İnsanlık tarihi boyunca her dönemde varlığını devam ettiren terörizm, değişen ve gelişen koşullara uyum sağlayarak uluslararası barış ve güvenliği tehlikey e düşüren en ciddi tehditlerden birisi hâline gelmiştir. Günümüzde terörizm ulusal sınırları aşmış ve uluslararası terörizm biçimine dönüşmüştür. Hiç şüphesiz terörizmin ulusal sınırları aşması ile birlikte içeriği ve boyutları da büyük ölçüde değişmiş ve daha karmaşık bir güvenlik sorunu hâline gelmiştir.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 304
En / Boy : 13.5 / 21.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2020
₺47,70
₺53,00

This book analyzes Turkey's fight with terrorism, overseas bases and its efforts to produce indigenous weapons. Threats to Turkey have changed and transformed in the last two decades. Besides, struggling with the PKK terrorist organization, the Arab Spring led to the emergence of new existential threats such as ISIS, another terrorist organization, PKK's Syria branch YPG, and waves of migration, originating mainly from Syria. In addition, Turkey incurred a failed military coup perpetrated by FETO (Fetullahist Terrorist Organization) in 2016. Thus, it had to fight PKK, YPG (SDF), ISIS and FETO simultaneously until recent times. On the other hand, Turkey accelerated the production of indigenous weapons from early 2000s onward. As of 2021, more than 70% of Turkish army's military equipment is supplied by local defense companies. Relying on its economy, active foreign policy and advanced weapons, the Turkish state also began to construct military bases in various countries and got involved in clashes.


Basım Dili : İngilizce
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 194
En / Boy : 13.5 / 21.5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 2.2021
₺44,10

"- Bu satılık mı?

Ünlü ressam, fırçası kadar hünerli zekasıyla bu soruyu şöyle yanıtladı: - Evet burada gördüklerinizin hepsi satılıktır. Benim dışımda... Uygun çerçeve bulsam kendimi de satacağım ama, kendime çerçeve bulamıyorum!

Son yıllarda kulaklarımız, parayı verenin çaldığı düdüklerle sağırlaşmadı mı? Paranın padişahlığını görmedik mi? Kara paranın krallığına, toplum olarak hep birlikte tanık olmadık mı? Milyonlar, milyarlar, dönme dolaplar gibi, insanların vicdanlarında dönüp durmadılar mı?

Evet sevgili dostlar... Bir memlekette namuslu kalmak artık bir cesaret işi olmuşsa, vay bizim halimize! Bakın çevrenize; dostlarınıza, arkadaşlarınıza bakın. Bu kurtlar sofrasından paylarını almamış olanlara, eşleri, çocukları ve yakınları ile namuslu olma cesaretini göstermiş olanlara... Düğmelerinizi ilikleyin, şapkalarınızı çıkarın!.. Onlar toplumumuzun adsız kahramanlarıdır. Onların çerçeveleri namusla, erdemle, özveriyle, onurla çatılmıştır. Onları hep birlikte saygıyla selamlayalım dostlar.”
(Cumhuriyet, 4 Ekim 1981, Çerçeve…)

Uğur Mumcu


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 328
En / Boy : 12.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2021
₺32,00
₺40,00

Kod adı atilla ilk kez 2004 yılında yayımlandı.

O günden itibaren Alaattin Çakıcı’nın, “geçmiş dönemin yeraltı dünyasının bir aktörü” olarak ömrünü hapiste tamamlayacağı düşünülüyordu.

Ama bugün dışarıda ve neredeyse bir “politik figür” haline getirildi.

Kitabın bu genişletilmiş son baskısında, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu tarafından “mafya”, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli tarafından ise “ülkücü dava arkadaşım” diye adlandırılan Çakıcı hakkındaki son tartışmalar yer alıyor.

Emniyet’in kayıtlarına göre bugün Türkiye’de “ulusal”, “bölgesel” ve “yerel” toplam 881 “organize suç örgütü” haraç kesip tehdit ediyor, adam öldürüp kaçakçılık yapıyor.

“Ulusal” çapta faaliyet gösteren 32 organize suç örgütü arasında Çakıcı’nın liderliğini yaptığı örgüt toplam 417 eleman ile başı çekiyor.

Gazeteci Nedim Şener, bu çalışmasında “Alaattin Çakıcı bir mafya lideri mi, politik figür mü?” sorusuna cevap veriyor.

Kitabı okuduğunuzda cevabı kendiniz bulacaksınız.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 429
En / Boy : 16.5 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2021
₺61,60

• Adnan Oktar’ın en çok korktuğu neydi?
• Cemaate silah dağıtan vali kimdi?
• Operasyon günü Süleyman Soylu’ya ardı ardına ne mesajlar atıldı?
• Bir zamanlar Oktarcı olan ve ona yakın duran ünlü isimler kimlerdi?
• Oktar, “Bunun kafa iyice uçmuş” lafıyla hangi lideri kastediyordu?
• “Kediciklerin” yarı çıplak fotoğraf paylaşmasının altındaki “sır” neydi?
• Başsavcının istifasının perde arkasında ne yatıyordu?
• Oktarcılar hepimizi nasıl dinledi?
• Doktorlar ve hâkimler ne şekilde fişlendi?
• Oktarcılara “dualarınızı eksik etmeyin” diyen saraydaki kritik isim kimdi?
• O önemli toplantıda Oktarcı tercümanın ne işi vardı?
• Oktar, Acun Ilıcalı’yı neden cezalandırmıştı?
• Hangi ünlü şovmen hasta yatağında Oktar’la görüşmek isteyip, ayağına kadar gitti?
• Cemaat üyeleri öldürülen Rus Büyükelçi Karlov’u niye ziyaret etmişti?
• FETÖ’cü savcılar Oktar’ı nasıl kolladı?
• İsrail’den çantalarla gelen hahamlar ne taşıyordu?
• Suudi Kraliyet ailesine yakın o isim de “turnike” sisteminde…
• İsrailli Bakan’ın Oktar’a yolladığı o çarpıcı e-postada ne yazıyordu?
• Oktarcılar 17-25’i önceden biliyorlar mıydı?
• Oktarcıları “Size operasyon olacak” diyerek uyaran eski bakan kimdi?

Adnan Oktar cemaatine yapılan operasyonun şifreleri Turnike ile ortaya çıkıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 256
En / Boy : 13,7 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2021
₺31,50
₺42,00

Karanlıklarla, bilinmeyenlerle dolu bir dönemin perde arkası. Abdullah Öcalan’ın öldürülmesi için Ankara’da bir fabrikada yapılan planlar ve ‘‘Mercedes’’ adı verilen bu operasyonun gizli planları... Mehmet Ağar’ a makamında bir gece yarısı verilen gizemli torbalar... Bir avrupa ülkesine baskında kullanılmak üzere gönderilen, Emniyet’ e ait silahlar... Emniyet tarafından DEV-SOL’ a satılan barutu boşaltılmış mermiler... ‘‘Yeşil’’ kod adlı Mehmet Yıldırım’ın Korkut Eken’e suikastı... Millet vekili Sedat Bucak, otelde DEP millet vekili Leyla Zana’yla konuşmasını Eminiyet’in verdiği teyple nasıl kaydetti?


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 162
En / Boy : 14 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2013
₺52,80

Cumhuriyet Türkiyesi, 10 Kasım 1938’den beri sistemli bir şekilde irtifa kaybetti, günümüzde Osmanlı Türkiyesi’nin 1838-1918 şartlarını yaşıyor.

Milli güvenliğimizin can damarlarından Türk tarımı çökertildi. Stratejik önemi haiz şirketler, limanlar ve müesseseler çok kolay ve pırasa fiyatına elden çıkarıldı. Türk bankacılık sistemi yabancıların eline geçmek üzere. Sigorta şirketlerimizin sermaye paylarının çoğunluğu ellerine geçti bile. TÜİK’in Aralık 2018 verilerine göre 4,5 milyon Türk işsiz. İşsizlerimizin dörtte biri üniversite mezunu.

Türk milleti karnını doyurmanın derdine düşürüldü.

Yabancılara toprak satışı, başta GAP bölgesinde üçüncü şahıslar üzerinden İsrail’in aldığı 450 bin dönüm olmak üzere artık Türkiye’nin milli güvenliğini tehdit etmektedir.

Eskiden sağcı veya solcu tanımlaması içerisinde suni bir ayrıma tabi tutulmuş, milli düşünen, önce vatan ve Türk milleti diyen aydınlar paranoyak olmakla suçlanmakta, türlü komplolarla yıldırılmaya çalışılmaktadır.

Büyük çoğunluğu Türk milliyetçisi-dindar olan milletimizin gönlünden Türklük ve vatan sevgisi sökülmeye çalışılmakta, dindarlığı da “dinci” seviyesine indirgenmek istenmektedir. FETÖ ve benzeri tarikat/cemaatler İslam’a ve Türk milletine ihanet etmişler-etmektedirler. Pek çok tarikat ve cemaat etnik çentikli tabana yaslanmakta ve/veya benzer zihniyet tarafından kullanılmaktadır. Türk vatanının parçalanması için Evanjelist-Kabalist USA, İsrail, AB ve içerideki “ceberutlar” el ele, her Türk’ün korumakla mükellef olduğu, şeref ve namusumuz olan Cumhuriyet Türkiyesi’ni yıkmak istiyorlar. İslamcı geçinenler şirketlerinin CEO’luğuna dün bol bol sövdükleri Yahudileri getirmekten çekinmiyorlar. Varlığımız büyük bir kuşatma altında ve bunun çıkış yolu da ancak ve ancak silkelenip kendimize gelmemizle mümkün!


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 584
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2020
₺65,80

• Fethullah Gülen’i Pensilvanya’da ziyaret ederek üç gün  geçiren işadamına takipsizlik kararı nasıl verildi?

• AKP İl Başkan Yardımcısı, MİT ve Emniyet ilişkilerini  kullanarak nasıl çıkar sağladı?

• Hakkında FETÖ’den gözaltı kararı olan işadamını kim,  nasıl Emniyet’ten “elini kolunu sallayarak” çıkardı?

• HDP milletvekilinin AKP’li akrabasına 2,5 milyon TL’ye  kim ihale sözü verdi?

• Reklam şirketi sahibi, hangi terör savcısının adını kullanarak  çıkar sağlamaya çalıştı?

• 100 bin dolara takipsizlik kararı nasıl verildi?

• FETÖ’cü askerler çiğ köftecideki toplantıda neler yapıyordu?

Daha yüzlerce soru var…

Özetle, kurulan FETÖ Borsası’nda kimler rol alıyor, kimler kaç paraya kurtarılıyor?

Hepsi elinizdeki dosyada…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 168
En / Boy : 13,7 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2020
₺19,50
₺26,00

11 Eylül saldırılarında aslında ne olmuştu? Kennedy suikastının arkasında nasıl bir oyun vardı Vatikan tarafından himaye edilen “Opus Dei” adlı örgütün sırrı ne? Bütün dünyayı “yöneten”(!) masonların, Yahudilerin, çeşitli gizli örgütlerin bağlantıları nasıl açığa çıkar? Ya da Türkiye üzerine oyun oynamaktan hiç vazgeçmeyen “üst akıl” neyin temsilcisi? 15 Temmuz’da ne yaşandı?...

Dünya ve Türkiye üzerinden sorulabilecek bunlara benzer binlerce soruyla komplo teorileri hayatımızda önemli bir yer teşkil ediyor Çeşitli vesilelerle siyasette, medyada, kültürel ve toplumsal hayatta, her yerde komplo teorileriyle hemhal oluyoruz. Çok fazla insan komplo teorilerine inanıyor, bunları kurguluyor, yeniden üretiyor ve dolaşıma sokuyor. Üstelik tüm bunlar bazı durumlarda ciddi belirleyiciler haline de gelebiliyor.

Kerem Karaosmanoğlu bu kitapta komplo teorilerinin teorisini yapıyor: Kökenlere inip, komplo teorisi olarak değerlendirilebilecek ilk metinlere bakıyor; komplo teorilerindeki söylem ortaklıklarını, yapısal özellikleri, çoğu zaten yanlışlanmış ya da yalan olduğu ortaya çıkmış bilgiler üzerinde süregiden benzerlikleri inceliyor; “bilimsellik” vurgusuna rağmen içeriğin nasıl “safsataya” dayalı akıl yürütmeyle üretildiğini gösteriyor. Tüm bunları yaparken işin kişisel ve sosyal psikolojik boyutunu da göz ardı etmeyen Karaosmanoğlu, komploculuk ve siyaset, ideoloji, kültür ilişkisine canlı bir ayna tutuyor. “Yazı çıkarsa ben kazanırım, tura çıkarsa sen kaybedersin” gibi bir denkleme dayanan komplo teorilerine disiplinlerarası, bilimsel bir yaklaşım.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 248
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2019
₺45,75

“Zihinler değişiyor. Rejimler çöküyor. Yeni yapılar doğuyor. Çalkantılı zamanlar, çalkantılı değişimler yaşanıyor. Yine de zaferin kaçınılmaz olduğunu söyleyemeyiz. Peşine düşülen hedeflere erişmek için insanlar acı ve öfkeden sıyrılıp harekete geçmeli, bölünmüşlükten beraberliğe ve mücadeleden zafere yürümeli. Anlık zaferlerin ötesinde yeni toplumsal ilişkiler biriktiren ve çeşitlendiren kazanım yörüngelerine ihtiyacımız var.”

“Yeni bir toplum yaratma yolunda aktivist bir ‘toplumsal değişim ekibi’ işe nereden başlayacağını, nihai hedefini ve başlangıç noktasından bitiş noktasına nasıl gideceğini bilmek zorundadır. Bu kitabın konusu işte tam olarak budur.”

Mümkün Ütopya yaşanılabilir bir toplum için yeni seçenekler, davranışlar ve sonuçlar doğuracak yeni uygulamalar üzerine bir çalışma. Michael Albert mevcut gerçekliğe dair kıyamet senaryolarının kurgulandığı günümüzde sabırlı, ağırbaşlı ve cüretkâr olmanın altını çizerek “İnsanların küçümsendiği bir sığınak yerine karşılıklı yardım için bir aracıya dönüşen hareketleri” nasıl yaratabileceğimize kılavuzluk edecek bir teori ortaya koyuyor.

Bunu yaparken bizi bir arada tutan hükümet, ekonomi, akrabalık ve kültürün birbirleriyle, değişimle ve tarihle ilişkisini anlamaya ve bildiğimiz toplumsal hiyerarşileri yaratmadan işlevlerini nasıl yerine getirebileceklerini görmeye yardımcı oluyor.

Birbirimiz adına nasıl harekete geçebiliriz?

Harekete geçtiğimizde karşılıklı olarak nasıl fayda sağlarız?

Kendimizi nasıl örgütleriz?

Siyasal bağlantılarımız sebebiyle ne tür faydalar ve sorumluluklar ediniriz?

İnsanlar bir toplumsal harekete katıldıktan ve o hareketin tanımlanmış hedefleriyle aynı çizgiye geldikten sonra neden o hareketi terk ederler?

Mevcut kurumların kalıcılığını önden kabullenerek yalnızca kötü yanlarını iyileştirmekle mi yetineceğiz (yani reformist olacağız) yoksa mevcut kurumları ihtiyaç duyulan işlevlerini yeni yollarla karşılayan yeni kurumlarla mı değiştireceğiz (yani devrimci olacağız)?”

Mümkün Ütopya adil bir dünya yaratabilecek dinamik bir hareket isteyen aktivistlerin yüzleştiği birçok soruyu yanıtlıyor.”

-Bill Fletcher, Jr.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 304
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2018
₺39,00
₺50,00

MİT Asya Bölgesi Başmüşaviri Kaşif Kozinoğlu'nun Ölümünden Kısa Süre Önce Aydınlık'a Gönderdiği El Yazıları, Tıpkıbasım... AKP'yi Kapatma Davası ve Serdar Özgüldür Olayı...

Hikmet Yar-Tayyip Erdoğan İlişkisi ve Usame Bin Laden... "Bizi Hapsederken Mahvettikleri Yargı Bizim Yargımızdır"... Fethullah Gülen ve Okulları... Tayyip Erdoğan-Abdullah Gül ve Fethullah Gülen...

Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül'ün ABD ve İsrail İlişkileri... MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın Yaptığı Atamalar ve Büyükanıt'ın Bildiği RTE Sırları... AKP, PKK ve Kürt Sorunu...

AKP İktidarının İç ve Dış Politikada Geldiği Yer... "Öldürmek Dahil Her Şeyi Yaptırabilir"...

Tayyip Erdogan'ın İsviçre'deki Gizli Hesapları ve Kılıçdaroğlu'nun BND Görüşmesi...

Türkiye Cumhuriyeti Devletini AKP Nasıl Ele Geçirdi...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 368
En / Boy : 13,5 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺41,25
₺55,00

Dante Alighieri, meşhur İlahi Komedya'sında, insanları yoldan çıkaran üç başlı şeytanı aynı zamanda bir cehennem zebanisi olarak tasvir eder: “Altı gözünün altısıyla birden ağlıyor ve gözyaşları kanlı bir salyayla birlikte üç çenesinden aşağı süzülüyordu. Ağızlarının her birinde, dişlerinin arasında, değirmende çeker gibi bir günahkarı öğütüyor; böylece üç günahkara aynı anda işkence ediyordu.”

Salyalarını saça saça ağlayarak fitne virüsünü dünyaya bir veba gibi yayan, timsah gözyaşlarını akıtarak beddua seansları yapan, tüm kötülüğü ortadayken körlüğüne aldanıp kendini Santa Lucia sanan zamane ejderhalarını görseydi eğer Dante, şeytanı bu kadar basit tasvir ettiği için kendini lanetlerdi.

Gog ile Magog ya da Mesiha Daggala çağında değiliz belki ama daha önce yayımladığım FETÖ iddianamesi derlemelerini okumuşsanız eğer, şeytanın hangi ölüm maskelerini takıp aramızda gezindiğini anlamışsınızdır.

“Yetmez, daha da fazlasını isterim; lütfen daha çok cesaret, daha çok marifet, daha çok hakikat” diyenleriniz, işte bu eseri, Ver Papaz Al Papazı adlı kitabımı, satırların altını çize çize okumalıdır. Göreceksiniz ki Faraklit'in ümmeti gazaya çıkmış, kan kokan kalemle meydan okuyor, Satan'ın müritlerine korku salıyor. Tek tek aşikar olmuş planlar... Peccatum... Peccatum... Peccatum... Septem Peccata Mortalia!

- Muhammed Gömük


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 280
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2018
₺28,00
₺35,00

Yakın tarihimizin iki kırılma noktası vardır. Birincisi, bugün hala daha, birçoklarının bir ‘devrim’ olarak tanımladıkları 2. Meşrutiyet; akabinde Sultan Abdülhamid’in tahttan indirilmesi ve tarafsız kalmamız mümkün olduğu halde, ihtiraslarının esiri olan Enver Paşa tarafından 1. Dünya Harbi’ne sokulmamızdır. İkincisi ise, ‘Atatürk’ün ölümünden sonra, Atatürk’ün vasiyetine rağmen İsmet Paşa’nın devr-i iktidarında, tarafsızlık siyasetinin terk edilerek, Batı ile ittifak kurulması; Atatürk’ün Plânlı Karma Ekonomi siyasetine son verilmesi ve Demokrat Parti iktidarında da, NATO’ya girilerek, Batı Vesayetinin perçinlenmesidir. Bu vesayet, bizi, bin yıl söz sahibi olduğumuz bu coğrafyaya da yabancılaştırmıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 597
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2018
₺58,50

Bu kitap, derleme yazılardan oluşuyor. 17-25 Aralık sürecinden itibaren cemaat tartışmasına ve 15 Temmuz Darbe girişimine dair birçok yazarın yazdığı yazıları derledim. 2014 yılında 'Cemaatlerin Bağlama Problemi' adıyla yayınladığım kitabımın tek kısmında 'Alıntı Yazılar' başlığı ile yayımladığım bazı yazılara, 15 Temmuz sonrası yazılan yazılardan da eklemeler yaparak, elinizde ki kitabı hazırladım.

15 Temmuz'a götüren hatalarımızdan ders almazsak, daha büyük bir saldırı ile karşı karşıya kalırız. Biz direnme konusunda tecrübe kazandık. Unutmayın ki onlarda saldırma konusuunda tecrübe kazandılar. Kaybettikleri cepheden tekrar saldırmayacaklar. Biz sadece o cepheyi koruma altına alıp etkisiz hale getirmeye odaklanmışken, onlar başka cephelerde yığınak yapmaya çoktan başladılar.

Unutmayın, Kökünü kurutamadığımız bir fitne ağacının FETÖ dalını keserek, o ağacın zehirli meyvelerinden kurtulamazsınız.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 203
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2018
₺42,50

Abdullah Gül’ün Dışişleri Bakanı, Başbakan ve Cumhurbaşkanı olduğu dönemlerde başdanışmanlığını yapan Ahmet Sever’in 2015 yılında yayımlanan Abdullah Gül ile 12 Yıl kitabı kamuoyunda büyük yankı uyandırmış ve aylarca süren tartışmalara neden olmuştu.

Sever bu kitabında bir yandan özellikle iktidar saflarından gelen tepki, eleştiri ve saldırılara cevap verirken, diğer yandan “aile içi sır” olarak saklanan bazı gerçeklere ışık tutuyor. İyi başlayan bir yolculuğun nasıl bir çıkmaz sokağa girdiğini çarpıcı örneklerle anlatırken ülkenin son yıllarda uluslararası arenada içine düştüğü açmazları da gözler önüne seriyor.

İktidarın açmazlarından bazı satırbaşları:
• “Gül ve Davutoğlu’nu FETÖ’cülükle suçlar, hapse atarız” diyen üst düzey AKP’li kim?
• Erdoğan kimlerle ilgili Sadullah Ergin’e “Yargının işine karışma!” dedi?
• Gül 2007 yılında Erdoğan’a rağmen nasıl cumhurbaşkanı oldu?
• Erdoğan, 2012 yılında Gül’e neden yasak koydurdu?
• Erdoğan, MKYK’da kimler için “Üç kendini bilmez!” ifadesini kullandı?
• Ahmet Davutoğlu hangi konuda doğruyu söylemiyor?
• Arınç ve Davutoğlu’nun Erdoğan ile dramatik “git-gel” ilişkileri.
• 2015 yılında yapılan Erdoğan-Gül görüşmesinin perde arkası.
• Mustafa Varank ve 36 başdanışmana çağrı: “Mal varlığınızı açıklayın.”
• Şamil Tayyar ve Selçuk Özdağ’ın içler acısı halleri.
• Erdoğan’ın Soros bağlantısı.
• Gül’ün ekibinin kötü sınavı.
• AKP ile ilgili hüsran, hayal kırıklığı ve suçluluk duygusu yaşayanlar...

Ülkenin açmazlarından bazı satırbaşları:
• Hukukun Üstünlüğü Endeksi: 113 ülke arasında 101. sıradayız.
• Uluslararası Şeffaflık Örgütü: Yolsuzlukta Avrupa’nın en yozlaşmış ülkesiyiz.
• Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü: Basın özgürlüğünde 188 ülke arasında 155. sıradayız.
• The Economist Intelligence Unit: Dünya demokrasi endeksinde 88. sıradayız.
• OECD Eğitim Endeksi: Üye 38 ülke içinde 36. sıradayız.
• Uluslararası Sendikalar Örgütü: İş kazalarında dünya üçüncüsüyüz.
• Çocuk İstismarcılığıyla Mücadele Derneği: Çocuk istismarında dünya üçüncüsüyüz.
• URAP: Dünyanın en iyi 500 üniversitesi arasında yokuz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 296
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2018
₺16,20

Karanlıkla mücadele, topla tüfekle olmaz. Karanlığın panzehiri aydınlıktır. Bütün geri kalmış ülkelerde geri kalmanın anahtar kavramı "aklı tutsak etmek", ilerlemenin kavramı ise, "bireysel ve toplumsal aklı özgürleştirmek"tir. Ergenekon olarak tanımlanan vesayetçi sistemin; aslında terör örgütünden çok, toplumsal aklı tutsak etmeye yönelik, toplumu çağdaş köleliğe razı etme mücadelesi veren asimetrik bir yapılanma olduğu ayan beyan ortaya çıkmıştır. Bu yüzdendir ki Ergenekon, bireysel ve toplumsal aklı tutsak etmek amacıyla eylemde bulunur ve aslında varlık sebebi de tam olarak budur. Peki, bu tutsak akıl, nasıl esaretten kurtarılır? Bunun yolu, kısaca; "özgürlüğü, aklı, bilimi, sinerjiyi, istişareyi" sistemin temeline yerleştirmek, merkezine oturtmaktır. Kitapta yeralan teori; bilimin, özgürlüğün ve aklın nasıl tutsak edildiğini ortaya koyup, bundan çıkış yollarını anlatarak, topluma aklı ve bilimi merkeze alan yeni bir yol önermektedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 221
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2012
₺19,68

Abdullah Öcalan, 1999 Yılında İmralı'da Alb. Hasan Atilla Uğur tarafından sorgulandı. Sonra kendisi de Kemalist subaylarla ve ABD denetimindeki MİT görevlileriyle görüştüğünü ve böylece iki ayrı süreçten geçtiğini avukatlarına bizzat söyledi.

Bu kitap, Abdullah Öcalan'ın 1999'da ve takip eden yıllarda İmralı sorgusunda kamera kayıtlarıyla da saptanmış ifadelerinin bire bir yazıya aktarılmasından oluşmaktadır.

Abdullah Öcalan'ın sorguda söz ettiği Konular:
Atatürk, Atatürkçülük, Kemalizm, Türklük, Kürtlük, Türkiye, Cumhuriyet ve Rejim, Devlet, Şehitler, Irak, Barzani, Talabani, İsyanlar


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 88
En / Boy : 14 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2014
₺4,86

Karanlıklarla, bilinmeyenlerle dolu bir dönemin perde arkası. Abdullah Öcalan’ın öldürülmesi için Ankara’da bir fabrikada yapılan planlar ve ‘‘Mercedes’’ adı verilen bu operasyonun gizli planları... Mehmet Ağar’ a makamında bir gece yarısı verilen gizemli torbalar... Bir avrupa ülkesine baskında kullanılmak üzere gönderilen, Emniyet’ e ait silahlar... Emniyet tarafından DEV-SOL’ a satılan barutu boşaltılmış mermiler... ‘‘Yeşil’’ kod adlı Mehmet Yıldırım’ın Korkut Eken’e suikastı... Millet vekili Sedat Bucak, otelde DEP millet vekili Leyla Zana’yla konuşmasını Eminiyet’in verdiği teyple nasıl kaydetti?


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 162
En / Boy : 14 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2013
₺16,20

Bu kitap, Fethullahçı Gladyo'yla yarım yüzyıldır verilen mücadelenin birikimini içeriyor. FETÖ'yü anlayabilmek ve anlatabilmek için, onunla mücadele etmiş olacaksınız. FETÖ'yle birlikte ülkeyi yönetmiş olanlar, Fethullah Gülen'den ödül alanlar, FETÖ'yle hâlâ ittifak içinde bulunanlar, FETÖ'yle el ele ABD'nin iktidar planlarına alet olanlar, FETÖ gerçeğini bilemezler ve açıklayamazlar. Onların bulunduğu konum, FETÖ olgusunu ve Atlantik ilişkilerini örtbas etmeyi gerektiriyor. Onlar yaptıkları işbirliğini, düştükleri aymazlığı ve hatta ihaneti mazur gösterme çabası içindedirler. Bütün Atlantik güçleri için geçerlidir bu saptama.

Perinçek, bu kitabın altındaki imzasını şöyle tanımlıyor: "Bizler FETÖ'yü savaş alanlarında tanıdık.

Siyaset adamı, bürokrat, kumpasçı, polis, savcı, işkenceci, hapishane müdürü, gardiyan kimlikleri altında tanıdık. 0 nedenle bu kitap, bir bakıma 4o yıllık bir mücadelenin özetidir."

Bu kitapta FETÖ Darbesi, NATO'nun yeraltı örgütüne karşı ömür boyu mücadele eden Doğu Perinçek tarafından anlatılıyor.

FETÖ'nün oluşumu, yükselişi ve inişi, ezilmesi, geleceği, Türkiye'nin önündeki süreçte FETÖ'nün konumu, tekmili birden bu kitapta. Yalnız bilgi değil, sürecin açıklanması, hepsi bu kitapta.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 208
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2016
₺18,75
Tükendi

Bu kitapta, İspanya İç Savaşı sırasında,özellikle ülkenin kuzeyinde geçen olaylar anlatılıyor ve olayların gelişiminin siyasi analizi yapılıyor. Bu özelliğiyle kitap, sadece anılardan oluşmanın ötesine geçiyor; Kuzey cephesinde, Asturias, Bask ve Santander’de yaşanan önemli olaylarla ilgili daha önce yayımlanmamış veriler sunuyor. Son bölümde ise İspanya Komünist Partisi’nin güncel siyasi çizgisinin eleştirel analizine yer veriliyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 378
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2018
₺24,60

Fahişeler ve ajanların yolları neden hep kesişir? Giordano Bruno neden yakıldı? Peki, Jeanne d’Arc? James Bond filmlerinin kahramanları hangi ajanlardan esinlenerek yaratıldı? Yunanistan’ın NATO’ya dönmesi konusunda Devlet Başkanı Kenan Evren’i kim ikna etti? Bu kitapta, bu ve daha birçok sorunun yanıtını bulacaksınız.

Walter L. Pforzheimer, CIA’den emekliye ayrılmış çok deneyimli bir casus. Ona göre ilk casusluk olayı Âdem ile Havva arasında geçti. İncil’in ünlü Yılan’ı ilk casus ve Havva da onun ilk Asset’i idi. Arkeologlar, Suriye’de günümüzden 3800 yıl önce yazılmış bir tuğla tablette casuslardan yakınıldığını belirtiyorlar.

On yıllardır ulusal güvenliği boşlamış iktidarların Türkiye’yi ne denli güvenlik zaafına uğrattıklarının örnekleriyle anlatıldığı bu kitapta Aytunç Altındal, “Diğer ülkeler bir yana, o günlerden bu yana Anadolu toprakları casusların en çok gönderildiği bölgedir. Soğuk Savaş yıllarında en iyimser tahminle ortalama 25 ülkeden Türkiye’ye yaklaşık 10 bin casus, ajan vb. geldi. Günümüzde bu sayı 3 bin 500 civarında. Sadece Ankara’da yaklaşık 280.290 deneyimli askeri personel, diplomat, istihbaratçı şu ya da bu amaçla bilgi topluyor. Gerisini siz düşünün” diyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 152
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2020
₺23,80

28 Şubat sürecinde Refahyol iktidarına karşı gösterilen tepkilerin kaynağı, aslında dört türlü korku psikolojisine dayanıyordu.

Bu dört korku psikolojisinden ilki, "iktidar şansını kaybetme korkusu", ikincisi "rant ve mefaati kaybetme korkusu", üçüncüsü "rejim ve can korkusu", dördüncüsü ise "taassup korkusu" idi.

Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ile saiyasi parti liderlerinden Mesut Yılmaz, Bülent Ecevit ve Deniz Baykalın korkuları, "siyasi rekabet havasından, iktidar olma şansını kaybetme endişesinden", kaynaklanırken, TÜSİAD ve rantiyeci medyanın korkusu "faiz rantlarının", ABD ve İsrailin korkusu ise "siyasi menfaatlerinin elden gideceği" psikozuydu.

Bazı TSK mensupları ile bir kısım alevi cemaatlerinin endişesi ise, "rejim elden, canım tenden gider" evhamıydı.

Aydın geçinen bazı çevrelerin korkusu ise, "içkim ne olacak, başımı örtecekler mi?" kaygısı, yani taassup korkusuydu.

Bu korkuların ilk ikisinde kısmen haklılık payı vardı. Ama son ikisi tamamen evhamdı. Bu evham bir merkezden yıllardan beri kurgulanan dürtülerden kaynaklanıyordu. Söylentisi var, ama kendisinden ortada eser yoktu. İşin garibi endişelerin haklı olduğunu ispat edebilmek için zaman zaman sahnelenen oyunlar ve provakasyonlar da bir türlü dikiş tutmuyordu.

Nitekim, bir yıl süren Refahyol iktidarı dönemi, bu endişelerin hiç de haklı olmadığını bütün açıklığıyla gözler önüne sermiş, fakat yine de bazı- çevreleri, Refahyol iktidarını işbaşından uzaklaştırmak için zaman zaman birlikte hareket etme yolundan alıkoyamamıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 573
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2013
₺40,00

Şimdi yukarıdan bir bakış yaptığımız zaman ne görüyoruz? 69’da Milli Görüş çıkmış, parlayan yıldız olarak iktidar olmuş. Ne yapmış Siyonizm bunun karşısında? Türkiye rastgele bir ülke değil dünyanın kutbu. Clifford’u göndermiş. Clifford, ABD, CIA Başkanı. Sabah kahvaltısını Demirel’le, öğle yemeğini Ecevit’le beraber yapıyor. Biz hükümetteyiz, ağır sanayi hamlesini yapıyoruz.

Bunu karşılığında “…efendim seçimler hazirana alındı, MSP’siz seçim yapılacak, hükümet kurulacak…” diye bize sormadan ilan ettiler, birleştiler.

Buna mukabil biz Allah’ın lütfuyla eskisinden daha fazla oy aldık yeninden hükümet olduk. Yeniden iş başına geldik. Bunun üzerine Güneş Motel oyunu oynandı. Ecevit de seçimleri kaybedince Demirel’e geçti. Ama buna rağmen Dışişleri Bakanını düşürdük. 24 kişiyle Meclis’e hâkim olduk.

Baktılar ki bizi hükümetten uzaklaştırmaları yetmiyor, Meclis’ten uzaklaştırmak lazım. Öyleyse “İhtilal yapalım.” dediler. 12 Eylül İhtilali yapıldı.

12 Eylül İhtilali’nden sonra Milli Görüşçüler çalıştılar. 1996 Seçimleri’nde en büyük parti oldular. 54. Hükümet’i kurdular.

Türkiye “Yeniden Büyük Türkiye” yolunda mesafe kat etti. 54. Hükümet’te yukarıda bahsettiğim muazzam hizmetler yapılmıştı.

Önce bırakalım başarısız olsun dediler. Sonra baktılar ki bunlar “Yeni Bir Dünya”yı kuruyorlar. Öyleyse ne yapıp edip engellememiz lazım dediler. Sonra hükümetimize 28 Şubat’ı yaptılar.

28 Şubat, dış güçlerin bir tertibidir. 28 Şubat’ta MGK’da geldiler, Makovsky’nin planını Hükümet’e tavsiyemiz diye okudular.

Biz yükseliyoruz onlar hile yapıyorlar. Biz demokratik olarak yükseliyoruz onlar hile yapıyor. Peki efendim tekrar işbaşına geldiğiniz zaman tekrar size müsade etmezlerse ne yapacaksınız? Askerimizi eğiteceğiz. Askerlerimiz de bu vatının evladı, olan biteni gözleriyle görüyor. Bu sebepten kendilerine Milli Görüş’ü anlatacağız. Kurutuluşun Milli Görüş’te olduğunu ne yapıp yapıp tanıtacağız.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 240
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2018
₺38,25

Necati, Uğur ve Tilmann kimdi? Malatya'da ne işleri vardı? Ülkeyi bölmek amacıyla uğursuz bir entrikaya bulaşmış karanlık kişiler miydier? Yoksa Türkiye'yi seven ve halkına saygı duyan insanlar mıydılar? Necati Aydın ve Uğur Yüksel Malatya'da Zirve Yayıncılık ofisini neden açmışlardı? Tilmann Geske'nin Türkiye'nin kalbinde tercümanlık işi yapmasının ardında ne gibi insanlar ya da güçler vardı? Gönül verdikleri Hıristiyanlık inancı hakkında insanlarla ne konuşuyorlardı?

2006 yılında aylarca belli başlı şüpheliler onları izlediler... Ve planlar yaptılar. Onları susturmak arzusuyla doğru zamanı beklediler ve sonunda saldırıya geçtiler. 18 Nisan 2007'de sabajın erken saatlerinde bıçaklarla, iple ve plastik eldivenlerle donanmış beş genç Zirve Yayıncılık ofisine geldiler. Necati, Uğur ve Tilmann ile çay içen gençler ansızın harekete geçerek kurbanlarının ellerini ve ayaklarını bağladılar ve ardından boğazlarını kestiler.

Olayın üzerinden yedi yıl geçtikten sonra bile mahkeme hala bir karar vermiş değildi. Yeni çıkan bir yasa nedeniyle, katiller 2014'ün Mart ayında hapishaneden tahliye edildiler. Tilmann'ın dul eşi bugün hala İsa Mesih'in sözlerini içtenlikle tekrarlıyor, bağışladım.

Elinizdeki kitap Necati, Uğur ve Tilmann'ın benzersiz bir resmini gözler önüne sermektedir. Kanıtları dikkatli bir gözle inceleyerek son 200 yıldır Türkiye'deki misyoner etkinliklere ışık tutmaktadır. Bu adamlar gerçekte ölmeyi mi yoksa yaşamayı mı hakediyordu? Malatya davasında adaletin yolu açık mı? Gerçek ne?


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 287
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2014
₺12,75

Balyoz savcı ve yargıçlarının görsel varlıklarının arkasındaki gerçek yokluklannı "çıplak gözleriyle" gördüğüne ilk tanık olduğum kişi, şimdi sayfalarını çevirmeye başlayacağınız bu kitabın yazarı Emekli Kurmay Albay ve bir "Balyoz sanığı" Suat Aytın'dır.

"Sanık" sıfatıyla getirildiği Balyoz Davası duruşmalarında Suat Ay-tın, akademik eğitimi ve uzun yılların birikimi deneyimiyle karşısındaki Balyoz savcı ve yargıçlarının "arkalarındaki kimlikleri”ni görmüş, yapısının temelini, özelliğini ve gücünü çok yakından tanıdığı Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin, bu kişilerin suçlamalarını ve kararlarını hiçbir zaman ciddiye almayacağını, onları tanıdığı an anlamıştı.

16 yıl hapis cezasına "mahkum" edildiği kararın açıklanmasından iki gün sonra, Silivri'de açık görüşte "Büyük geçmiş olsun, komutan" diyerek boynuna sarıldığımda onun, orada, o gün beni teselli etmek için attığı kahkahası ve attığı "nara"sı, bugün de kulaklarımdadır:

"Üzülme dostum... Türkiye Cumhuriyeti Devleti var oldukça, beni bu ülkede 16 yıl hapiste tutabilecek bir kuvvet dünyada yoktur. Bunlar pamuk helvası gibidir; sıkarsın, avucunda yok olurlar. Değil 16 yıl, bunların ömrü beni içerde l6 ay bile tutmaya yetmeyecektir. Göreceksin."

O güne değin tanık olmadığım bir Türkiye Cumhuriyeti gerçeğini o gün, cezaevinin beton duvarları ve demir kapıları ardında Suat Aytın'dan öğrendim; aynı gerçeğin elle tutulurcasına somut varlığına, o günden birkaç ay sonra, cezaevinin özgürlüğe açılan dış kapısının önünde Suat Aytın'la kucaklaşırken, ben de tanık oldum.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 320
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2016
₺17,36

Türkiye, Cumhuriyet tarihinin en büyük ihanetine maruz kaldır. Dış güçler, şer odakları ve onların yerli işbirlikçiler tarafından yaklaşık elli yıl boyunca sinsice planlanan, her türlü hile ve entrika ile palazlanan, halkımızın ve tüm inananların temiz duygularını sömürerek semèrent bu ihanet hareketi, 15 Temmuz 2016’da gözü dönmüş bir darbeye kalkıştı.

Asıl amaç doğrudan halk tarafından seçilmiş olan Cumhurbaşkanı, Hükümeti ve Türkiye Büyük Millet Meclisini düşürerek ülkemizde bir kaos ortamı oluşturmaktı. Böylece dış müdahaleye ve dolayısıyla işgale müsait bir ortam hazırlanarak, Türkiye yıllarca devam edecek bir iç savaşa sürüklenecek, ülkemizin kaynakları küresel silah tacirlerine, faiz lobilerine, kaçakçılara ve mafyatik yapılanmalara peşkeş çekilecek, milletimizi ayakta tutan en büyük dayanağımız olan İslam dininin içi boşaltılmaya çalışılacak, ülkemizin bazı bölgelerinin vatanımızdan ayrılması için her türlü hıyanette bulunulacaktı.

Hesapta Türkiye, dünya üzerindeki bütün iddalarından vazgeçmiş, nüfusunun, topraklarının ve kaynaklarının önemli bir bölümünü kaybederek sıradanlaşmış, yarı sömürge bir müstemlekeye dönüşecekti.

Fetullahçı Terör Örgütünün cür’et ettiği bu ihanet hareketinin dünü ve bugünü tüm ayrıntılarıyla bu kitapta anlatılmıştır.

TBMM’de Fetullahçı Terör Örgütünün (FETÖ/PDY) 15 Temmuz Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu başkanlığı yapan Ak Parti Burdur Milletvekili Reşat Petek tarafından kaleme alınan kitap, herkesin merakla ve hayretle okuyacağı bir eserdir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 324
En / Boy : 15 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2018
₺37,05

Mahmut Yıldırım…

1974 yılında katıldığı Kıbrıs Barış Harekâtı'ndan sonra MİT'ten gelen davet mektubuyla istihbarat dünyasına adım atar. Yıllarca Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde terör örgütleriyle yapılan mücadelede ismini duyurur. 1996 yılında, MİT tarafından Abdullah Öcalan'a suikast düzenlemek üzere Suriye'ye gönderilir. Yurt içinde ve yurt dışında yüzlerce gizli operasyona katılır. Kasım 1996'da ortadan kaybolur. O günden sonra kendisinden haber alınamaz.

Yeşil…

1996 yılında öldüğü iddia edilir ve derin devlet tartışmalarının başladığı günlerde kanun dışı birçok olayın faili olarak gösterilir. Binbaşı Ahmet Cem Erveser'in öldürülmesi, Ömer Lütfi Topal'ın kaçırılması, Kürt Yazar Musa Anter'in infazı, haraç çeteleriyle bağlantıları, Gazi Mahallesindeki saldırılar…

Murat Yıldırım…

Mahmut Yıldırım'ın oğlu. Yeşil'in bugüne kadar anlatmadığı olayların perde arkasını, babasına iftira atıldığını ispatlamak için yazmaya başladı. Yıldırım'ın kaleminden çıkan satırlar; Ahmet Cem Ersever'den Mehmet Ağar'a, Korkut Eken'den Abdullah Çatlı'ya, derin devlet hakkında bilinenleri farklı bir bakış açısıyla gözler önüne seriyor.

“Devletin iki kanunu vardır: Bir: Devlet her zaman haklıdır. İki: Birinci kural her şartta geçerlidir.”

Türkiye’nin son otuz yılına damgasını vurmuş bir isim: Mahmut Yıldırım

Ve Türkiye’nin bu dönemini bambaşka kılan bir kod ad: Yeşil.

Devletin Savaşçısında, Mahmut Yıldırım’ın oğlu Murat Yıldırım, ilk kez sorulmaya cesaret edilen sorulara, ilk kez ve okuması cesaret isteyen cevaplar veriyor:
• Mahmut Yıldırım nasıl bir süreçten geçerek Yeşil’e dönüştü?
• Ahmet Cem Ersever kimdir?
• Susurluk kazası gerçekte neyin sonucuydu?
• Suriye’de Abdullah Öcalan’a düzenlenen suikastlerin en gizli detaylarını kimler biliyordu?
• Kürt işadamları nasıl infaz edildi?
• İtirafçılar nasıl devşirilirdi?
• Hizbullah – PKK ve Devletin ilişkisi ne kadar derinlere iniyor?
• Yeşil hayatta mı?


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 208
En / Boy : 13 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2017
₺24,00

Masonluk dünya siyasetinin perde arkasındaki güç

"Masonlar planlarının eksiksiz tatbik edilebilmesi için her şeyi yapar. Buna ilahî dinlerin ve meşrû hükûmetlerin yıkılması da dâhildir. Adam öldürme, zehirleme, sahte şahitlikler ve mahkûm ettirme gibi metotlara her zaman başvururlar…" (Eck.ü.184)

Bu eser; bilinmeyen, daha doğrusu, gizli bir örgütün faaliyetlerini belgeler ışığında gün yüzüne seriyor. Kurulduğundan bu yana etkileri ve amaçları konusunda oldukça şüpheli bir sicile sahip olan masonluk, bu kitapla bilimsel olarak incelemeye alınıyor.

Ayrı bir din ve dünya görüşü olarak Ritüelleri’nin Yahudiliğe benzemesi başka bir sorudur.
Masonların her gizli örgüt gibi gücünü olduğundan büyük gösterme çabasını yabana atmamak gerektiği ortadadır... Örgütlendiği ülkelerde üyelerinin bilinmemesi ve asıl amaçlarının ne olduğu konusunda son derece ketum davranmaları, hep dikkatleri üzerine çekmiştir...

Son derece insancıl amaçlarla katılımcılarını bir araya getiren masonluk, yerleştiği ülkelerde azınlıklarla ve her zamanki gibi Yahudilerle sıkı bir işbirliği içindedir...
Tamamen belgelere dayalı olan bu çalışma, bir papaz tarafından yazılmış, ciddi bir araştırmanın ürünüdür.

"Tarih Boyunca Masonluk" bir sır perdesini aralıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 272
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2017
₺28,80

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 127
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2013
₺24,00

 




Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 270
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2003
₺23,40

Bu kitapta ABD’nin İsrail yanlısı Orta Doğu politikalarını açıklamada önemli bir halkaya, Türk kamuoyunda yeterince bilinmeyen bir faktör olarak Evanjelik Hristiyan-Yahudi ittifakının asırlardır geliştirdiği ‘Mesih Planı’ ve ‘Armageddon’ savaşı için yapılan girişimlere değinilecektir. Bu kitapta milyonlarca Hristiyan’ın neden körükörüne bir kıyamet saplantısı içerisine sürüklendiğini ve neden kıyametin kopması için her gün düzenli olarak dua ettiklerini öğreneceksiniz.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 126
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2003
₺19,50

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 220
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2004
₺23,40

Rutin öyle bir döngüdür ki insanı günlere değil, saatlere hapseder. Tarih, ayaklarınızın altında akmaktadır ve siz onu yaşayarak aktarırsınız. Ancak öyle bir koşturmada olur ki her şey, çoğu zaman dün olanı bile hatırlamazsınız.

Halbuki hatırlamalıyız. Özellikle diğerlerine göre daha önemli olan zamanları.
Geriye dönüp bakınca, adım adım nelerin, nasıl geldiğini, 15 Temmuz’un ayak seslerinin ta 2013 Şubat’ından itibaren nasıl duyulmaya başladığını görüyoruz.

Bu kitapta, Türkiye siyasetinin önemli olaylarına, Şubat 2013’ten Gezi’nin ertesine kadar FETÖ’nün kendini nerelerde ve nasıl gösterdiğine, devletin içinde bir terör örgütü gibi hareket ettiğinin yavaş yavaş netleştiğine tanık olacaksınız.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 248
En / Boy : 11 / 18
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2017
₺13,60

Lütfi Kaleli, 2 Temmuz 1939 Malatya merkezinde doğdu. 9 Nisan 1962'de çıkartmaya başladığı günlük SEBAT adlı gazetesiyle siyasal, sosyal ve kültürel çalışmalarda bulundu. Yazılarından dolayı soruşturmaya uğradı. 12 Mart darbesinden sonra 18 Mayıs 1971 sabahı gözaltına alındı. Diyarbakır Sıkıyönetim emrine gönderildi. Serbest bırakılınca Malatya'dan ayrıldı, Ekim 1971'de İstanbul'a yerleşti. 1974'te kurulan Türkiye Yazarlar Sendikası (TYS) nın ilk üyelerinden oldu. Yönetim Kurulu üyeliği ile Yayın ve Denetim Kurullarında görevler üstlendi. Hizmetlerinden dolayı TYS'nın 20. yaşını kutlama töreninde (1994) onur plaketi aldı.

1990 yılından bu yana Alevi-Bektaşi dernekleşme hareketinde yer alan ve Anadolu Aleviliği üzerine araştırmalar yapan Lütfi Kaleli, Alevi kimliğinin yasallaşması için dört yıldır hukuk mücadelesi veren ve 4.4.1995 tarihinde Yargıtay'ca onay gören Semah Kültür ve Araştırma Vakfı'nın Kurucu Genel Başkanlığını yaptı. Yurtiçi, yurtdışı panel ve konferanslara katıldı. Çağrılı olduğu Sivas'ta 2 Temmuz 1993 cankırımını yaşadı, ölümün eşiğinden döndü. 1994 anma töreninde ilk kez verilen 1. Hacı Bektaş Veli Dostluk ve Barış Ödülü'nün ilk sahibi oldu. Türkiye ve Avrupa'daki örgütlü gücün aynı yıl oluşturduğu Alevi-Bektaşi Temsilciler Meclisi'nin ilk Başkanlığı'na seçildi.

Lütfi Kaleli'nin yayınlanmış olan yapıtları şunlardır.

  • Öyküler: Isdanbıllı Gardaşım: Zöhre Bacı'dan Mektuplar (1972), Dişliler Arasında (1973), Dönek (1978)
  • Çocuk Öyküleri: Gül Üreten Kız (1980), Horoz Şekeri ile Badem Şekeri (1980)
  • Romanlar: Görgü (1972), Haşhaş (1974), Kardeşlerin Kini (1976), Vakarlı Mamo (1980), Kooperatif Vurgunu (1990, 2. bası 1992), Köşker İmam (1992)
  • Araştırma, İnceleme, Derleme: Kimliğini Haykıran Alevilik (1990, 4. bası 1997), Tapılacak İlah (1991), Mevlana, Yunus ve Hacı Bektaş Gerçeği (1993, 2. bası 1994), Sivas Katliamı ve Şeriat (1994, 2. bası 1994, genişletilmiş 3. bası 1995), Binbir Çiçek Mozaiği Alevilik (1995 birinci bası "Alevilik Nedir, Ne Değildir" adıyla yapıldı, 2. ve 3. bası genişletilerek 1996'da yayınlandı), Tanrı İnsan (1996), Mitolojide İnanç ve Peygamberler (1996), Tarikat-Ticaret-Mafya-Siyaset (1997).

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 365
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.1997
₺30,00

Bu kitap, Türkiye'nin en ünlü belgesinin ve imzasının, perde arkasındaki çok özel bilgilerini de içeren öyküsünü anlatıyor. Belge aslında bir başka sürecin aracıydı. O sürecin ne olduğunun yanı sıra süreci başlatan asıl hamleleri, " tetiği çeken iki özel sesi " de anlatıyor. Biri çok yakından diğeri çok uzaktan gelen bu iki sesten biri, adeta belgenin içinden konuşuyordu. O seslerin sahiplerini, ne dediklerini, belgenin gerçek hikâyesini bu kitapta bulacaksınız…

-Belge aslında ne diyordu ve en çok kime yaradı?

-Belge neden askeri formata uymuyordu?

-Belgeye ilişkin ilk inceleme raporunu hangi kurum verdi ve ne dedi?

-Belge kaç kez incelendi?

-Çift kilitli dolap neredeydi ve kırıldı mı?

-Belgeyi dosyadan alındığını söyleyen ihbarcının yalanı hangi raporla belgelendi?

Albayın; şok olduğu günün ayrıntılarını, evindeki tabancanın kaydını, avukatı yokken kime güvenip, kapısını açtığını, küçük kırmızı defterin sırrını, Ergenekon savcılarının şok eden eldiven olayını, sorguya neden geç gittiğini, neden "bu olmamalıydı" dediğini ve gözyaşlarına dokunduğu anı ve Koltuk altlarından kan akan subayın, savcı ile albay arasındaki Titanic tartışmasını, saate bakan komutanı, İmzanın ve parmak izi analizlerini, rastlantılarla dolu sürecin ayrıntılarına gizlenen "şeytanın" fotoğrafını da göreceksiniz…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 256
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2017
₺15,28

Osmanlı İmparatorluğu’nun Birinci Dünya Savaşından yenik çıkmasının ardından ayrılıkçı Ermeniler, İstanbul’un düşman işgali altında bulunmasının da verdiği cüretle harekete geçerek, önce hain diye nitelendirdikleri Türk Devletine sadık kalmış diğer Ermenilere, ardından da İttihat ve Terakki Partisinin sürgündeki liderlerine karşı intikam kampanyasına giriştiler. O sıralar İstanbul’da yayınlanmakta olan ve Taşnak Partisinin resmi yayın organı niteliğindeki Djagadamard gazetesinin bürosunda toplanan bu partinin Merkez Komitesi, eski İttihatçıları gıyaplarında ölüme mahkum ederek, bir grup kiralık katili Avrupa’nın muhtelif şehirlerine gönderdi. Arşavir Şıracıyan, hem bu dönemin görgü şahitlerinden biri hem de Taşnak Partisinin olup biten hadiselerde önemli bir rol oynayan bir numaralı tetikçisidir. İttihat ve Terakki Hükümetinin Sadrazamı Said Halim Paşa’yı Roma’da, Partinin ideoloğu Doktor Bahaeddin Şakir ile Eski Trabzon Valisi Cemal Azmi’yi Berlin’de katleden kişi de budur. Bu suikastçinin birinci şahıs olarak kaleme aldığı bu eserde, daha savaş bitmeden İstanbul Ermenileri’nin nasıl silahlandıklarını, Ermeni evlerinde Ermeni asıllı asker kaçaklarını ve İtilaf Devletlerine mensup subayların nasıl saklandıklarını bulmakla kalmayacak bunların yanısıra; adı geçen kişinin suikast planlarıyla Avrupa’ya çıktığında İtalyan ve Alman polisinden nasıl yardım gördüğünü ama diğer Ermeni komitacıları tarafından nasıl çelmelendiğini, bu hatırat içinde Şıracıyan’ın büyük oranda hakir gördüğü ve hatta yer yer de karikatürize etmeye kalktığı Türk polisinin hem de Başkentleri işgal altındayken bu tedhişçilere karşı canını dişine takarak nasıl mücadele ettiğini ve sonunda kendisini de Varna’da eğlenirken nasıl bulduğunu okuyacaksınız.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 340
En / Boy : 10,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2006
₺24,00

Son derece "hassas" bir konu olan silahlı kuvvet kullanımına karar verme, devletler tarafından temel hukuksal metinlerde, yani anayasalarda düzenlenmektedir. Zira söz konusu olan, egemenlik ilkesi gereği her devletin ancak kendi ülkesinde bulunabilecek silahlı kuvvetlerin bir başka devlet ülkesinde, daha doğrusu hiçbir devletin egemenliğinde bulunmayan alanları da içerecek şekilde ülke dışında askeri amaçlarla bulunmasıdır. Bu çalışmada, silahlı kuvvet kullanımı konusunda özellikle 1961 Anayasası’ndan başlayarak TBMM’ye verilen anayasal yetki çerçevesinde Ekim 2011 itibariyle alınan 56 TBMM kararı etraflıca incelenmektedir. Her bir somut TBMM kararı ve o karara konu gelişmeler ancak bütün ilgili verilerin göz önüne alınmasıyla değerlendirilebileceği için, herhangi bir kararla ilgili ayrıntılı daha doğrusu bütüncül bir inceleme yapılmamıştır. Bunun yerine, ulusal ve uluslararası hukukun sunduğu genel çerçeve kuramsal olarak irdelenmekte ve ilgili TBMM kararları da değerlendirmeye esas konu ve temalar ışığında gözden geçirilmektedir. Bu da, TBMM kararlarını ya da bunlara esas değerlendirmeleri bir yerindelik incelemesine konu yapmaktan çok TBMM uygulamasındaki genel eğilimlerin olabildiğince tespiti ve analizine odaklanmak anlamına gelmiştir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 252
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2011
₺27,00

İstihbarat; Türk toplumunda yanlış anlaşılan, yanlış bilinen, yanlış tanınan, korkulan, sık sık olumsuz anlamlarda kullanılan ve uzak durulması gerektiği düşünülen bir faaliyet biçimi olarak görülmektedir. Hâlbuki İstihbarat ve istihbaratın tamamlayıcı argümanları olan psikolojik savaş ve propaganda ülkemizde yaşayan her ferdin günlük hayatının kaçınılmaz parçalarıdır. “istihbarat” ve “istihbaratçı” kelimelerinin kötü ve korkulur algılanmasının ardında yatan asıl gerçek ise; her hangi bir istihbarat çalışmasını etkisiz hâle getirmek için yapılan, karşı tarafın uyguladığı olumsuz propagandadır.

Bir millet için mevcut olan fırsat ve tehditler sadece askerî nitelikli değildir. Bu tehditler çok geniş bir alana yayılmıştır. İstihbarat, millî güvenlik politikasının temel parçasıdır.

İstihbarat çalışmalarını dikkate almayan devlet yönetimlerinin ise gözleri bağlı maraton koşan birisinden hiçbir farkı yoktur. Nereye gittiklerini, rakiplerinin önünde mi arkasında mı olduklarını, ne kadar koştuklarını, özetle hiçbir şeyi bilmeden, zaman ve enerji kaybederek koşup dururlar.

Türk politikacısı, Türk işadamı, sivil ve siyasi karar alıcılar mümkün olduğunca istihbaratçılardan ve istihbarattan uzak bir yaşamı tercih ederler. Karar alma süreçlerinde, istihbarat analizlerinin sonuçlarından mümkün olduğunca az faydalanırlar. Bu tarz davranış şekli karar alma süreçlerinde uygulanan çok tehlikeli ve hatalı bir yöntemdir. Doğru olan ise; bu karar alıcıların, karar verme aşamalarında his ve kanaatlerinden daha çok, kanıt ve analize dayanan bir düşünce ve çalışma yöntemiyle karar vermekleridir. Buda ancak doğru bilgi yeterliliğiyle, yani istihbarat ile elde edilir.

Bu çalışmada, istihbaratın ne olduğunun açıklanması gibi temel bir bağlamdan hareket edilerek, istihbaratın tarihî, istihbarat toplamada kullanılan temel araçlar ve istihbarat türlerinin yanı sıra “stratejik istihbarat” ve çalışmanın asıl merkezini oluşturan “stratejik analiz yöntemleri” de okura en ince ayrıntıları ile sunulmuştur. Umarız ki bu eser, ülkemiz insanına olduğu kadar, konuyla ilgili kişi ve kurumlara da fayda sağlayacak bir çalışma olur.





Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 464
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺37,50

İstihbarat faaliyeti; ulusal güvenlik ve devlet güvenliği için olmazsa olmaz gerekliliktir.
İstihbarat örgütleri; değişen dünyaya ayak uydurmaktan öte yeniliklerin önünde giderek, yeni bilimsel çalışmalar ile kullandıkları teknik ve yöntemlerini sürekli revize ederler. İstihbarat faaliyet alanı genişlemiştir. İnsanoğlu yaşadığı gezegende dinleme, izleme yapabilecek teknolojiyi elde ederken, uzayın derinliklerinde yıldızlar kümelerine, sinyale dayalı haberleşme ağı kurabilmiştir. Dünya yörüngesindeki NSA'ya ait uydular, Echelon elektronik sistemle, ses, görüntü ve internet trafiğini tespit edip NSA'ya göndermektedir. Uydularla çalışan sistemde KH-11 ve LaCrosse RI uyduları ile yüksek çözünürlüklü casus fotoğraflama yapılmaktadır. Orion Vortex uyduları Telekom takibi, Trumpet uyduları cep telefon tabipleri, Parsae uyduları okyanus takibi, SDS uydusu veri aktarım işlemleri, DSP uyduları füze erken ikaz sistemi, DMSP uyduları ise her türlü hareketlilikleri takip ve izleme görevini yapmaktadır. İnternet haberleşmeleri Visible Technologies sistemle izlenir. Telefonlar dinlenir. Dinlenme, izlenme, takip edilme, kayda alınma endişesi, insanları sarmalamıştır. Korku paranoyası dalgalar halinde yayılmaktadır. İstihbarat örgütleri;hedef kişi, kurum, kuruluş ve örgütlerin peşindedir. Yazılı, görsel ve sosyal medya önemli bir açık istihbarat edinme alanıdır. Ajan/casus;istihbarat edinmede gizli istihbarat elemanıdır. Bazı siyasetçi, akademisyen, gazeteci, iş adamı, sivil toplum üyeleri istihbarat örgütlerinin gizli kimlikli destek elemanlarıdır. Muhbirler, işbirlikçiler, haber elemanları, gizli tanıklar, gizli soruşturmacılar, provokatörler, işbirlikçiler, gazeteciler-muhabirler gizli istihbarat elemanlarıdır. Bu kitap; stratejik, taktik ve siber istihbarat, ajan, dinleme, izleme ve takip sisteminin işleyişini bütün boyutlarıyla ortaya koyan çalışmadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 400
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 12.2016
₺42,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 168
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺9,36

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 272
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺11,70

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 256
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺12,48
"Önce Kadınları Vurun" terörist eylemlerle ilgilenen polis ekiplerine verilen öğütlerden biridir. Neden? Kadınlar erkeklerden daha acımasız oldukları için mi? Bir kadını öldürmesi istendiğinde duyulan içgüdüsel kararsızlığın üstesinden gelmek için mi? Kadınlar erkeklerden daha tehlikeli oldukları için mi? Bu sorulardan etkilenen Eileen MacDonald, yaşadıkları toplumsal düzene başkaldıran ya da ülkelerinin bağımsızlığı için savaşa şiddet yanlısı örgütlerden kadınlarla röportajlar yaptı.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 302
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .1991
₺28,00

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a y

-TCDD’nin arka arkaya istasyon yenileme ihalelerini alan son model Mercedes sahibi müteahhit nasıl oldu da yeşil kart sahibi oldu?

-Erdoğan’ın Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç, organize suç kapsamında örgüt kurmak ve yönetmekle suçlanan ve tutuklanan hangi iş adamıyla ortak oldu?

-Başbakan’a yakınlığı ile bilinen reklamcı Erol Olçak’ın TRT’ye ödemediği paralarla ilgili soruşturmalara ne oldu? TRT’ye 150 milyonun üzerinde borcu olan Erol Olçak,  TRT’nin reklam ihalesini yeniden nasıl kazandı?

-Devlete ait 124 büyük Kamu İktisadi Teşekkülünü 48 milyar dolara satan AKP  hükümeti nasıl oldu da büyüyen ekonomide Devlet’in borçlarını 540 milyar dolara çıkarttı?

Ve daha neler neler

-İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığından Bugüne Recep Tayyip Erdoğan ve arkadaşlarının Devlet'i Yürütmesinin tüm hikayesi bu kitapta.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 320
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2014
₺13,50

Bir akşamınızı, zamanın en büyük uyuşturucusu ve boş vakit geçirme araçlarından biri olan televizyon yerine bu kitaba ayırın ve belki bir daha hiçbir yerde okuyamayacağınız pazarlama ve yönetim taktikleri yanında tarihte ayağımıza pranga vuramayanların, şimdi beyinlerimize o prangaları nasıl vurmaya çalıştıklarını ve bu amaçlarına ne kadar yaklaştıklarını okuyun.

Dünyayı ülkeler mi yoksa büyük şirketler mi yönetiyor?
Rakip gözüken dev şirketler gerçekten rakip midir yoksa gizli ortak mıdır?
Gerçekten özgür bir ülke miyiz yoksa bağımsız bir sömürü müyüz?
İlm-i siyaset nedir? Sadece politikacılara mı lazımdır?
Aristo’nun yüzyıllar önce İskender’e verdiği bölmeden yönetme planı bizim içinde uygulanıyor mu?
Arınmış zihinle şirket yönetimi başarının anahtarı olabilir mi?
Bir işletmeyi rakipsiz kılmaya sebep olmak için hayalet rakipler nasıl kullanılır?
Bütün tüketicilere karşı uygulanacak bir standart mennuniyet programı var mıdır?
Müşteriniz olmayanları memnun etmeye çalışmak neden önemli?
İltimazsız yönetim ne sağlar?

Dünyanın bütün ülkelerinde devletin önde gelen üniversitelerinin eğitim dili kendi anadilleridir. Bizde ise önde gelen üniversitelerin tamamına yakınında eğitim dili ana dilimiz değil, sebebini  hiç  düşündünüz mü?  Çin’de, Fransa’da, Rusya’da, Japonya’da, Almanya’da  önde gelen devlet üniversitelerinde eğitim dilinin İngilizce olmaması ilginç değil mi? Bırakın  bu gelişmiş ülkeleri dünyanın hiçbir ülkesinde bizdeki gibi bir İngilizce temelli eğitim olmayınca insan “Dünyadaki tek zeki devlet biz miyiz?” diye düşünüyor;  
Ya tam tersi ise...

Böl, parçala, yönet devri kapandı. Artık  parçala ama bölme, birbirine düşür; ama bir sınır içinde yaşamaya zorla dönemi başladı. Takım taraftarlığı bile bir ülkede bölen olarak kullanılabiliyor ise gerisini siz  düşünün artık.
Kupkuru hakikati görmek, görünen önemli yanlışların görünmeyen yanlarını öğrenmek için Toplum Mühendisi değerli bir eser.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 192
En / Boy : 12 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2014
₺28,50
"İnsan zihninin, bedeniyle olan ilişkilerinde takip ettiği biyolojik süreçleri, insan zekasını kullanarak taklit edip, başka zihinlerin kontrolünü ele almaya çalışmak ütopyası, asırlardan bu yana var olagelmiş bir dizi olayın açıklamasıdır. Büyü yaparak kişilerin kontrolünü ele geçirmek ve onların iradesinden bağımsız olarak bedenleriyle eylemde bulunmalarını sağlamak, bugün hala hem doğulu hem de batılı toplumlarda görülmektedir. Belki biraz da bu yüzden, "psikolojik savaş" ya da "bedensel denge bozumu" kavramlarının içeriği, zihinsel karşı-kontrol uygulamalarının tamamını kapsar hale gelmektedir."Tüm dünya dillerinden önce, ilk kez Türkçe’de...
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 89
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2006
₺8,62

Herkesi önce şaşırtan, sonra dehşete düşüren, sonra da iyiden iyiye kaygılandıran İkiz Kuleler`e yönelik o intihar saldırılarının üzerinden haftalar geçti. Bu bir savaştır dendi. Bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak sözü bir nakarata dönüştü.

Metin Sever ile Ebru Kılıç'ın 11 Eylül`ün sisleri arasında toparlamaya başladıkları bu derleme kitapta, Chomsky`den Kissinger`a, Huntington`dan Umberto Eco`ya kadar çok çeşitli siyasetçi, düşünür, yazar ve edebiyatçının konuyla ilgili yorumlarını, daha çok da önümüzdeki döneme ve yıllara hangi perspektiften baktıklarını okuyacaksınız.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 323
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺18,90

Yirminci yüzyıla "barbar" diyen çok oldu ve bu doğru bir saptamaydı, fakat yeni girdiğimiz yirmi birinci yüzyılın "barbarlık"ta geçen yüzyılı kesinlikle gölgede bırakacağı daha şimdiden belli oldu. Ve dünyayı savaşın eşiğinde yönetmeyi başlıca politik yol belleyenlerin bu noktada seçtikleri birkaç model ülke varsa, bunların biri Irak, diğeri Afganistan, bir diğeri de Çeçenistan'dı.

Çeçen direnişi İslami fundametalizmin bir kalesi midir, bir zamanlar sosyalist SSCB'nin parçası olan Çeçenistan'daki savaş bir ulusal kurtuluş hareketini mi temsil etmektedir, yoksa Çeçenlerin bütün dertleri sadece Şeyh Şamil'den beri âdet edindikleri üzere Rusya'ya kafa tutmak mıdır?

Çeçenlerin ilk cumhurbaşkanı Cahar Dudayev, ikinci cumhurbaşkanı Aslan Mashadov, eylemleriyle dikkatleri üstüne toplayan, Che hayranı gerilla komutanı Şamil Basayev ve onun yanındaki Ürdün'den ithal komutan Ebu Hattab, Yeltsin'in parlamentosunda başkan olan Ruslan Hasbulatov...

Kimisi eski Kızıl Ordu generali, kimisi SSCB hükümetinde bakan olan, bunlarla birlikte binlerce evladıyla kardeşini kirli bir savaşa kurban veren yüz binlerce sıradan insan, sekiz yılı aşkın bir süredir ülkelerini harabeye çeviren bu savaşta neyin peşindedirler?

Özcan Özen ile Osman Akınhay'ın hazırladıkları Çeçenistan: Yok Sayılan Ülke adlı bu kapsamlı derlemede, bütün bu aktörleri, sağ ve sol ideolojilerin onlara atfettikleri kutsal etiketlerle değil, yalın gerçeklikleri ve kendi trajedisi içinde izleyecek, Çeçenistan'ın bütün dünya tarafından yok sayılmasının nasıl bir kapitalist paylaşım senaryosuna karşılık geldiğini göreceksiniz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 693
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺52,50

Günümüzde tarihte örneğine hiç rastlanmamış bir mefhumla karşı karşıyayız: Farklı inançlar aynı amaca konsantre olmuş durumda. Kral Davud soyundan Yahudilerin beklediği Mesih, özellikle Evanjelist Hıristiyanların beklediği İsa Mesih, başını İran’ın çektiği Şii İslam inancındaki Müslümanların beklediği kayıp 12. imam olan Hz. İsa ile bir kısım Sünni Müslüman tarikat ve cemaatlerin beklediği Mehdi ve Hz. İsa’nın gelişine yönelik 21. yüzyılın ilk çeyreğine atıf yapan kuvvetli inanç ve spekülatif siyasi atraksiyonlar şaşılacak derecede örtüşüyor. Nasıl oluyor da tüm semavi dinler ayrı ayrı amaçlarla aynı kurtarıcıyı bekliyor? Biz kimin neye inandığını yargılamıyoruz. Ancak bu farklı inanç sahibi yüz milyonlar nasıl olup da bir nevi mutabakat içinde olabiliyorlar? İşin bir başka tarafı da giderek alenileşiyor. Yukarıda saydığımız Mesih/Mehdi beklentisi öyle bir toplumsal histeriye dönüşüyor ki, tarafların hepsi onun bir an önce gelmesi için adeta Tanrı’yı kıyamete çağırıyor. Evanjelizm’in körüklediği bu histerinin nasıl vahim sonuçlara yol açabileceğini öngörmenin pek de mümkün görünmediği çağımızda bu mezhebin doğuşundan günümüze dek yükselişinin öyküsünü tarihi gerçeklerin ışığı altında okuyacaksınız...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 607
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2020
₺68,60

Amerikan derin devleti, ABD'yi Irak Savaşı'na adeta zorla sürükleyen herkese ve her kuruma radarlarını yöneltmiş, ilk fırsatta karşı darbeyi indirmek için beklemeye geçmişti. Beklenen fırsat gecikmedi. ABD, kısa bir askeri harekâttan sonra Irak'ın tamamını işgal etmiş, 9 Nisan 2003'te Bağdat'ı ele geçirmişti. Ülke çapında yapılan yoğun aramalara rağmen hiçbir kitle imha silahına rastlanmamıştı. Yeni muhafazakârların, ABD'yi koskoca bir yalanın peşinden sürüklediği ortaya çıkmış, ABD dünyada nefret duyulan bir ülke durumuna gelmişti. Amerikan derin devleti faturayı kesmişti, ABD'yi savaşa sürükleyen yeni muhafazakâr kadro tasfiye edilecekti. Büyük çaplı bu tasfiye operasyonu, bu kitabın konusunu teşkil ediyor.

Bu kitapta, Dick Cheney, Paul Wolfowitz, Douglas Feith, Richard Perle, Scooter Lewis Libby, Michael Ledeen, Larry Franklin, Steve Rosen, Keith Weismann, Harold Rhode, Michael Rubin ve Judith Miller gibi birçok kişinin ismi geçiyor. CIA, DIA, SISMI, DSGE, AIPAC, AEI, MOSSAD gibi birçok kurumdan söz ediliyor. Tüm bu isimler ve kurumlar arasındaki şaşırtıcı bağlantıların ortaya konduğu kitapta Amerikan derin devletinin menziline aldığı herhangi bir ülkede kendi isteklerini gerçekleştirmek için nasıl yöntemlere başvurabildiğini ve hedefine koyduğu kişi ve kurumları nasıl tasfiye ettiğini tüm ayrıntılarıyla okuyacaksınız.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 245
En / Boy : 13.5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺24,80
1 2 3 ... 7 >
Çerez Kullanımı