• İndigo Kitap Kampanya
    İndigo Yayınlarında kaçırlmayacak fırsat'
  • Destek Yayınları Kampanya
    Destek Yayınları Kampanya
  • Kara Karga Kampanya
    Kara Karga Kampanya
  • Beyaz Baykuş Kampanya
    Beyaz Baykuş Kampanya
  • İmzalı Kitaplar
    İmzalı Kitaplar

Bir filozof hiç beklenmedik bir anda Léo ile karşılaşır, kızıl tüylü, konuşan köpek. Kısa bir çekinceden sonra insanla hayvan arasında sohbet başlar. Filozof, konuşma, akıl yürütme, çalışma ve toplum içinde yaşama becerisi olan tek varlık insanın üstünlüğüne inanmaktadır. Léo, etrafı kitaplarla çevrili bu bilgin adamın karşısında gezgin, özgür ve mutlu sesini duyurmayı başarabilecek midir? Aralarındaki sohbet ilerledikçe köpek bize felsefenin ne sadece uzmanlara ne de yetişkinlere özel bir alan olmadığını gösterecek.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 112
En / Boy : 12,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2020
₺56,00

Bir romancı iki çocuk ve onların ağabeyleri ile konuşmaktadır. Kurgusal olanın perde arkasında olup bitenlerin ortaya döküldüğü samimi bir konuşmadır bu. Yazarken türetmenin ve hafızanın rolü nedir? Yazar ne üzerine çalışır? İçinde çocukluğundan ne taşır?...

Neden roman yazarız? Hayatta olup bitenleri daha iyi anlamak için. Uydurulmuş hikayeler gerçek hikayeleri daha net bir şekilde görmemize ­yardım eder.

Neden roman okuruz? Sözcükleri imge ve duygulara dönüştürme mutlak özgürlüğünü okuyucuya veren bu güç nedir? Nihayetinde, bizi insanlıktan uzaklaştıran her şeye karşı direnmemize yardım etmez mi?


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 80
En / Boy : 12,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2020
₺48,00

Bir hayvan bana baktığında tedirgin olurum çünkü aklından neler geçirdiğini bilmem. Hatta içimden, yeryüzünde, havada ve suda bu kadar çok hayvanın -kimisi insana çok yakın, kimisi insandan çok farklı- bulunmasının nasıl mümkün olduğunu merak ederim. Belki sadece ressamlar bu gizemi aktarmayı bilmişlerdi.

Bir başka soru aklımı kemiriyor, hayvanları eşya gibi sahiplenme hakkını bize kim verdi? Onların duyguları var, iyilik halini, acıyı hissediyorlar, onlar da iç sıkıntısı yaşıyorlar. Bu hassasiyet nedeniyle bizim onlara karşı görevlerimiz var, çünkü insan olma onuruna erişmiş kimse kendisinden daha zayıf olanı gözetmekle sorumludur.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 80
En / Boy : 12,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2020
₺48,00

Tanrı var mı? Varsa nerede? Adı ne? Dünyayı yaratmadan önce ne yapıyordu? Tanrıyla ilgili birçok soru sorabiliriz ama bu soruların cevapları yoktur. Tanrı’ya inanabiliriz ya da inanmayabiliriz, ama hiçbir şeyi kesin olarak bilemeyiz. Peki o zaman neden insanlar hakkında hiçbir şey bilmedikleri biri ya da bir şey için tartışırlar? Neden din adına savaşırlar? Var olsun ya da olmasın Tanrı birçok tartışmanın odağındadır ve onun insanlar için ne ifade ettiğini kendimize sorarak bunu anlamaya çalışabiliriz. Bu tartışmalara bir son vermek mümkün mü yoksa insanlar hakkında bir şey bilmedikleri bir şey uğruna savaşmaya ve sevdikleri şey adına birbirlerinden nefret etmeye mahkum mu?


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 80
En / Boy : 12,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2020
₺48,00

Neden ölünür? Çocukların sorduğu sorular içinde bizi en çok rahatsız eden hiç kuşkusuz budur. Bu soru bizde korku ve endişeye neden olur; ölüme dair tek deneyimimiz başkalarının ölümüdür, özellikle de sevdiğimiz insanların. Günün birinde öleceğimiz fikrine alışabilir miyiz? Felsefe ölüm üzerine mi yaşam üzerine mi derin bir düşünmedir? Ölüm korkumu nasıl aşmalı, onu nasıl başka türlü düşünmeli? Yaşam bir hikaye gibidir: bir başı ve bir sonu vardır. Yaşayabilmek için günün birinde ölümü kabul etmek gerekir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 64
En / Boy : 12,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2020
₺44,00

Bir filozof bir arkadaşıyla onlar için çok önemli bir konu olan doğayı insanın içinde yaşadığı ve yaşamının bağlı olduğu, kendi yarattığı ve düzenlediği fakat aynı zamanda tehlikeye attığı doğayla ilişkisi üzerine konuşuyorlar. Bugün tüm insanlık, küresel ısınma, verimli toprakların ve doğal kaynakların kaybolması, ozon tabakasındaki delik, çevre kirliliği, bunlara bağlı sağlık sorunlarıyla bir iklim krizi ile karşı karşıya. Fakat harekete geçmek, yeryüzündeki canlı çeşitliliğini korumak, etrafımızdaki her şeyle daha saygılı ve daha sade bir ilişki kurmak, doğanın içinde ve doğa ile daha iyi yaşamak amacıyla kendi “direniş bahçemizi” ekip biçmek için çok geç değil...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 64
En / Boy : 12,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2020
₺44,00

Çocukluğumuzdan beri manzaraya bakarız: bu bizim dünyayı tanıma şeklimizdir. Manzarayı keşfetmeyi imgelerle öğrendik, önce resimle, daha sonra fotoğraf ve sinemayla. Bugünse yeryüzünün tamamının imgesi aklımızda; dünyada kimi zaman gözlerimizi bize en yakın olana, olağan boyutta olana çevirerek yaşarız fakat aynı zamanda teknoloji sayesinde yeryüzünün uzaydan görünüşü gibi bizde yepyeni duygular uyandıran bir sonsuz büyüklüğü görerek yaşarız.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 64
En / Boy : 12,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2020
₺44,00

Acı ve mutsuzluktan başka bir şey getirmeyen, ölüm saçan savaşı sevmiyoruz. Peki ama savaşsız bir dünya düşünebilir miyiz? Savaş diğer şiddet türlerinden nerede ayrılır? Savaş sadece doğal bir saldırganlık gösterisi midir yoksa toplum içinde yaşamakla mı bağlantılıdır? Eğer öyleyse kültür ilerledikçe savaş nasıl bir hal almıştır? Uygarlığın ilerlemesiyle neden yok olmamıştır?

Tüm savaşlar haklı mıdır, haklı ya da haksız savaşlardan bahsedebilir miyiz? Bu soruların basit ya da tek bir cevabı yok ama en azından sormak önemlidir çünkü insanların birlikte yaşama şeklini yeniden düşünmemizi ­sağlar.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 64
En / Boy : 12,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2020
₺44,00
Turkuaz yolculuğu boyunca kimi zaman, binlerce metre yüksekliğe çıkılacak, kimi zaman, deniz seviyesinin metrelerce altına inilecek. Heyelanın ve çığın "bininin bin para" olduğu yollardan haftalarca geçilecek. Neyi arıyoruz peki? "Turkuaz" diye adlandırdığımız bir düşü belki de..." Binlerce yıllık Asya kültürlerinin dününü ve bugününü" görüntülemek istiyoruz. Bir kültür düşü bu; ve biz işte bu düşün görüntülerinin peşindeyiz... İnsanların soludukları havadan içtikleri suya kadar yaşamın binbir dokusuna renk veren turkuazdaki tılsımı arıyoruz. "Rastgele" deyip omuzluyoruz hep birlikte yükü...
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 239
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 6.1996
₺24,00

Bilgi felsefesi, felsefenin temel ve kendine özgü dallarının başında gelir. Prof. Dr. Sara Çelik, Bilgi Felsefesi: İlkçağ’dan Yeniçağ’a adlı bu çalışmasında, bilgi felsefesinde ele alınan dönemler içinde ortaya konanları yoğun ve titiz bir yaklaşımla inceliyor. İlkçağ’dan Yeniçağ’a dek uzanan bu kitap, kapsamlı bir çalışmanın ilk ürünü olarak karşımıza çıkıyor. Bu bağlamda ardıllarının habercisi olan Bilgi Felsefesi: İlkçağ’dan Yeniçağ’a, gerek ders kitabı, gerek felsefeciler için başvuru kaynağı, gerekse ilgili okurlar için öğretici bir çalışma olma niteliğindedir. Birçok makale, çeviri ve akademik çalışmasından tanıdığımız Sara Çelik, bu ve bunu izleyecek olan Bilgi Felsefesi dizisiyle, bu alanda temel bir kaynak ortaya koymakta; okurunu bilginin ne olduğuna dair sayısız yorum ve soruyla tanıştırmaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 250
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2018
₺40,00

Yüzyıllardır okunan, anlatılan, dilden dile dolaşan; Doğu kültürünün bir ürünü olmasına rağmen tüm dünyayı etkileyen, insanların imgeleminde özel bir yeri olan, üzerine pek çok araştırmanın, incelemenin yapıldığı, filmlere konu olan Binbir Gece Masalları bizlere sürükleyici, gizemli, bir o kadar da büyüleyici bir dünya sunuyor....

Çocukluğumuzda hatta yetişkinliğimizde bile hangimiz ara sıra Alaaddin'in sihirli lambasına sahip olmayı ya da Ali Baba gibi ''Açıl susam açıl!'' dediğimiz zaman karşımıza mücevherlerle dolu küplerin çıkmasını istemedik? Uçan bir atın üzerinde dünyayı dolaşabilmeyi hangimiz hayal etmedik? Her şeyden sıkılınca pencerenin önüne oturup, Zümrüdüanka'nın bizi sırtına alarak uzak diyarlara uçurmasını hangimiz beklemedik? Hangimiz yakışıklı ve akıllı bir şehzade ya da güzeller güzeli bir peri prensesi olmayı düşlemedik?

Binbir Gece Masalları bizi tüm bu düşlerimize yeniden kavuşturuyor. Bize büyülü bir dünyanın kapılarını açıyor; haydi o zaman biz de uçan ata binip bu gizemli yolculuğa çıkalım.

''Feleğin kahrı çoksa, bizim de neşemiz var.
İçeriz zevk ederiz daha başka nemiz var?

Gece güzel, aşk güzel, sen de neşe kat güzel,
Hayatın gerisini gel bir pula sat güzel."


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 1228
En / Boy : 15,5 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2003
₺96,00

Belki de sosyalizmler tarihindeki tek trajedi bir zamanlar aristokrasiye/feodalizme karşı kahramanlaşan "demokrasi ve birey"in bu kez aristokrasinin yerine konulan sosyalizme karşı kahramanlaşmış olmasıdır. Apacık duran, "sosyalizmlerin" sebebi ne olursa olsun demokrasi düşüncesine ve pratiğine yenilmiş olmasıdır. Reel sosyalizmlerin ya da A. Arblaster'in deyimiyle "Avrupa Komünizmi'nin gerçek çöküşüyle birlikte "mutlak bireyin özgürlüğü"ne dayanan demokrasi düşüncesi en sağından en soluna ve hatta bir kısım "Marksiste" varıncaya kadar oy sandıkları ve parlamentosuyla beraber önemli bir seçenek olmak zorundadır.

"Demokrasi bir olgu olmaktan önce bir düşüncedir ve bir düşünce olduğu için de tek bir açık ve ortak anlamı yoktur. Demokrasi uzun geçmişinde birçok farklı ve yan anlama sahip olmuştur. Bugün Batı'da demokrasi diye adlandırılan kavramın ne olduğu, geçmişte ve şimdi farklı bir demokrasi düşüncesine sahip olanları tatmin etmeyecektir." E.H. Carr'a göre "yüzyıllardır sahip olduğumuz bir şeyi savunurmuşcasına demokrasi savunuculuğu yapmak kendini kandırmaktır ve tamamen sahtedir

. Demokrasi kurumların varlığını devam ettirmesinde değil, iktidarın nerede bulunduğu ve kullanıldığı sorusunda aranmalıdır. Bu açıdan bakıldığında, demokrasi bir aşama sorunudur. Bugün bazı ülkeler diğerlerinden daha demokratiktir. Fakat, tümünde de herhangi bir demokrasi düzeyi uygulansa, belki de hiçbirisinin çok demokratik olmadığı görülecektir." Rıza Gösterme, Halk Tarafından Yönetim, Çoğunluk Yönetimi, Eşitlikçilik, Temsili Demokrasi ve gençlik yazılarında Marx'ın da değindiği Doğrudan Demokrasi gibi modelleri "Demokrasi Kavramı'nın içinden tartışan A. Arblaster, bu kısa kitapta Eski Yunandan bugüne bütün bir demokrasi tarihini ve demokrasi mücadelesini kuramsal öğeleriyle birlikte esaslı bir incelemeye tabi tutuyor

. Açık yüreklilikle ekliyor: Bilimsel faaliyetler politikadan uzaklaştırılamaz, demokrasi hakkında yapılan bir çalışmada da tarafsız olunamaz. Bulunduğu tarafı açıklıyor: Kitle demokrasisi, zor ve bugüne kadar keşfedilmemiş bir alandır; demokrasiyi savunma değil, oluşturma ihtiyacından bahsedeceksek hedefe çok yakın olmalıyız ve çok daha inandırıcı bir sloganımız olmalı.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 165
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 12.1999
₺16,00
"Herkes bir seferin planını yapabilir ancak pek az insanda savaşma yeteneği vardır; zira olaylara ve şartlara uyarak hareket etmek ancak askeri dehaya özgüdür." Napoléon Bonaparte Tarihin en büyük askeri dehalarından biri olan Napoléon’un mektuplarından oluşan bu kitap bize bu dehayı daha yakından tanıma fırsatı sunuyor. Napoléon’un askeri dehasını, fırsatları kullanabilme yeteneğini, aşklarını hayal kırıklıklarını, acılarını, savaş tecrübelerini, küçük bir aileden gelip Fransa İmparatoru olmanın getirdiği gururu ve kibri...Hırsını, çalışkanlığını en önemlisi onu her yıkılışta tekrar ayağa kaldıran kendine olan inancını ve azmini merak edenlere...
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 159
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2003
₺29,75

Bu kitapta ayrıntılara ne kadar dikkat ettiğimizin ipuçlarını bulacaksınız. Öykü tadındaki kurmacasıyla bulmacalar, size olasılık dışı veya çelişkili gelebilir. Ancak her öykünün akılcı bir çözümü var. İşin zorluğu da bu ilginç ama akılcı çözümleri bulabilmekte. Bulduğunuz yanıtlarla, kitabın sonundaki çözümleri karşılaştırdığınızda; sıradışılığınızın sınırlarını da bir anlamda çözmüş olacaksınız.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 107
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2003
₺39,90
Elinizdeki kitap şu sorulara yanıt arıyor: Can nedir, ne zaman, nasıl oluştu? Yaratıldı mı, oluştu mu? Canın, canlılığın sıfır noktası ve yaşamın amacı nedir? Dünyanın geçmişte yaşadığı büyük kıyametlerde neler oldu? Dünya ve canlılar 4.5 milyar yılı nasıl geçirdi? İnsan ne zaman ortaya çıktı, yaratıldı mı, oluştu mu? İnsanın kaynağı ve başlangıcı nedir? Yaradılış kuramı ve Evrim kuramı. Tanrı’dan mı, maymundan mı geliyoruz? Adem ve Havva kuramı. Dini ve Tanrı tartışmasının neresindeyiz? Atatürk ve Türkiye bu tartışmanın neresindedir?
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 352
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2004
₺32,00

Tarih yazmak yoğun bir çalışma ve araştırma gerektiren iştir. Günümüzde internet bilgiye ulaşmayı kolaylaştırsa da özellikle arşivin gelişmediği, kaynakların kıt olduğu bir dönemin ve konunun tarihini yazmak çok daha sıkıntılıdır. Sessiz sinema dönemiyle ilgili tarih yazmak döneme ait pek çok filmin, bilginin, kaynağın yok edilmiş olması nedeniyle bu sıkıntının yaşandığı bir konudur. Ayrıca sinema tarihi, salt filmlerin sıralandığı bir iş olmanın ötesinde bir çalışma gerektirir. O nedenle bu çalışmada salt filmler, yönetmenleri sıralanmamış, ulaşılabilen kaynakların el verdiğince filmde çalışan oyuncusundan, kameramanına, sesçisine, dekorcusuna, varsa özgün müzik bestecisine vb. gibi çalışan ekibine dek yer verilmeye çalışılmış; bunların yaşamlarından önemli kesitler anlatılmış; gerek sinema akımlarının, gerek yönetmenlerinin özellikleri açıklanmış; gerekse filmlerin, filmleri üretenlerin yaşadıkları dönem, bu dönemlerdeki toplumsal, siyasal ve ekonomik durumlar incelenerek etkileşimleri irdelenmiştir. Bu çalışmanın sinema çalışanlarına, sinema öğrencilerine, sinemaseverlere önemli bir kaynak oluşturduğu kanısındayız.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 400
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2016
₺99,90

Tarih öncesinden günümüze savaş, hayatımızın değişmezi. İnsan uğraşlarının pek çoğunun aksine, katletmenin gelişimi oldukça istikrarlıdır. İnsanoğlu, sürekli daha iyi, daha hızlı ve daha verimli şekilde öldürmenin yollarını bulmuştur. İnsanın gelişiminin her yeni dalgası, yeni bir silahlanma yarışını beraberinde getirmiştir. Barbarlıktan uygarlığa, ok ve yaydan nükleer başlıklı kıtalararası balistik füzelere her çağda toplum ve savaş sanatı radikal değişiklikler geçirmiştir. Silahların değişimi sadece nasıl savaştığımızı değiştirmedi, aynı zamanda neden ve ne zaman savaşacağımızı da değiştirdi. Savaşları Değiştiren 50 Silah bize bugüne gelmek için neleri nasıl yaptığımızı anlatıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 360
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2016
₺87,90

Avanaklar Çetesi matematik konularını eğlenceli öykülerin içinde anlatıyor.

Sevimli çete üyelerinin büyük ve kötü planları var. Ama kısıtlı matematik bilgileri yüzünden cesur maceralarının sonunda hep elleri boş kalıyor. Keşke birazcık daha matematik bilselerdi...Avanaklar Arazi Peşinde, uzunluğun ne olduğunu anlatıyor. Ölçüler ve ölçüm aletleri, uzaklık, alan, boyut ve daha pek çoğu... Hayatımızda büyük yeri olan bu konunun çocuklara eğlenceli bir anlatımı.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 32
En / Boy : 22 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2016
₺44,00

Celal A. Kanat’ın Hegel’in Devlet ve Toplum Felsefesine Giriş adlı çalışmasıyla başlayan incelemesi, elinizdeki kitap, Hegel’in Devlet ve Toplum Felsefesi’yle devam ediyor. Celal A. Kanat’ın Hegel felsefesinde devlet ve toplum üzerine olan incelemesinin 2. ve 3. kitabından oluşan ve Minerva’nın Baykuşu alt başlığını taşıyan bu titiz çalışma, alanında Türkçede ortaya konmuş en kapsamlı çalışma olma iddiasını taşıyor. Ve bu iddianın hakkını veriyor.

Uzun bir araştırma, adanma ve emek sürecinin ardından okurun karşısına çıkan kitap, Hegel’de devlet ve toplum kavrayışı üzerine hem açıklayıcı ve öğretici, hem de eleştirel ve irdeleyici olma özelliğini taşıyor.

Hegel’in Devlet ve Toplum Felsefesi, tam da alt başlığın işaret ettiği gibi, Minerva’nın Baykuşu misali, alacakaranlıkta güçlü ve zorlayıcı sesini duyuruyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 656
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2017
₺102,00

Hakan Savaş, sinema sanatı ile yazınsal anlatımı birleştirerek, ülkemiz sinema eleştirisi alanında yeni bir yol açtı.

Onun yazılarında, bir filmin ve yönetmenin dünyasını tanırken aynı zamanda, sanki bir edebiyatçının kaleminden bir öykü ya da roman parçası okur gibi oluyoruz. 
Bu anlatım biçimi sinema yazarlığını, eleştiri türünün tekdüzeliğinden kurtarıp, onu katmanlı bir metin özelliğine kavuşturuyor.

Bu kitapta çağın sanatı sinemanın uzak ve yakın başyapıtlarını ilk kez karşılaşırcasına yeniden keşfedecek, edebiyatla sinemanın böylesine birbirine yaklaştığı metinleri benzersiz bir zevkle okuyacaksınız.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 280
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2017
₺71,90

Henry Heller, kapitalizmin derinleşen krizi ve devam eden batı dışı kapitalist gelişimin ışığında Avrupa ve dışındaki feodalizmden kapitalizme geçiş tartışmalarını ele alıyor.

Kapitalizmin kökenine, doğasına ve sürdürülebilirliğine odaklanan argümanlarıyla Heller, dönüşüm tartışmasının tarihsel kanıtları ve eleştirel sorgulamasına dair yeni bir okuma sunuyor. Kapitalizmin ekonomik olduğu kadar politik bir oluşum olarak anlaşılması gerektiğini savunuyor. 

Yazar, kapitalizmin geleceğinin her zamankinden daha tehlikede olduğu vurguluyor ve Robert Brenner’in son zamanlarda destek gören tamamıyla ekonomik yaklaşımına yeni bir soluk getiriyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 384
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2017
₺60,00

Clausewitz, Napoleon’a karşı direnmek amacıyla 1812 yılında Rus ordusuna katılmak için Prusya’yı terk etmeden önce, askerlik eğitimi verdiği on altı yaşındaki Prusya Veliaht Prensi Friedrich Wilhelm’e bırakmak için bir deneme kaleme alır. Çoğunlukla “Savaşın Esasları” diye anılan eser, Clausewitz’in o zamana kadar ki birikimini genç öğrencisine yansıtma amacı taşır. Maalesef sıklıkla Clausewitz’in olgunlaşmış teorisinin bir özeti olarak görülmüştür ki aslında kesinlikle böyle birşey değildir. Bilakis, daha sonra yazacağı başyapıtı Savaş Üzerine’nin habercisi niteliğindedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2017
₺47,90

Elinizde tuttuğunuz kitap kısa film, belgesel ve video sanatı olgularının ne olduğunu, tarihsel gelişim perspektifinden açımlamaya çalışırken  bu üç alan arasındaki geçişkenlikleri, uzman akademisyen ve sanatçıların metinleriyle  somutlaştırmayı amaçlıyor. Özellikle çağdaş sanat alanında video sanatının anlatım yöntemleri açısından giderek kısa film ve belgesel ile kurduğu yakın ilişki, gerek sanat akademilerinde okuyanlar gerekse izleyici kitlesi açısından  “video sanatı nedir?” sorusunu doğurmuş durumda. O halde söz konusu üç disiplinin kuram, teknik ve anlatım yöntemleri açısından birbirlerine dokundukları ve koptukları noktaları büyüteç altına almak onların ne olduklarını da anlamamıza yardımcı olacaktır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 448
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2017
₺119,90

Sophie’nin Günlüğü, Fransız matematikçi Sophie Germain’in hayatından esinlenerek yazılmış kurmaca bir günlük. Fransız Devrimi’nin en çalkantılı yıllarında büyüyen bir genç kızın kendi başına matematik öğrenme sürecini anlatıyor. Kurmaca günlük 1789-1794 yılları arasındaki toplumsal karmaşayı tarihsel gerçeklere bağlı kalarak matematik ile iç içe anlatıyor. Fermat’ın Son Teoremini’nin çözümüne katkıda bulunmuş nadir insanlardan olan sıradışı genç kadının yolculuğuna tanıklık ediyoruz.

1776’da Paris’te doğan Sophie Germain’in çocukluğu ve matematiğe yönelişine dair az şey biliniyor.  Biyografilerinde, Ecole Polytechnique’teki bir erkek öğrencinin adını kullanarak kendi çalışmasını Lagrange’a sunduğundan bahsediliyor. Hala Germain’in bu noktaya kadar nasıl matematik öğrendiğini bilmiyoruz.

Sophie’nin Günlüğü kendi kendini eğitmiş genç bir kadının matematik macerasını anlatıyor.

 

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 360
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2017
₺87,90

Leo Corry, sayı fikrinin arkasındaki hikayeyi, pisagorcuların ilk günlerinden yirminci yüzyıla kadar anlatıyor. Sayıların nasıl kavrandığı ve ele alındığını, Klasik Yunan matematiğinden, İslam matematiğine, Ortaçağ ve Rönesans Avrupa matematiğinden bilimsel aydınlanma dönemine oradan da  18. yüzyıldan 20. yüzyılın başlarına kadar inceliyor.

Sayıların, işlevsel kullanımlarına ve sayılar üzerine temel tartışmalara odaklanırken sayıların öyküsünün eşitlik fikriyle ne kadar bağlantılı olduğu üzerinde duruyor. 

Matematik tarihi çeyrek asırdan uzun zamandır oldukça etkin ve değişken bir araştırma alanı. Leo Corry, matematikle ilgili herkes için Antik Yunan’dan yirminci yüzyılın başına sayı kavramlarının gelişimine dair kapsamlı ve anlaşılır bir metin sunuyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 408
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2017
₺103,90

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 64
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2017
₺47,90

Yunus Emre, Türkçenin 13. ile 15.  yüzyılları arasındaki dönemini kapsayan “Eski Anadolu Türkçesi”nin en önemli temsilcilerinin başında gelmektedir. Medrese eğitimi görmüş, devrinin bilimlerini, Arapçayı, Farsçayı, dört kitabı, hadisleri, peygamber kıssalarını, vahdet-i vücud’u, skolastik felsefeyi, mitolojiyi ve daha pek çok şeyi öğrenmiş, çağına göre bilgi ve zeka düzeyi yüksek bir insandı. Defterin, kitabın, mektebin dışında “ilham”a dayalı olan Yûnus’taki manevi güç, şiir elbisesi giydirildikten sonra onu okuyanların karşısına her zaman başka bir cazibeyle çıkmış ve okuyanlar tarafından bunu tam olarak ifade edebilmek bir türlü mümkün olmamıştır. Bu yüzden Yunus Emre’yi onun diline  daha yakın bir dilin daha iyi anlatabileceği düşüncesiyle eserde Yunus’u anlamayı zorlaştıracak karmaşıklıkta bilimsel üslup ve ifadeler olabildiğince az kullanılmıştır.

Fatih nüshasına göre hazırlanan bu çalışma, esas olarak Risâletü’n-Nushiyye ile Divan’ın transkripsiyonlu metnini, gramatikal dizinini ve detaylı gramer incelemesini içermektedir. 

Tasavvuf düşüncesi ve bu düşünceyi şekillendiren unsurlar ayrıntılı bir biçimde yeni baştan ele alınmıştır.

Yunus Emre’nin yaşadığı Selçuklu dönemi siyasal ve sosyal yönden araştırılmıştır.

Yunus Emre’nin hayatı ve eserleri, yaşadığı dönemin tasavvuf akımları ele alınmak suretiyle değerlendirilmiştir.

Metindeki sözcüklerin tasavvufi anlamları dizin bölümüyle birlikte verilmiştir.

Eserlerdeki tasavvufî deyimler ve mecazlar ile tasavvuf dışı deyim ve birleşik ifadeler ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir.

Araştırmacıların metin üzerindeki farklı okuma tercihleri dipnotlarda karşılaştırmalı olarak gösterilmiş, bazı sözcüklere verilmiş olan yanlış anlamlar düzeltilerek sözcüklerin doğru anlamları tanıklarıyla birlikte verilmiştir.

Yunus Emre’nin eserlerinin söz varlığı istatistik ve grafiklerle değerlendirilmiştir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 990
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2017
₺239,90

Daniel Arasse, okuyucuyu perspektifin icadından, figürün ortadan kalkışına, resim tarihin içinde altı asırı aşan bir yolculuğa çıkarıyor. Perspektif, detay, anakronizmin talihi ve talihsizliği, restorasyon, görünürlük ve sergilemenin koşulları gibi büyük sorunsalları inceliyor. Bir yandan da Leonardo da Vinci, Michelangelo, Vermeer, Ingres, Manet gibi kilit sanatçılar üzerinden resim tarihinin önemli anlarına dair görüşlerini sunuyor. Yazarın incelemesi Raphael, Mantenga, Fragonard gibi pek çok ressamın eserlerinden somut örneklerle zenginleşerek çağdaş sanata dair bakış açısıyla sonlanıyor. Okuyucu anlaşılır ve açık anlatımıyla resim tarihini keşfe ve bu keşiften keyif almaya davet eden kitap zeka ve mizah dolu anlatımıyla sürekli şaşırtan ve etkileyen bir çalışma.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 208
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2017
₺75,90

15 Kasım 1920 tarihinde Sivastopol’ün Kızıl Ordu’nun yönetimine geçmesinden birkaç gün önce Kırım’dan kalkan son gemilerle İstanbul’a doğru yola çıkan Averçenko, İstanbul’dan Prag’a süren yolculuğunu özgün alaycı bir üslupla aktararak, yaşamının bir yılını geçirdiği İstanbul’a dair izlenimlerini Bir Safın Notları’nda kaleme almıştır.

Devrim öncesi eserlerinde mizahı gülmek ve güldürmek için kullanan yazar, göç sonrası dönemde bunu bir anlatım aracı olarak kullanmıştır. Grotesk mizahı ve hicvinin konusu yazarın kendisi ve Rus göçmenlerin günlük yaşamlarıdır. Averçenko, İstanbul’daki göçmenlerin hayatlarını, şehir yaşamının ilginç yönlerini, derin gözlem ve düşüncelerini okuyucuya aktarmaktadır. Kitabın ikinci bölümünü oluşturan “Çekoslovakya” hikayeleri, yazarın bir göçmen olarak yurtdışındaki gözlemlerine dayanmaktadır. Eserin son hikaye bölümünü oluşturan “Kara Güç” ise, Devrimin ülke ve yaşayanlar üzerindeki yıkıcı etkisini yazarın kendi bakış açısıyla anlatmaktadır.

Rus edebiyatının mizah ustası Arkadi Averçenko bu eserinde dil, kültür, yaşam gibi pek çok açıdan hem Rus tarihinin farklı bir yanını gözler önüne sermekte hem de Rus göçmenlerin hüzün ve acılarını ince bir mizah ile okuyucuya aktarmaktadır.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 256
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2017
₺33,60

Hannah Arendt’e göre antik Yunan’ın sakinleri birlikte nasıl yaşayabilecekleri sorusu üzerine konuşmayı hiç de basit bulmazlar. Aksine bu konuda karar almanın ne denli önemli olduğu bilincine sahiplerdir. Buna karşın modern insan kendini zorunluluk kategorilerinin işlevsel mantığına feda ederek siyaseti egemenlik ilişkilerinin içine hapsetmektedir. Bugün hem yoksulluk gibi yurttaşlık potansiyelini ortadan kaldıran koşul hem de cinsiyet, etnik ve dinsel kimlik gibi tartışılmaz nitelikler siyasal faaliyetlerin temel araçları haline getirilmektedir. Siyaset bu biçimiyle bedene bağlı zorunluluk koşullarının tartışılmasına indirgenmektedir. Böylesi bir pratik ise Arendt için bize sadece şiddetin egemen olduğu siyaset dışını göstermektedir.

Bu çalışma siyasal olan tartışmalarında temel yarılmanın hangi düzlemde şekillendiği sorusuna odaklanmakta ve Arendt’in bu yarılmadaki konumunu tespit etmeye yönelmektedir. Diğer yandan Arendt’in siyasal olan kavrayışının güncel konuları yorumlamada ne denli önemli fırsatlar sunduğunu Türkiye özelindeki kimi sorunlar üzerinden göstermeye çalışmaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 248
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2018
₺71,90

Matematik hiç bu kadar eglenceli olmamıştı!

Ünlü bilmece ustası ve oyun tasarımcısından 315 yeni ve klasikleşmiş bilmece!

Bilmeceler Dünyası bilmece tutkunlarını ve meraklı herkesi, matematiğin saklı güzelliğini, tarihini ve sayıların bilimiyle oluşturulmuş bilmeceleri keşfetmeye çağırıyor. Tarihi bilgilere, zihninizi yoracak bilmeceler, paradokslar, illüzyonlar ve problem çözümleri eşlik ediyor. Güncel verilerle hazırlanmış 315 bilmecenin detaylı açıklamaları, matematik ve eğitim alanlarında nasıl kullanılabileceklerinin anlatımının tarihi ve pedagojik yaklaşımı, Bilmeceler Dünyası’nı sıradışı bir eser haline getiriyor.

Ivan Moscovich’in kendine has tarzı ile görsel bir deneyime dönüşen bilmeceler sizi keyifli bir maceraya çağırıyor. On bölümden oluşan kitap cevaplarla tamamlanıyor. Bilmecelerin zorlukları, cözülürken kullanılacak araçlar simgelerle gösteriliyor.

Ivan Moscovich
Bilmeceler ve zeka oyunları alanında uluslararası üne sahip Yugoslavya doğumlu yazar. Kariyerine büyük oyuncak firmalarına oyunlar tasarlayarak başladı. Kitapları 15’ten fazla dile çevrildi ve dünya çapında milyonlarca adet sattı.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 396
En / Boy : 23,5 / 26,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2018
₺343,90

Bu kitap, insana, doğaya ve yaşama karşı farklı bakış açıları sunan psikanaliz ve diyalektik materyalizmin düşünsel temelleri üzerinde, sinemanın insan bütünlüğünü nasıl ele alması gerektiği sorusundan hareket eder. Psikanaliz ve diyalektik materyalizmin felsefi ve bilimsel yapısını sorgular. İnsan bilincinin, toplumsal ve kültürel yapının nasıl oluştuğunu sergiler.

İnsanın maddi ve manevi gerçekliğinin sinemasal yaratılarda nasıl işlenmesi gerektiğini inceler. Psikanalizin ve diyalektik yöntemin sinemada nasıl temsil edildiğini araştırır. Rüya estetiğini ve rüya ile bağlantılı anlatım biçimlerini ele alır. Böylelikle filmlerin görünen yapıları ile görünenin altındaki anlam katmanlarının açığa çıkartılmasının gereğini ortaya koyar. Filmsel yaratılarda, insan bilinciyle toplumsal yapı arasındaki bağların doğru yansıtılmasının ve maddi gerçeklikle manevi gerçeklik arasındaki diyalektik etkileşimin sergilenmesinin önemini vurgular. Teorik düzlemde yaptığı değerlendirmeleri, kısa bir film senaryosu üzerinde uygulayarak, okurlara örnek çalışma da sunar.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 152
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2018
₺47,90

Tarkovski, dünya mükemmel olmadığı için sanatın var olduğu inancındadır. Godard, sinemanın bir düş ya da hayal ürünü olmadığını, hayatın kendisi olduğunu söyler. Lenin, sinemanın en etkili sanat dalı olduğunu ileri sürer. Deleuze, sinemayı felsefi bir yaratım ve düşünce faaliyeti olarak kabul eder. Bertolt Brecht de, bütün sanatlar, sanatların en yücesi olan yaşama sanatına hizmet eder, düşüncesindedir. Her sanatçı/düşünür kendi açısından, insanın yarattığı bütün anlatım biçimlerini kendine özgü bir dil içinde kullanan ve teknolojik olanaklardan yararlanarak en geniş izleyici kitlesine ulaşan sinemanın önemine vurgu yapar.

Filmsel yaratı insan, doğa ve yaşamla ne kadar derinden bağlar kurarsa o kadar yüzeysellikten kurtulur ve estetik bir nitelik kazanır. Duyguları, düşünceleri sinematografik imgelere dönüştüren sinema, insana sınırsız bir hayal gücünün kapılarını açar. Yarattığı atmosfer ve duygu yoğunluğu ile insanları sarsmak ister. Alışıldık görme, düşünme ve konuşma biçimlerini kırarak, gerçekliğin bütün boyutlarıyla kavranmasını sağlamaya çalışır.

Sanatçıların düşünceleri ve sinemanın anlatım olanaklarının genişliği düşünüldüğünde, sinema sanatına dair yapılacak çalışmaların önemi ortaya çıkar. Bu kitap da yedinci sanat olarak değerlendirilen sinemaya yedi pencereden bakar. Sinema eğitiminin temel dersleri olan yedi başlık altında, Türk ve dünya sinemasının önemli yönetmenlerini, filmlerini ve konularını inceler. Böylelikle, sinema kültürüne katkıda bulunmak ister.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 272
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2018
₺55,90

Bugün, insan tarafından biçimlendirilmiş ya da insan üzerinde etkisini göstermiş, herhangi bir yerde ve zamanda olmuş şeyleri, bunlara ilişkin sözlü, yazılı kaynakları ve maddi kültür kalıntılarını analiz-sentez yöntemiyle eleştiri süzgecinden geçirerek, neden-sonuç ilişkileri içinde kavrayıp, sistematik olarak açıklayan bilim dalına “tarih” denilmektedir.

Hellencede “tarih” anlamına gelen “ἱστορία” (historia) sözcüğü, “araştırmak”, “bilgi edinmek” anlamına gelen “ἱστορεῖν” (historein) fiilinden gelmektedir. Gerçekten de tarih yazımı Hellenler için başlangıçta bilgilerin kaydedilmesinden başka bir şey olmamıştır. Hellen tarih yazımının dolayısıyla da dünyada tarih yazımının öncüleri de Herodotos’un tarih yazımına da büyük kolaylık sağlamış olan çoğunluğu Ionialı olan logographoslar olmuştur.

İşte bu logographosların en ünlüleri de kitabımızın da konusunu oluşturan İÖ 6-5. yüzyıllarda yaşamış olan Lampsakoslu Kharon, Lydialı Ksanthos, Miletoslu Hekataios ve Lesboslu Hellanikos’tur.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 200
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2018
₺71,90

Aleksandr Kondratov ilginç eserinde su-altı arkeolojisi başta olmak üzere etnografya, dilbilim, jeoloji ve diğer bilimlerin bakış açılarından da yararlanarak insanlığın gezegenimizdeki macerasıyla doğrudan ilişkili sorulara yöneliyor. Bu çok yönlü yaklaşımla Easter Adası kültüründen, Amerikan yerlilerinin kökenine, Polinezyalıların orijinal vatanlarından, Avustralya’nın insan yerleşimine açılmasına, Antik Dravid medeniyetinin yayılışından, efsanevi St. Brendan, Antilia ve Thule adalarına, Kanarya Adaları’nın soyu tükenen kabilelerine ve ciltler dolusu yazına yol açmış büyüleyici gizem Atlantis’e pek çok tarihsel bilmeceyi, gizemi inceliyor. Pasifik, Hint Atlantik Okyanusu’nda homo sapiensin izlerini süren bu çalışma herkese sıradışı, keyifli bir okuma sunuyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 288
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2018
₺67,90

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 387
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2017
₺87,90

Köy Enstitüleri 17 Nisan 1940’ta kuruldular ama 1946’dan başlayarak, kapatıldıkları 1954 yılına değin kapanış sürecine sokuldular. Demek ki onların dillere destan kimlikleri 6 yıl süren kısacık bir zaman diliminde oluşturuldu. Üstelik bu yıllar; faşizmin dünyayı kasıp kavurduğu, Türkiye’de tek partili, milli şefli dönemin yaşandığı, “Türkçü-Turancı akımların altın çağı” diye tanımlandığı yıllardı.

Öyleyse bu kurumlar; Milli Şef İnönü’nün desteğinde kurulmuşlar ve yine onun siyasal erkin doruğundaki varlığında 6 yıl yaşamışlardı ama çok partili yaşama geçildiğinde siyasal erkte yine CHP ve İnönü varken, daha da geliştirilmeleri olasılığı ortadan kaldırılmak üzere kapanış sürecine sokulmuşlardı.

Yazara göre salt Türkiye’de değil, dünyada bile yepyeni bir gerçeklik olarak yaratılan bu ilginç kurumların olmazsa olmazı iki kişiden biri Hasan-Ali Yücel, öteki de İsmail Hakkı Tonguç’tur. Onların insancı (hümanist), savaşımcı varlıkları ve bilime dayalı öngörüleri iledir ki Köy Enstitüleri, Cumhuriyet’ten 20 yıl sonra bile kağnılarla, kara sabanlarla sürüp gelen kırsal yaşamı; ekonomik, toplumsal, siyasal yönleriyle kentsel yaşama dönüştürmek üzere kurulmuşlardı.

Onlar yoksul ve orta halli köylülerin çocuklarını; düşünsel, ruhsal, bedensel varlıklarıyla bir bütün olarak kavrayıp eğitbilimin gerekleri uyarınca yetiştirdiler. Bu köy çocuklarının; çalıştıkları yörelerde, yurt ve dünya düzeylerinde yürüttükleri savaşımların, Türkiye’nin toplumsal ve siyasal tarihinde silinmez izleri vardır. Elinizdeki her iki kitap; bu savaşımların doğası gereği Köy Enstitüleri ekseninde, bu kurumların öncesini ve sonrasını kapsayan yaklaşık yüz yıllık Türkiye tarihine de yer yer uzanıyor.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 377
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2017
₺87,90

İkinci Dünya Savaşı öncesinde birbiriyle rekabet eden üç ekonomik-politik sistem mevcuttu: Kapitalizm, Faşizm ve Devletçi Sosyalizm. Kapitalist sistem, özel mülkiyete dayalı kapitalist sınıf hâkimiyetidir. Faşizm, faşist parti diktatörlüğüne dayalı kapitalist sınıf hâkimiyetidir. Devletçi sosyalizm ise, devlet mülkiyetine ve komünist partiye dayalı bürokratik hâkimiyettir. Bu sistemlerin hepsi, insani özgürleşmeyi engelleyen “özgürlük karşıtı” sistemlerdir. Çünkü üçü de şu veya bu düzeyde emekçi kitleleri sömürür, emeğin yabancılaşmasına neden olur, özgürlükleri sınırlandırır ve hatta yok eder.

Bu üç “özgürlük karşıtı sisteme” karşı geliştirilmiş olan “Sosyalist Özyönetim Sistemi” ise sömürüyü ortadan kaldırmak, yabancılaşmayı bertaraf etmek ve özgürlükleri genişletmek suretiyle insanı özgürleştirmeyi amaçlar. Dolayısıyla sosyalist özyönetim, eş zamanlı olarak özel mülkiyeti, devlet mülkiyetini, kapitalist sınıf hâkimiyetini ve bürokratik hâkimiyeti aşmaya çalışır. Sosyalist özyönetim, kendi kendini yöneten “sınıfsız, sömürüsüz ve devletsiz özyönetimsel toplumu” kurmayı ve böylece “insanı özgürleştirmeyi” amaçlar. Bu büyük amaç, Yugoslavya’da 1950-1980 döneminde uygulamaya geçirildi ve denendi.

Elinizde tuttuğunuz bu kitap, Yugoslavya’da uygulanmış olan Sosyalist Özyönetim Sistemi’nin özelliklerini, aktörlerini, işleyişini, başarılarını ve problemlerini eleştirel biçimde inceleyip analiz etmekte ve daha da önemlisi, gelecekteki “muhtemel özyönetim uygulamalarına” ışık tutmaktadır. Ayrıca bu çalışma, Sosyalist Yugoslavya’nın ayrıntılı ekonomi-politik analizini yapmak suretiyle konuya ilgi duyan araştırmacılara ve okuyuculara önemli bir kaynak sunmaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 656
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2018
₺111,90

Bireysel tepkilerden, ideolojilere, insanoğlunun geliştirmiş olduğu geniş eylem ve söylem alanı haksızlığa uğradığını düşünen bireylerin ya da kitlelerin çözüm arayışlarını yansıtır.  Haksızlık olarak algılanan durumlara karşı geliştirilen tepkilerin en dikkat çekicilerinden birisi sivil itaatsizliktir. Sivil itaatsizlik teorisyenlerin gözünde bir takım haksız uygulamalar karşısında, kamuoyunun ve yasal otoritelerin dikkatini çekmek adına söz konusu haksızlığı ortadan kaldırmak amacıyla, bütün yasal yollar denendikten sonra, şiddete başvurmadan, kamuya açık bir şekilde yapılan, yasal olmayan, en az bir hukuk normunu ihlal eden, ihlalin sonucunda ortaya konacak yaptırıma katlanmaya hazır olmayı gerektiren, ahlaki bir takım motivasyonlarla gerçekleştirilen pasif bir direniş yöntemidir.

Bu kitap, sivil itaatsizlik ve anarşizm arasındaki olası ilişkilerin farklı bir bakış açısıyla değerlendirilmesi amacıyla hazırlanmıştır. Sivil itaatsizlik olgusuna yüklenen klasik anlam ve bu bağlamda söz konusu olan tanımlamalara karşı sivil itaatsizliğin bünyesinde barındırdığı itaatsizlik olgusunun, anarşizmin öngördüğü bütünsel değişimi tetikleyecek bir mekanizmaya sahip olup olmadığı sorgulanmaya çalışılmıştır.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 296
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2017
₺71,90

Sanat sineması, elli yılı aşkın süredir, izleyici, yönetmen ve eleştirmenler için, sinemayı Hollywood dışında hayal edebilmek anlamına geliyor. Buna rağmen, 1970’li yıllardan beri şaşırtıcı şekilde akademik ilgiden uzakta olan bir kavram. Son otuz yıldır da küresel bir yayılma içinde; coğrafyalar-arası, uluslar-ötesi estetikler, anlamlar üretiyor.

Sanat sineması, küreselleşme, dünya kültürü ve sinemanın uluslar-ötesi akış ekonomisinin film biçiminin yörüngeleriyle nasıl kesişebileceğine dair güncel soruların üstüne giden, eleştirel bir kategori. Küresel Sanat Sineması, böylesi karmaşık bir kategoriye nasıl yaklaşabilineceğinin cevabını arıyor. Sanat sinemasının melez kimliğini, güncel film araştırmaları için merkezi olan soruları keşfetmeyi hedefliyor. Sanat sinemasına, küresel film kültürünün hem etkin bir yanı hem de eleştirisinin vazgeçilmez bir bölümü olarak odaklanmayı hedefliyor ve sanat sinemasının yeni biçim ve sınırlarının hatlarını çiziyor.

Doğu Asya ve Latin Amerika yeni dalgalarının görünürleşmesinden, Avrupa filminin tekrar güclenmesine, İranlı yönetmenlerin başarısına ve dünya sinemasını şekillendiren film festivallerinin yükselişine, eser sanat sinemasının özündeki uluslararasılığı merkeze alıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 592
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2018
₺135,90

İstanbul’da bankerlik yaptığı bilinen Julius R. Van Millingen’in 1800’lü yılların ortasında yazdığı Osmanlıdan İnsan Manzaraları kitabı, Osmanlı topraklarında doğmuş, yaşamış bir İngiliz’in özgün gözlemlerinden oluşan bir eser. Osmanlı İmparatorluğunun son döneminde yaşamış bir insanın bakışıyla Arnavutların, Tatarların, Pomakların, Bulgarların, Kırgızların, Lazların, Ermenilerin, Yunanlıların, Ulahların, Yahudilerin, Çingenelerin, Suriyelilerin, Dürzilerin, Marunilerin, Bedevilerin, Türklerin karakterleri, dini inançları, kıyafetleri, yemek anlayışları ve tarihleri üzerinde duruluyor. Yazarın gündelik hayata dair gözlemlerine sokak hayvanları ve insanların hayvanlara karşı olan yaklaşımları bile giriyor. Renkli ve karmaşık Osmanlı toplumun kültür tarihine dair ilginç bir okuma.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 104
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2018
₺47,90

Kurgu; film biçiminden film kuramlarına kadar sinemanın tüm evreninde belirleyici bir rol oynar. Hem teorik hem de teknik olarak sinema alanında çalışan herkesin bilmesi gereken zorunlu bir ortak alandır. Ancak kurguyu bilmek bir yazılımı ya da bir kurgu masasını kullanmayı bilmek demek değildir. Kurgu, kurgu makinesini öğrenmekten çok daha fazlasıdır. Çekimlerin ritmini algılayıp hareketi sınırlandırmayı kavramaktır. İki çekimin birbiriyle olan ilişkisinin anlam ve duygu yaratma olasılıklarına hakim olmaktır. Çekimden sahneye, sahneden sekansa, sekanstan filme bir bütünü görebilmektir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 392
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2018
₺87,90

Toplumsal muhafazakârlığın özgün vasıflarının ayırdına varmak, dolayısıyla, hangi nedensel süreçler içinde ve nasıl inşa edildiği sorularının yanıtlarına ulaşmayı amaçlayan eser, tüm modern emarelere rağmen muhafazakarlaşmanın niçin hüküm sürdüğünü anlamaya çalışıyor.

Sosyal bilimlerdeki müşterek açmaz, işe koşulan kavramların muhtevası hakkında pek az tartışma yürütülmesi. Bunun olağan sonucu olarak, ziyadesiyle aşınmış ve nihayetinde kendisiyle iş yapılamaz hale gelmiş olan kavramların mahal verdiği anlam atıf kopukluğu, tartışmayı ilerletmeden evvel geriye dönük bir eleştirel müdahaleyi elzem kılar vaziyettedir.

Bu çalışma, Türkiye’de münhasıran Adalet ve Kalkınma Partisi’nin iktidarıyla birlikte gittikçe alevlenen ve ekseriyetle sağcılık, dindarlık/dincilik, yobazlık, bağnazlık, gericilik, değişme karşıtlığı gibi karşılıklarla anılan muhafazakârlığa ilişkin tam olarak bu nevi bir müdahaleye girişmektedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 304
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2018
₺71,90
Kaliteli birey, kaliteli aile, kaliteli toplum oluşturmanın yolu ilkeli bireyler yetiştirmekten geçer. İlkeli insan yaşamın odak noktasına temel ilkeleri koymuş insandır. İlke, bireyin tutarlı biçimde izlediği ve uyguladığı düşüncelerdir. İlkeler değişmeyen derin ve temel gerçeklerdir. Ve bizi ilkeler yönetmektedir. İlkeli insan kitabı sizleri temel ilkeler dünyasına götürmektedirç Daha güzel, daha başarılı ve daha mutlu bir yaşam için...
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 245
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2004
₺38,25

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 280
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : .
₺20,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 171
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 10.1996
₺8,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 336
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2000
₺20,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 507
En / Boy : 13,5 / 20,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2004
₺84,00
"...Az sonra, korkunç devler İkamzeda ve Sivina’nın içinde bulunduğu bakırdan iki kızak gelmiş. Ağızları bir kulaktan ötekine varıyor, saçları bellerine kadar iniyor, kolları yerlerde sürünüyormuş. Kızaklarını da renler değil, yırtık giysiler içinde, dilleri bir karış dışarda yorgunluktan bitkin düşmüş, yaşlı erkekler ve kadınlar çekiyormuş..."
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 350
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2000
₺20,00
Gün geçtikçe yitiklerimiz artıyor. Kendimizi yenilemeliyiz. İnsanın Yenilmezliği yiğitliğinden değil, yenilgiyi yengiye dönüştürmeyi bilmesinden gelir.
Sovyetlerde yaşananlar, insanlığın yaşadığı son trajedi değildir. İnsanlık zehir acısı biberi yetiştiren toprağın, şeker tatlısı üzümü de yetiştirdiğini öğrendi bir kez.
Hasan Kıyafet bu romanında emekten yana ödünsüz tavrıyla sosyalizmin yaşadığı bunalımı ameliyat masasına yatırmaktadır. Sosyalizm bitti diyenlere "Bismillah Sevde ve Sosyalizm" diyerek bir başlangıcı vurgulamaktadır.
Bismillah Sevda ve Sosyalizm, hepimiz içinde kördüğüm olmuş, bir sürü soruya yanıt aramaktadır. Deyim yerindeyse yüreğimizde kurumaya yüz tutmuş çiçeklere su vermektedir.
(Arka Kapak)
Sayfa Sayısı : 176
Basım Tarihi :
Kapak Türü : Karton Kapak
Kağıt Türü : 3. Hamur
Basım Yeri : İstanbul
₺3,20 KDV Dahil
1 2 3 ... 8 >
Çerez Kullanımı