Voltaire deyince, başta Candide ya da İyimserlik gelir akla ve evrensel edebiyatın şaheserlerinden biri de budur. "Olabilir dünyaların en iyisi"nde yaşadığımıza inanan saf bir gençtir Candide; iyimserlikle doludur. Bir talihsizlik, sevgilisinden ayırır onu ve yollara düşürür. Voltaire, hemen hemen bütün dünyada dolaştırır kahramanını. Gittiği her yerde de gördüğü savaştır onun, acıdır, gözyaşıdır... Kötümserleşir. "Nedir iyimserlik?" diye soranlara verdiği yanıt şu olup çıkar: "İnsanın kötü bir durumda olduğu bir zamanda, her şeyin iyi olduğunu ileri sürmesi çılgınlığı!" Son olarak, İstanbul'a düşer yolu. Orada, bir Türk köylüsünden, çalışmanın, emeğin erdemlerini öğrenir: "Çalışmak, bizden üç büyük kusuru, can sıkıntısını, kötü alışkanlıkları ve yoksulluğu uzaklaştırır" der köylü. Buradan kalkıp boş laflara, havada tartışmalara ve gevezeliklere karşı, bulduğu şudur Candide'in: "Bahçemize bakmamız gerek!" Eser, Voltaire'in kaleminden XVIII. yüzyılın bir eleştirisi idi. Kuşkusuz, kötümserdir Voltaire, ama cesaretini yitirmemiş bir kötümser; öyle olduğu için de eleştirirken, daha iyi bir dünyayı da sezdirir bize. Üstelik o "daha iyi dünya" gerçekleşmiş değil, aptallıklara yenileri eklenmiş halde. Böylece, Voltaire'in eseri güncelliğini sürdürüyor. Okuyunuz, göreceksiniz...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 208
En / Boy : 13,5 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2021
₺36,00

Velidedeoğlu bu kitabında 23 Nisan 1920’den başlayarak katıldığı İlk Meclis’in, ilk ve son yıllardaki olayları, Meclis’in türlü yönlerini, kendi kişilerini anılarına, günce ve gözlemlerine, özellikle de açık ve gizli oturumların tutanaklarına dayanarak kendine özgü akıcı bir dille anlatmaktadır.

Kitapta ilk ulusal hükümetin programı başta olmak üzere, Ulusal And (Misakı Millî) padişaha gönderilen yazı ve daha bir çok belge yer almakta; kitabın sonunda yazarın öz yaşam öyküsünün, Cumhuriyet Gazetesi’nde 1942 yılından günümüze kadar çıkmış olan yazılarının tam listesinin yer almış bulunması da yapıta ayrı bir değer katmaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 310
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2020
₺36,00

Bugün faşizm güncel bir tehlikedir. Yüz yıl önce insanlar ilk kez doğmaya başlayan bu canavarı tanıyamadılar. Tanıdıklarında çok geçolmuştu. Biz bugün bu canavarın en azından tarihini biliyoruz.
Bu kitap, bu canavarın bugünkü biçimini tanıma, geç kalmadan önlem alma çabalarına bir katkı
yapmayı amaçlıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 112
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2020
₺24,60

Basım Dili : İngilizce
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 176
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2013
₺20,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 199
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2013
₺28,00
Anadolu kültür mirasından, çağımızın ve günümüzün yeni arayışlarına; çağdaş Türk ve dünya tiyatrosunun yerel ve evrensel sorunlarından sinema, resim, müzik, şiir, yontu ve fotoğraf sanatlarını ilgilendiren sorunlara, "sanat dünyasında" sadece bir gezinti değil, bir şölen...
Tiyatroda Düş Zamanı, konunun uzmanlarınında ötesinde, bütün sanatseverlere için bir düşünme ve başvuru kaynağı olacak.
-Ataol Behramoğlu-
(Arka Kapak)
İçindekiler
- Sunuş: Ataol Behramoğlu
- Önsöz ve Teşekkür
- İlksöz Yerine: "Deli Mavi" Klibi ve Sepya Rengi Fotoğrafların Düşündürdükleri
- Dram Sanatı Üzerine
Tiyatroda Düş Zamanı
Tiyatroda Yeni Arayışlar ve Anadolu'nun Kültür Mirası
Şaman Ritüelinden Siyah Kalem Resimlerine
Doğu'dan Bir Açık Mekân ve Açık Biçim Örneği: Taziye
Zıtlıkların Dili: Grotesk
Çerçeveli İtalyan Sahne ve Açık Mekân
Tiyatro ve Kent Kültürü
Tiyatro Eleştirisi Üzerine Düşünceler
Post- Modern Eğilimler Üzerine: Söylenecek Sözler Tükendi mi?
İletişim Çağı ve Tiyatro Üzerine Bazı Düşünceler
Çatalhöyük, Bellek Politikası, Tiyatro
- 20 . Yüzyıl Tiyatrosu
Bir Tiyatro Dehası: Vsevolod Meyerhold
Meyerhold'dan Liubimov'a: 20 . Yüzyıl Tiyatrosunda Bir Çizgi
Tiyatroda Laboratuvar Çalışması ve Eugenio Barba
Oyuncunun Gizli Sanatı ya da Yeni Bir Dünya Yaratmak
Anton Çehov'un Geleceğe Dönük Yüzü
Anton Çehov ve Günümüz
Çığlık Çığlık Martılar
Dario Fo Tiyatrosu ve Karnaval Geleneği
Sular Buz Tutarsa / Berliner Ensemble
Kimlik Sorunu ve "Öteki"ne Bakış
Federico Garcia Lorca: Ruhumuzu Kanatan Ölüm Kamyonları
Arthur Miller: Bilge Bir Dostun Ardından
- Türk Tiyatrosu ve Güncel Sorunlar
Geleceğe Dönük Bir Çift Göz: Muhsin Ertuğrul
"İlk Saat İşçisi"ne Mektup
Üç Kavuklu: "Dümbüllü", "Kitaplı" ve "Kalemli"
Tiyatro Provası, Bruno Ganz, Sumru Yavrucuk
Hamlet'i Hiç Hamlet'le Birlikte İzlediniz mi?
Kanlı Pazar'dan Bugüne
Dünya Tiyatrolar Günü ve Türk Tiyatrosu
Tiyatroda Kuşaklararası İlişki
Benim Meskenim Dağlardır
Bazı İnsanlar Vardır.
Şeytan Uçurtması: Mehmet Ulusoy'un Ardından
Ustalara Saygı
- Mitolojiden Günümüze Estetik , Dil, Simgeler...
Kozmoloji, Simgeler ve Sanatta Şiirsellik
Çünkü Kaos Kozmos'a Gebedir
Sesler, Görüntüler, Çağrışımlar
Trajik Bir Çağda Trajedisiz Kalmak
Ihlara Vadisi'nden İzlenimler
Babil Kulesi ve Bireşim Yeteneği
Ta- ta- ta- taam: Sanatın Sinyalleri
Sanatta Sahicilik: "Ara Uzam"ın Sırrı
- Dans ve Beden Dili
Dans, Bedenin İçindeki Müziği Yakalamaktır
Leoparın Dansı
İmgelerle İnsan Bedeni Tarihi
Pina Bausch'un "İstanbul'u
- Sanat Dünyasında Gezintiler
"Sis Zamanı", Angelopulos ve Kornet
Ömrümüzün Mayın Tarlasında Yolculuk
"Uzak" Çağrışımlar: Kapandaki Farenin İncecik Çığlıkları
Çocuk Resimleri, Kurgu ve Yılmaz Güney.
Uçurumlar Arasında Kızıla Kesmiş Gecede, 68 'li Bir Kadın: Genevieve Clancy.
Gençliğimizin Hasat Ayini
El Greco: Uygarlıklar Bireşimi
Koreografiden Turhan Selçuk'a: Çizgilerin Grotesk Dansı
- Hamlet'le Düşünmek
Hamlet ve Sabahattin Eyüboğlu
Olmak ya da Olmamak
Ruhundaki Polonius'u Öldürmek
- Son Söz Yerine: Düşlerdeki Mesajlar
Sayfa Sayısı : 320
Basım Tarihi : Şubat 2006
Kapak Türü : Karton Kapak
Kağıt Türü : 2. Hamur
Basım Yeri : İstanbul
₺12,80 KDV Dahil

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 427
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2017
₺48,00

Söylev Cilt: 1-2 SÖYLEV, 1919-1927 döneminde Atatürk'ün kendi kaleminden çıkmış bir özyaşam öyküsüdür.

Söylev, Ulusal Kurtuluş Savaşı'nın ve Türk Devrimi aşamalarının üst düzeyde, ilk elden tutulmuş bir güncesi niteliğindedir.
Bu nedenle Söylev, Türkiye'nin en önemli bir döneminin belgelere dayalı siyasal tarihidir.

Söylev, asker, devlet adamı, üstün konuşmacı ve devrimci Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü en iyi anlatan kitaptır.

Atatürk'ün istençli, dayançlı, uzak görülü, sabırlı ve yürekli kişiliği bu yapıtın her sayfasından yansımaktadır. Söylev, gelecek kuşaklar için bir yol göstericidir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 416
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2017
₺44,00
Laik demokratik cumhuriyete saldıran gözü dönmüş şeriatçı çetelerin korkulu rüyası, güçlü bir yazarın olgun gözlemleri... Maskeleri düşüren, tezgahlanan oyunları bozan bir gazetecinin soluk aldırmadan sürdürdüğü kutsal uğraşının doyurucu ürünleri...Bir solukta okumayı sevenler için.
(Arka Kapak)
Sayfa Sayısı : 248
Basım Tarihi : Kasım 1998
Kapak Türü : Karton Kapak
Kağıt Türü : 1. Hamur
Basım Yeri : İstanbul
₺5,60 KDV Dahil

Demokrasi, bütünüyle bir kurallar ve kurumlar politikasıdır.Demokrasinin temeli laikliktir.Laikliğin temeli dindar-dinsiz ayrımı yapmamaktır.Laiklik olmazsa yurttaş eşitliği olmaz.Bunu bilip de bilmezden gelmek, bunu bilip de görmezden gelmek, 'TEHLİKELİ CEHALET'tir.

Neden 'TEHLİKELİ CEHALET' toplumların başına bela olur?Çünkü, toplumların bir bölümü bu durumdan büyük çıkarlar sağlar. Geri kalan bir bölümü de küçük çıkarlarla yetinir. Bir bölümü, ilerde kendisinin de çıkar sağlayacağını umar, Bir bölümü durumu görür, toplumu uyarmaya çalışır, ama gücü yetmez.

İşte böyle durumlarda da felaket kapınızı çalmıştır ve gelmektedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 222
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2010
₺32,00

Bu kitapta tam 11 öykü var. Tabanda dostluk, kardeşlik ilişkilerini sürdüren bir halkın, yaygınlaşan ulusçuluk akımları, dil, din ayrılıkları nedeniyle birbirine düşmelerinin öyküleri bunlar. Hem de Makedonyalıların yaşadıklarından alınmış örneklerin sergilendiği, Makedonya doğumlu Cumalı Usta'nın kaleminden. Bu kitabı okyun lütfen ve etnik kavga denen olay, aslında ne denli yapay bir olgudur tanıklık edin.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 197
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2016
₺32,00

"Yakın yıllara kadar, Marmara'nın doğu kıyısında, İstanbul'a pek uzak olmayan bir yerde, yoksul bir sütçü yaşardı. O dönemde şimdiki gibi birbiri üstüne binmiş yazlıklarla dolu değildi o kıyılar. Kıyıya yakın otlaklardan biri sütçünündü. Sütçü ile karısı otuz yıllık evliydiler. En küçük çocukları, Sonçiçek adında doğanın ve hayvanların da dostu olan sevimli bir kızdı. Yaşadıklara yerlere büyük yapılar kurulmaya başlayınca Sonçiçek ve ailesi başka yerlere taşınmak zorunda kalırlar. Hayvanların yaşama alanları azalır."

Necati Cumalı'nın çocuklar için yazdığı bu romanda Sonçiçek'in doğa ve hayvan sevgisini sizler de duyumsayacaksınız.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 126
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 10.2016
₺31,90
82 Yazarın Ürün ve Yazıları
(Ön Kapak)
17 Ağustos 1999 depremi, Türkiye'yi -sözcüğün her anlamıyla sarstı.
Nice bin acılara tanık olduk.
Umarsız kalışlara, umarsız bırakılışlara tanık olduk, bu -insanoğlu için ölümden de beter!
Her yaştan insan, felaketin ortasında yaşıyordu. Savaşlarda bile böylesiyle pek karşılaşılmamıştı...
Alpay Kabacalı-
(Kitabın İçinden)
Sayfa Sayısı : 384
Basım Tarihi : Kasım 1999
Kapak Türü : Karton Kapak
Kağıt Türü : 3. Hamur
Basım Yeri : İstanbul
₺5,60 KDV Dahil

Zor Oyunu, bir dönem romanı olarak, 10 Kasım 1938'de Dolmabahçe Sarayında nöbet tutan genç subayların özdeşleşme ödeviyle başlar. Ülke talihini ve dünya tarihini değiştiren bir büyük insan, doğa yasasına uymuş, saat 9'u 5 geçe gözlerini yummuştur.

Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti'ni, başında nöbet tutanların da kendilerini içinde saydığı gençliğe emanet etmiş ve "çağdaş uygarlığı yakalama, hatta aşma" ödevini yüklemiştir.

Genç subaylar, yükümlülükleri üzerine, bütün saflık ve iyi niyetleriyle ant içerler. Niyetlerinde haklı, sözlerinde kararlıdırlar.

Ancak İkinci Dünya Savaşı, dengeleri allak bullak eder.

Yoksunlukların giderilmesinin yolu, o zamanın Cumhuriyet yöneticileri için, çok partili bir yaşam biçiminden ve İkinci Dünya Savaşı'nın galibi Batı ülkelerinin desteğini almaktan geçer. Partiler kurulur… Seçimler yapılır… Nato'ya girilir. İkinci Dünya Savaşının diğer galibi SSCB öncülüğünde kurulan Varşova Paktı, "Demirperde" olarak nitelenir.

Ve çok partili yaşam, iktidar kanadıyla muhalefeti düşman kardeşlere dönüştürür…

Genç subaylar ise, ülke içinde Nato adına düşman aramaktadır.

12 Eylül 1980 darbesi, 1938'in saf subaylarının, üstün birer Nato generali oldukları zamana rastlamış, kayıtsız koşulsuz ulusal egemenliğin bekçisi sayılan ordu tarafından gerçekleştirildiği için egemenliğin kayıtlı koşullu hale geldiği sezilmemiş, böylelikle 1980 Eylülü, bugüne, 2014'e taşınmıştır.

Zor Oyunu, hem ordunun, hem Türkiye'nin geçiş dönemlerinin öyküsüdür.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 410
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2014
₺48,00

Dünya tarihi yeni bir aşamaya girdi. Eski kapılar kapandı. Yeni çıkış yolları bulmak ve halka duyurmak, yeni bir tür uygarlık ve can kurtarma savaşıdır. dünyanın tepetaklak olduğnu ya da olacağını kabul etmek, başımızın üzerinde yürümeyi öğrenmek kadar zordur. İnsanlara vaat edilen gelecek parlak değil. Fakat ülkenin "Vur patlasın, çal oynasın!" vurdumduymazlığını bırakması gerek. İçinde yaşadığımız durum, çağdaş bilim ve teknolojinin önerdiği çözümlerin sınırlarını zorlarsa, gelecek umudu zayıflar. Bu durumu topluma anlatmak aydınların sorumluluğudur. Einstein çok zaman önce "Eğer bu dünyada yaşayacaksak, her şeye yeniden başlamak gerekecek!" demişti. Aydının savaşı buradan başlıyor. Bu yeni bir devrimdir. Silahla değil, akılla olacak.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 284
En / Boy : 14 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2014
₺36,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 190
En / Boy : 17 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2014
₺28,70

Bu kitapta 2010 yılında başlatılan “Balyoz Kumpası”nın kronolojik bir değerlendirmesini sunuyoruz. Ülkemizde sürdürülmekte olan siyasi davalardan biri olan “Balyoz Darbe Planı” davasında yaşanan haksıklıkları ve hukuksuzlukları tarihe not düşüyoruz.

Bu dava asrın iftirasıdır.
Balyoz davası, Türkiye'nin Dreyfus davasıdır.
Balyoz davası, Türkiye'nin hukuk, siyasi ve askeri tarihinin utanç duyulacak kapkara bir lekesidir.
Balyoz davası, Türkiye'nin tarihindeki karanlık dönemlerin aktörlerinin vücut değiştirerek kurguladıkları ve başarıya ulaştıkları bir kumpastır.

“Balyoz Kumpası” raporumuzu, halen cezaevinde haksız yere yatan tüm tutsaklara, cezaevindeyken hayatını kaybedenlere ve onların cefakar ailelerine ve yakınlarına ithaf ediyoruz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 152
En / Boy : 16,5 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2014
₺28,00

Bu kitapta tanınmış kadın yazarlar, yaşam öykülerini toplumsal cinsiyet açısından yeniden kurgularlarken, eril bir düzenin temellerini de sorguluyorlar…

Kadına karşı duruşun günden güne arttığı bir ortamda, kadınların, özellikle de toplumda bir saygınlığı olan kadınların konuşmaya başlamaları önemli bir ilki oluşturuyor...

Çünkü sansürsüz anlatmaya cesaret eden öteden beri erkeklerdir, susan ise kadınlar… Açık vermekten, dile düşmekten, damgalanmaktan, ötekileştirilmekten, kırmaktan, kırılmaktan ölesiye korkan hep kadınlardır... Konuşsalar bile düşündüklerinin yarısını söyleyen kadınlardır… Eril düzenin kurallarına sessizce boyun eğen kadınlardır…

Bu kitapta suskunluk duvarı kırılırken, kaleme alınan her öykü tıpkı bir yap-boz oyunu gibi bir bütünün parçasını oluşturuyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 336
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2014
₺36,00

Güney Dinç’in Lütfiye ve Komşusu ile Duvardaki Örümcek romanlarıyla başlattığımız “İzmir’de Yaşam” üçlemesini bütünleyen Amastris Üşümesin, dizinin son kitabı…

Romanda, aynı kentte yaşayan iki genç insanın 12 Eylül darbesinin özgürlüksüz ortamında neleri yitirdiklerini bilemeden geleceklerini yönlendirme çabaları anlatılıyor… Önceleri çocuksu bir oyun gibi başlayan ilişkileri, giderek ayrılmaz bir birlikteliğe dönüşüyor; ancak, yaşamları bekledikleri gibi gelişmiyor. Aralarındaki her şey koptuktan sonra ise, birbirlerine olan güvenleriyle, insanlığa karşı tarihsel bir sorumluluğu üstlenmek zorunda kalıyorlar. Paylaştıkları öyle bir sır ki, engeller ortadan kalkıncaya kadar yaşamları boyunca korumaları ve sonrasında gelecek kuşaklara aktarmaları gerekiyor…

Leyla ve Emre’nin öyküsünü anlatan bu romanda, İzmir’in kentsel özellikleriyle, insanlarıyla ve onların yaşam kavgalarıyla da tanışacaksınız.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 260
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2014
₺32,00

Gazetecilik maratonunu sürdürürken, mesleki faaliyetleri nedeniyle, Ergenekon davası kapsamında tutuklanan Mustafa Balbay, 3 adıma 4 adımlık hücresinden katıldığı 2011 seçimlerinde CHP İzmir Milletvekili seçildi. 4 yıl 278 günlük esaretin ardından, 9 Aralık 2013'te tahliye edilen Balbay, Türkiye'nin önemli bir siyasi aktörü haline geldi. “Balbay'ın Maratonu”nda, yarım asırlık bir yaşama mercek tuttuk...

1971 Burdur depremi yaşamını nasıl etkiledi?
12 Eylül'ü nasıl yaşadı?
Kimlerden, nasıl ölüm tehditleri aldı?
Yıllardır gündemden düşmeyen “Genç Subaylar Tedirgin” haberini nasıl yazdı?
Hakim karşısında geçen 3 bin saatte neler yaşadı?
Cezaevinde toprağa basmak için ne reçetesi aldı?
Hastalık tanısına ne yazıldı?
Silivri'den Sincan'a taşınırken neler yaşadı?
Yaşamında pişmanlık duyduğu bir şey var mı?
Siyasetteki hedefi ne?
Neden Türkiye'yi kasaba kasaba dolaşıyor?


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 178
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2014
₺24,00

Çağdaş yazınımızın öykü ustalarından Oktay Akbal 90. yaşını kutlarken yeni öyküleriyle okurlarının karşısında.

Öykülerinde hep yaşadığı ve tanıdığı İstanbul’u, o İstanbul’un sıradan insanlarını, o insanların iç dünyalarını anlatmıştır Oktay Akbal; zaman zaman da anılarına dönüp yaşadığı güne oradan bakmıştır.

Usta yazar bu hiç yayımlanmamış öykülerinde -bazılarına deneme demek de olası- 21. yüzyılın “yabancılaşmış” İstanbul’unda dolaşıyor; bugünün İstanbul’unu ve yaşamını, kendi yaşadığı İstanbul’la tartıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 80
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2014
₺20,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 166
En / Boy : 13 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2014
₺26,40

 





Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 224
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺32,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 328
En / Boy : 13 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2013
₺40,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 175
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2013
₺28,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 360
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2013
₺36,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 205
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2013
₺28,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 120
En / Boy : 12 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2013
₺20,00
Madımak Oteli’nde insanlarımızın yanışını televizyondan izlemiştim. Bu görüntüler insanımızı derinden yaralamış, beni bunalıma sokmaya yetmişti. 60’lı yılların sonlarına doğru akşamüzeri babam eve gelmişti. Yozgat’ta idik o yıllar, babam sürgüne gönderilmişti, ben lise öğrencisiydim. Kapıdan girdiğinde üstü başı iyi görünmüyordu. "Neredeyse bizi yakıyorlardı!" demişti. Türkiye Öğretmenler Sendikası’nın Kayseri’deki bir kongresine gitmiş, kongrenin yapıldığı sinema ateşe verilmişti. Fakir Baykurt babamın yakın arkadaşıydı. Hepsi Köy Enstitüsü mezunu, birer ‘aydınlanma savaşçısı’ydı. Madımak Katliamı bana o günü anımsatmıştı. Demek ki bu durum, belki de Anadolu’da tarihsel bir gelenekti ve her an tekrarlanabilirdi... Yakmak, acı çektirmek, iz bırakmamak, küllerini rüzgâra savurmak... Ölenlerin arasında birkaç yakın arkadaşım, sevdiğim yazarlar vardı... Onları o dönemin meyhanesi Kardelen’den tanıyordum. Birkaç yıl sonra bir gün, mahkeme başkanının son kararında söylediği cümleyi, "Türk Ulusu tarihte geçirdiği en zor dönemlerde bile böyle vahim bir olay görmemiştir..." dediğini okudum bir gazetede. İşte o an ‘bu olay unutulamaz, geçiştirilemez, görmezlikten gelinemez’ dedim kendi kendime. İçinde bulunmadığım, uzaktan, TV’de izlediğim bir ‘katliam’ı yazacaktım ilk kez. Davada müdahil bir avukat arkadaşıma gittim, bütün dosya ve belgeleri istedim kendisinden. Sıra, "içinde olmadığım" acı verici bir öyküyü tasarlamaya gelmişti... Ölü Canlar, böyle yazıldı.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 151
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2013
₺20,00
Öner Yağcı’nın "dünü bugüne bugünü yarına bağlama" düşüncesi ışığında hazırladığı bu yapıtta, Anadolu’nun büyük ozanı Karacaoğlan ile buluşacaksınız. Kitapta Karacaoğlan’ı sazıyla, sözüyle ve doğa sevgisiyle görecek, Anadolu’daki insan sevgisinin ve aşkın güzellemesinin destansı örneklerini veren büyük ozanın yaşamını okuyacak, onun yüzyılları aşıp günümüze kadar gelen, ölümsüz ozanlar arasında yerini almasını sağlayan, türküleşen şiirleriyle tanışacaksınız.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 304
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2013
₺40,00

Kimi kez kitaplarla filmler, "Burada anlatılanların gerçek kişi ve kurumlarla uzak yakın ilgisi yoktur" diye başlar. Bu romandaki kişi ve kurumların gerçekle ilgisi var mı, yok mu? Buna okur karar verecek. Gerçek aydınların kendilerini sorgulamaları gereken dönemlerde suskun kalması. Suskun kalmayanın başına kirli, kara çoraplar örülmesi. Kadınlarla çocukların aşağılık yalanlarla kandırılıp kullanılması. Karadüzen davaları için, herkese batabilecek sivri mi sivri ortaçağ mahkemeleri kurulması. Koskoca bir ülkeyi, sonu karanlık bir yola sürüklemek. Olağanüstü güzellikler barındıran bir coğrafyanın insanlarını birbirine, kendi gerçeğine, tüm değerlerine yabancılaştırmak. Yalanlar üzerine kurulu düzeni korumak; inancı, siyasal çıkar için kullanmak insanı nasıl bahtabakanlaştırır? Edebiyatın işlevlerinden biri yaşananları duymak, görmek, unutturmamaksa, Sevgi Özel'in yaptığı bu. Bahtabakan, halkın bukalemuna verdiği ad. Sonradan sürüngenleşmek çok acı. Bu roman bunu sorguluyor. (Tanıtım Bülteninden)


Sayfa Sayısı : 200
Basım Tarihi : Haziran 2013
Kapak Türü : Ciltsiz
Kağıt Türü : 2. Hamur
Dili : Türkçe
₺12,00 KDV Dahil

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 130
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2013
₺23,20
Bir güney kasabasındaki evinde tek başına bir adam ve duvarda bir örümcek... Adam, geçmişiyle hesaplaşıyor. Örümcek, adamı izliyor: Hovardaca tüketilen yaşamları, değeri bilinmeyen sevgileri, tutuklanmaların, işkencelerin acısını izliyor ürküntüyle... Dönüşümleri izliyor: Solcu üniversite öğrencisinin ünlü bir avukata, avukatın bir yat ustasına, sanat tutkunu bir genç kızın duyarsız bir iş bağımlısına, birbirine âşık karı - kocanın iki yabancıya, özgürlüklerin tutsaklığa, devrimin karşıdevrime dönüşmesini... Adam, çağının yanılgılarıyla, kişisel yitikleriyle iç içe, kaçınılmaz sonu beklerken, beklenmedik bir konuk onu yaşama yeniden bağlayacak, ömrünün son demlerine sıcacık bir ışık getirecektir... Güney Dinç yeni romanında, kahramanı Turgut’un kişisel tarihinin içinden, Türkiye’nin 1950’lerden günümüze uzanan yakın tarihine de bakıyor... Okurken, kendinizden çok şey bulacaksınız...
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 256
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2013
₺32,00
Mustafa Balbay, Silivri zindanında yazdığı yedinci kitap olan Yargıtatör’le yeniden okurla buluşuyor. Balbay, Silivri hukukundan esinlenerek kaleme aldığı bu tiyatro için şöyle diyor: "Gerek benim tanık olduğum Ergenokon davasında, gerekse Balyoz, Odatv, KCK başta olmak üzere benzer kurguya sahip davalarda yaşananlardan esinlenerek bir oyun yazmaya soyundum. Bu yargılamalardaki hukuksuzluklar alt alta yazıldığında liste dört haneli rakamlara ulaşıyordu. Bütün bunları iki perdelik bir oyunun boyutlarına sığdırmak elbette olanaksızdı. Üstelik hukuksuzluğun pek çok boyutu vardı. Her şeyi anlatmaya girişmek zaten karmaşık görünen konuyu daha dağınık hale getirebilirdi. Oyunu okuyan, izleyen tüm sağduyulu kesimlerin üzerinde birleşeceğini umduğum bir anafikir etrafında gerçek olaylardan esinlenerek bu işe giriştim. Oyunda yer alan sahne, onlarca benzerinden harmanlanarak kaleme alındı. Oyun, toplumun hukuksuzlukları görmesinde, adalet arayışına katılmasında küçük de olsa bir rol alırsa kendimi özgür hissedeceğim."
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 12 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2013
₺20,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 109
En / Boy : 12 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2013
₺22,40
Kendi yaptıkları tekneyle Sarıyer’den denize açılan ve bin bir engeli aşarak Sarayburnu’na ulaşan iki küçük çocuğun soluk kesen öyküsü... Boğaz’ın sürekli değişen akıntıları, koca gemilerin dalgaları, hızlı motorlar... Hiçbir güçlük durduramıyor onları. Yaratıcı ve çalışkan Ali ile ayrılmaz arkadaşı Veli ve sevimli miço Kurt’un serüvenini tüm çocuklar severek okuyacak... Büyük Yolculuk yalnızca bizim çocuk yazınımız için değil, dünya çocuk yazını için de bir başyapıt.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 184
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2013
₺26,40
Hapiste yazdığı beş kitapla Türkiye’ye Silivri’yi anlatan Mustafa Balbay, bu kez Silivri’den Türkiye’yi anlatıyor. Balbay, dört yılda aldığı 30 bini aşkın mektuptan bir seçkiyi okurla paylaşıyor. Bu mektuplarda toplumun derinliklerindeki duyguların tümünü bulacaksınız. Korkudan gözü kara cesarete, umuttan derin karamsarlığa, olağanüstü iyimserlikten dayanılmaz kötümserliğe kadar... Balbay aldığı mektuplardan geniş bir yelpazeyi size gönderiyor. Mektubunuz var. Anlatılan hepimizin hikâyesidir...
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 362
En / Boy : 16,5 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2012
₺36,00
Gelecekte Türk Basın Tarihi yazıldığı zaman "İlhan Selçuk’tan önce" ve "İlhan Selçuk’tan sonra" diye kalın çizgilerle ayrılacaktır. Bu durum Cumhuriyet gazetesinin tarihi için de geçerlidir. Kimilerine bu sav çok abartılı gelebilir. Bir savı kabul etmek ya da reddetmek tarihi kimin yazdığı ile ilintilidir. Bizimkisi kendi çapımızda tarihe not düşmek. Başkaları da kendi notlarını düşecektir. Düşüyor da... Hangi notun kayda değer olduğunu elbette zaman gösterecek. Bu kitap, İlhan Selçuk’tan bize kalan belgelerin ve biriktirdiğimiz anıların ışığı altında yazılmış biyografik bir çalışma. Onun bize bıraktığı uçsuz bucaksız düşünsel miras çerçevesinde elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalıştık. Kuşkusuz İlhan Selçuk gibi bir isim üstüne çok daha kapsamlı çalışmalar yapılacaktır. Yapılmalıdır da... Bizim bu çalışmadan muradımız. Hem gelecekteki araştırmacılara doğru ve gerçek verileri bırakmak hem de onun üzerimizdeki emeğine karşılık gönül borcumuzun ilk taksidini ödemek. Umarım bu çalışma buna yeter. İlhan Abi, hastane odasında vedalaşırken, "Beni unutmazsınız değil mi?" diye sormuştu. O günün duygu yoğunluğunda matrak bir yanıt vermiştik. Ama asıl yanıtımızı bu kitapla vermek istedik. Yaşamını, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilerici ve aydınlanmacı gelişimine adamış olan İlhan Selçuk hayata veda ettikten sonra da düşünceleri ve örnek kişiliği ile asla unutulmayacak... Nefes alıp verdiğimiz sürece İlhan Selçuk adı bizimle yaşayacak, yaşatılacak... -Miyase İlknur-
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 674
En / Boy : 13,5 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2012
₺56,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 271
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2012
₺31,20
Sizin hukukunuz, dünyadaki hiçbir hukuk, bir insanın vicdanından daha büyük değildir. Ben vicdanımın temizliğiyle burada dimdik duruyorum! Hayatımın sonuna kadar da dururum. Ben hasretten yaprak dökmesinler diye burada göğsümün üstünde sakladığım fesleğenleri, yarime gönderiyorum. Ben memleketimin fesleğenine, toprağına, insanına aşkla bağlıyım, aşk! Beni bu topraklardan kimse söküp atamaz. Beni zindanlar, hücreler bu topraklardan söküp atamaz. Tecritler vız gelir. Ancak faşistler düşünceden korkar. Ancak alçaklar insanlara tuzak kurar. Faşizme ve alçaklığa artık izin vermeyin...
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 225
En / Boy : 13,5 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2012
₺32,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 16,5 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2012
₺24,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 192
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2012
₺28,00
Güney Dinç’in bu romanı, yeryüzünün kana boğulduğu İkinci Dünya Savaşı yıllarında, barışın egemen olduğu aydınlık ve duru bir kentte geçiyor: İngilizlerden kaçan bir İtalyan kruvazörünün 8 Ağustos 1943’te İzmir Körfezi’ne sığınmasıyla başlayan romanda, biri Türk, diğeri Levanten iki komşu ailenin birbiriyle kesişen öyküleri anlatılıyor. Bir yanda, 20. yy.’ın başında Osmanlı’nın çöküşüyle birlikte Midilli Adası’ndan Anadolu’ya göçen ailelerin yeni yurtlarında Yunan egemenliğine girmelerinin yarattığı şaşkınlık, diğer yanda gizemli Doğu’nun ticari olanaklarının çekiciliğine kapılarak İzmir’e yerleşmiş bir Levanten ailenin anıları... Çanakkale’de şehit düşen Mülazımıevvel Nail Bey’in, eşi Lütfiye’ye gönderdiği tarihi belge niteliğindeki mektuplar... İtalyan kruvazörünün komünist makine subayı ile Levanten ailenin kızı arasındaki sevgi... Ve savaş sonrasında yaşanacak toplumsal ayrışmanın ilk belirtileri... Güney Dinç’ten, soluk soluğa okuyacağınız bir roman...
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 277
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2012
₺32,00
Yakın geçmişin toplumu sarsan olaylarını bir edebiyatçı yetkinliğiyle anlatan Hikmet Çetinkaya, yazdıklarıyla dünü bugüne bağlıyor... Kubilay Olayı ve Tarikat Kampları, gericiliğin Cumhuriyet tarihinin her döneminde nasıl bir tehdit oluşturduğunu adım adım anlatıyor... Ülke sorunlarıyla ilgilenen herkesin ve gazetecilik mesleğini öğrenmek isteyen genç kuşakların yararlanacağı, hatta mutlaka okuması gereken bir kitap bu...
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 222
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2012
₺31,20

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 320
En / Boy : 13,5 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2012
₺36,00
Zekiye Yüksel, Akdeniz’in kızı, İstanbul’un sevdalısı... "Bir yanı bahar, bir yanı acı bir yaşamın şiirlerini yazar." Onun şiir yolculuğunda, bambaşka bir durak olur Suudi Arabistan. Bu kitaptaki şiirler, Suudi Arabistan’da yazılmış olmasına rağmen, insana özgü evrensel değerlerin toplamıdır. Varsıl Suudi’nin tıraş parasına çalıştırılan insanların, şeriat yasalarının cayır cayır yaktığı körpecik canların, bir yüreğe ulaşamadan öldürülen aşkların, Suudi kadınının kimliksizliğinin, Bosna’da, Irak’ta, Afganistan’da, Pakistan’da bedeni yağmalanan kadınların, sütleri işgal edilmiş bebeklerin, oyunu kurşunlanan çocukların, uykuları namlunun ucunda olan insanların, yoksulluğun ve adaletsizliğin, sömürünün, yarım kalmış sevdaların, düşlerin, acıların, hüzünlerin, barışa ve kardeşliğe özlemin, memlekete hasretin şiirleridir... "Gül mevsiminde doğacak gül yanaklı bebeler Gül gibi yaşamak olunca barışın adı" dedirten...
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 94
En / Boy : 12 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2012
₺20,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 215
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2012
₺28,00
Üç masal var bu kitapta... Fundacık ile uçurtmasının masalı... Meraklı yavru köpek Boncuklu’nun başına gelenler... Ve bulutları güden Yağmur Kuşu’nun macerası... Özgürlüğe uçan uçurtma, onu çok seven Fundacık’a geri dönebilecek mi? Koca derenin altındaki derin çukurda ne olduğunu merak eden Boncuklu’nun başına neler gelecek? Yağmur Kuşu tutsak edilirse, insanlara, ağaçlara, kuşlara, börtü böceğe neler olacak? Üç kahramanımızla birlikte maceraya hazır mısınız?
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 97
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2012
₺20,00
1990’lardan bu yana ülkemizin siyasi hayatına damga vuran tartışmalardan birisi İkinci Cumhuriyetçilik Temsilcileri, temelde, Cumhuriyet devriminin halk egemenliğine değil bürokrasiye dayandığını, 1923’te kurulan Cumhuriyetin otoriter ve jakoben bir nitelik taşıdığını ileri sürerek aşılması gerektiğini savunur. Bu görüşlerin izini sürdüğümüzde karşımıza İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi eski hocalarından Prof Dr. İdris Küçükömer’in 1960’ların ikinci yarısında öne sürdüğü tezleri çıkıyor. Türk siyasal yelpazesini alt üst edip, solu sağ, sağı sol olarak değerlendiren bu tezler, günümüzdeki rejim tartışmalarına da ışık tutuyor. Zülâl Kalkandelen, bu kitapta İkinci Cumhuriyet tartışmasının düşünsel temellerini İdris Küçükömer ekseninde irdeliyor.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 159
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2011
₺24,00
Oktay Akbal Ey Gece Kapını Üstüme Kapat’ta, cezaevi duvarları arkasına kapatılmış bir insanın bunalımlarını, iç hesaplaşmalarını, duygularını anlatıyor. Akbal’ın bir bölümünü 1983’te, üç aylık hapis cezasını çektiği günlerde yazdığı bu öyküler, 80’li yılların ‘tedirginlik atmosferi’ni günümüze taşırken, memleketimizden insan manzaraları da çiziyor...
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 88
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2011
₺20,00
1 2 3 ... 7 >
Çerez Kullanımı