla yayımlanıp, sonraki baskılarında yapılan ilavelerle Orta Asya Türk İmparatorluğu adıyla okura ulaşan bu çok önemli eseri, efsane, menakıp, tarih, antropoloji ve kültür sosyolojisi gibi farklı kaynaklardan beslenerek senkretik bir tarih değerlendirmesi sunuyor. Bu sıradışı ve orjinal eser, Orta Asya Türk toplumlarına dair ne kadar az şey bildiğimizi ve bugün Orta Asya'dan miras kalan ne çok şeye sahip olduğumuzu göstermesi bakımından da büyük değer taşıyor.

    "Sencer Divitçioğlu ilk anda herkesi şoke edecek tezleriyle ama o tezlerden çok, herkesin eline pke geçmeyen tarih, iktisat ve sosyal bilgiler literatürünü alıp taraması ve değerlendirmesiyle bilinmelidir."

    - İlber Ortaylı, Milliyet


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri : İstanbul
    Sayfa Sayısı : 341
    En / Boy : 13.5 / 21
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 1.2016
    ₺57,20
Çerez Kullanımı