Aksaray’da kalabalık bir konakta doğan, etrafı gözleyerek büyüyen, her duyduğunu zihnine kaydeden bir çocuk… Daha lisedeyken öğretmenine, “Sen en iyisi tiyatrocu ol oğlum,” dedirtecek kadar mayasını belli eden, gizli cevher bir genç… Eşiyle altmış iki yıl aynı yastığa baş koyacak kadar derin bir âşık… Türkiye’de kabare kültürünü başlatan, yüzlerce temsilde yer alan, Yeşilçam’da da birbirinden unutulmaz karakterlere hayat vermiş bir oyuncu… Karşınızda her yönüyle Metin Akpınar.

Zeynep Miraç, muhatabını nasıl konuşturacağını biliyor, hem ince hem dikkatli sorular sormayı başarıyor ve Metin Akpınar’ı bir zaman tüneline sokarak onun tiyatro tutkusunu, en yakını Zeki Alasya’yla olan dostluklarını, eşi Göksel Akpınar’la olan aşkını, Anadolu’daki turnelerini, Ulvi Uraz’dan Haldun Taner’e “hoca”larını bir bir anlatıyor bize. Üstelik karşımızdaki manzara yalnızca Metin Akpınar’ın hayatı değil, aynı zamanda bir Türkiye tarihi kesiti; muhtıralar, ihtilaller, sansürler, davalarla belki örselenen, ama asla tutkusundan vazgeçmeyen tüm sanat emekçilerinin çok iyi bildiği bir direnme hikâyesi bu anlatılan. Ne de olsa Metin Akpınar’ın hayatı, sahneye adanmış bir ömür…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 176
En / Boy : 13 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2022
₺38,90

Alice ve Eileen, farklı şehirlerde yaşayan, otuzlarına yaklaşan iki arkadaş. Roman yazarı Alice, flört uygulaması sayesinde bir depo işçisi olan Felix’le tanışıp yakınlaşır. Eileen ise sona eren ilişkisinin yaralarını sarmaya çabalarken bir yandan da çocukluk arkadaşı Simon’ın çekimine kapıldığını hisseder. Alice ve Eileen ilişkiler, sanat, edebiyat ve günbegün belirsizleşen gelecekleri hakkında yazışırken hem arkadaşlıklarını hem de hayata bakışlarını sorgulamaya başlarlar. Zira aşklarına, kalp kırıklıklarına, günü yaşamaya ve muhabbetlerine tepelerinden ayrılmak bilmeyen bir bulut eşlik eder. Karanlıktan önceki son durak mıdır bu? Güzel bir dünyanın varlığına inanmanın bir yolu var mıdır? Sally Rooney insan doğasını kavrayışındaki yeteneğini bir kez daha samimi ve yalın bir dille gözler önüne seriyor. “Güzel Dünya, Neredesin? Rooney’nin şimdiye dek yazdığı en iyi roman. Mizahi ve zeki diyaloglarıyla, birbirleriyle çaresizce bağ kurmaya çalışan karakterleriyle muhteşem bir eser.”Brandon Taylor, The New York Times Book Review “Yazarın yeteneğini gözler önüne seren bir eser. Diyaloglar asla aksamıyor, nesri sayfayı yakıp kül ediyor.” Anne Enright, The Guardian


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 328
En / Boy : 12 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2022
₺58,90

Bütün Bildiğiniz Felaket Senoryalarını Unutun!
 
Felix Hoenikker ölmüştü, çocukları evde yokken denize nazır beyaz hasır koltuğunda ölmüştü. İhtiyar adam bütün gün buz-dokuz’a dair ipuçları vererek çocuklarına sataşmış, etiketinde üstü çarpıyla çizilmiş bir kurukafanın olduğu minik şişedeki maddeyi göstermişti. Etikette şöyle yazıyordu: “Tehlikeli! Buz-dokuz! Nemden uzak tutun!”
 
Atom bombasının “baba”larından biri olan Felix Hoenikker, öldüğü sırada dünyanın sonunu getirebilecek gizemli buz-dokuz üzerinde çalışıyordu. Üç çocuğu bu maddeyi aralarında paylaştılar ve bir daha bu maddenin sözünü etmediler. Ta ki yolları San Lorenzo isimli Karayip adasında bir kez daha kesişene kadar. Bokonon’un da dediği gibi, “Tuhaf seyahat önerileri Tanrı’nın dans dersleridir.” Kedi Beşiği, küresel bir felaketin her zaman ne kadar yakınımızda olduğuna dair acı ironiyle dolu bir kült roman.
 
#vonnegut #felaket #kıyamet #dünyanınsonu #bokononizm
 
“Vonnegut dünyanın gözünün içİne bakmış ve bakışlarını asla ayırmamıştır.”

J.G. Ballard


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 312
En / Boy : 12.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2021
₺61,68

Yaşamın Her Anını Farklı Bir Şekilde Deneyimlemek İsteyenlere!

Dinleyin: Billy Pilgrim zamanda koptu.

Billy bunak bir dul olarak uykuya daldı ve düğün gününde uyandı. 1955’te bir kapıdan geçti ve 1941’de bir başka kapıdan çıktı. O kapıdan tekrar geçti ve kendini 1963’te buldu. Doğumunu ve ölümünü bir çok kere gördüğünü ve aradaki tüm olaylara gelişigüzel seyahatler yaptığını söylüyor.

Öyle söylüyor.
 
Billy Pilgrim zamanın akışından kopmuştur. Artık hayatını dilediği gibi ileriye ve geriye sarabilir. İsterse Tralfamadore gezegeninden uzaylıların kendisini kaçırdığı güne, isterse savaş esiri olarak tutulduğu Dresden’i müttefik uçaklarının bombaladığı güne ışınlanabilir. Billy’nin parçalanmış hayatı hepimize kendi hayatımızda aradığımız anlamı düşündürüyor. Mezbaha Beş bir modern klasik – Vonnegut’un başyapıtı.
 
#vonnegut #ikincidünyasavaşı #uzaydayolculuk #seneler #parçalananzaman
 
“Çok sert ve çok komİk. Hüzünlü ve keyifli. Tam bir Vonnegut eseri.”

The New York Times


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 208
En / Boy : 12.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2021
₺44,53

Gelin, Görün Sizde Aklınızı Kaçıracaksınız!
 
Amerika’yı, insanların gerçek hayattan bu kadar uzak olduğu, tehlikeli ve mutsuz bir ülke yapan şeyi anlayınca, hikaye anlatmayı bırakmaya karar verdim. Hayat hakkında yazacaktım. Her insan, bir diğeriyle tam olarak aynı ölçüde önemli olacaktı. Bütün gerçeklere eşit ağırlık verilecekti. Hiçbir şey dışarıda bırakılmayacaktı. Başkası düzen getirsin kaosa. Ben tam tersine düzene kaos getirecektim, ki bunu da yaptım bence.
 
Başarılı oto galerisi sahibi Dwayne Hoover, şiddetli bir orta yaş krizine girmek üzere. Farkında değil, ama değeri bilinmemiş bilimkurgu yazarı Kilgore Trout kendisine doğru ilerliyor. Çok geçmeden karşı karşıya geldiklerinde, onları çok önemli bir misafir bekliyor olacak. Şampiyonların Kahvaltısı, zenginleşen Amerikan toplumunun zihnini cinsellik, siyaset, savaş ve daha fazla tüketimle bombardımana tutan kitlesel medyayı alaya alan karnaval niteliğinde bir şaheser.

#vonnegut #tüketimtoplumu #kitleselmedya #delilik #şiddet
 
“Voltaire geri dönmüş de plastikten, tek kullanımlık bir Amerika’nın dehşetiyle dalga geçiyor gibi.”                        

The Sunday Times


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 296
En / Boy : 12.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2021
₺60,59

Bir köprü neden durduk yere yalpalar? Milyarlarca dolar nasıl buhar olup uçar? 1990’ların hit parçası “I’ve Got The Power” dinleyerek dans edenler bir binayı nasıl beşik gibi sallayabilir? Cevabı matematikte. Daha doğrusu, gerçek hayatta hesaplar tutmadığında yaşananlarda.

Modern dünyamız matematik üstüne kurulu: bilgisayar programları, finans, mühendislik… Ve rakamların dünyası genellikle perde arkasında sessiz sedasız işliyor… gün gelip de işlemez olana kadar.

Matematik “insanlarla iyi geçinmiyor” olabilir ama onu becerikli bir dost olarak görmediğimiz takdirde işimiz zor. Pi’si Pi’sine, bize matematikle iyi geçinerek gizli tuzaklarından nasıl ders çıkarabileceğimizi gösteriyor. Üstelik içinde çok sayıda bulmaca, bilmece, kod şakaları ve geometrik çorap var. Matematik, gerçek hayatta gerçekten de işimize yarıyor!


“Matt Parker harika bir iş çıkarmış… Anlattığı hikâyeler müthiş.”
Marcus Berkmann, The Daily Mail

“Parker her hikâyesinde güldürüyor… çok eğlenceli.”
The Guardian

“Uğruna ölünen sayılar. Tam puan.”
Simon Griffith, The Mail on Sunday

“Tarihte ve günümüzde yapılmış sayısal hatalara dair eğlenceli
ve bir o kadar şaşırtıcı bir macera.”
The Big Issue

“Matematiği eğlenceli hale getiren sürpriz bir çok satar.”
The Sunday Times Magazine


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 296
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2021
₺50,40

Ünlü İngiliz romancı ve eleştirmen Arnold Bennett, klasik edebiyat tanımını yaparken, “Herkesin okuduğu sanılan ve herkesin okuduğunu sandığı kitap,” demişti. Italo Calvino’ya göre ise klasik, “ilk okunduğunda verdiği keşif duygusunu her okunuşunda yeniden veren kitap”tır. Fransız edebiyatında “gerçekçiliğin babası” olarak kabul edilen Gustave Flaubert’in Madam Bovary’si, bu iki ustanın klasik tanımlarına en uygun düşen eserlerden biridir.

19. yüzyıl taşra burjuvazisinin yaşamını gerçekçi bir bakış açısıyla sergileyen, ilk yayımlandığında ahlakdışılık suçlamasıyla dava konusu olan Madam Bovary, hem edebiyatta yeni bir çağ açmış hem de eskidikçe yenileşen, yaşlandıkça gençleşen pek az romandan biri olarak günümüze ulaşmıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 408
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2021
₺33,58

Küçük yaşta öksüz kalan Jane Eyre, kendisini hiçbir zaman sevmeyen ancak kocasının vasiyeti üzerine bakımını üstlenen yengesiyle zor bir yaşam sürmektedir. Katı kurallarla yönetilen bir yatılı okula gönderilince, bu kez hayatın başka zorluklarıyla yüzleşmek zorunda kalır. Okulda geçirdiği on yılın ardından öğretmen olarak mezun olur. Edward Rochester’ın malikânesinde mürebbiye olarak iş bulur. Evin gizemli efendisi Rochester’a âşık olur; ancak onu hayal bile edemeyeceği zorluklar ve acılar beklemektedir.

19. yüzyıl İngiltere’sinde, her türlü tutuculuğun kol gezdiği Victoria döneminde geçen Jane Eyre, birçoklarınca kadın hak ve özgürlüklerine sahip çıkan ilk romanlardan biri olarak kabul edilir. Yazarı Charlotte Brontë’nin yaşamından izler de taşıyan roman, zorlu bir yaşam süren yapayalnız bir genç kızın güçlü bir kadına dönüşmesinin öyküsüdür.

Jane Eyre, yalnızca kadının erkek egemen toplumdaki konumuna gözüpek yaklaşımıyla değil, şiirsel duygusallığı çağdaş bir gerçekçilikle harmanladığı anlatımıyla da öncü olmayı başarmış klasik bir başyapıttır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 632
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2021
₺43,80

Aşk ve Gurur, taşralı bir beyefendinin kızı olan Elizabeth Bennet ile varlıklı ve soylu toprak sahibi Fitzwilliam Darcy arasındaki çatışmayı anlatır. Jane Austen bu iki karakteri birbirlerinin tuzağına düşmüş kişiler gibi sunsa da, bu ilk izlenimi tersine çevirmekte gecikmez. Soylu bir aileden gelen ve önemli bir servet sahibi olan Darcy, Elizabeth’in ailesinin soylu olmayışı nedeniyle mesafeli davranır. Elizabeth’in davranışında da hem özsaygının uyandırdığı gurur hem de Darcy’nin züppeliği karşısındaki öfkesi etkili olur. Zeki ve coşkulu Elizabeth yalnızca Austen’ın en çok sevdiği kadın kahramanı değil, aynı zamanda tüm İngiliz edebiyatının en çok ilgi uyandıran kadın roman kişiliklerinden biridir.

Aşk ve Gurur sıradan insanların günlük yaşamlarını işleyerek romana ilk kez belirgin bir modern nitelik kazandıran Austen’ın en sevilen romanlarından biridir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 456
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2021
₺40,15

Gotik edebiyat alanı, kadın yazarların sivrildiği bir türdür. Bazı eleştirmenler bu olguyu kadın yazarların özel yaşamlarında babalarından, sevgililerinden ve kocalarından gördükleri baskı, taciz ve zulümden etkilenmelerine bağlarlar. Mary Shelley de 1826’da yayımlanan Son İnsan romanıyla gotik edebiyata özgü bilimkurgunun alt türü olan apokaliptik romanın ilk modern örneğini veren ve bu türün önde gelen yazarı oldu. Vahiy ya da gelecekle ilgili sırların aydınlığa kavuşturulması anlamındaki apokalips sözcüğünden türemiş olan apokaliptik kurgu, salgın hastalık, nükleer savaş, sibernetik ayaklanma, doğaüstü olaylar, ekolojik felaketler ya da başka afetler yüzünden uygarlığın sonunun gelmesini irdeler.

Son İnsan, bugün sıradan sayılacak kadar yaygınlaşmış bir konuyu, insanlığın yok oluşunu ele alan ilk büyük romandır. Shelley, bir salgının Batı dünyasındaki etkilerini Romantik dönemin akıcı üslubuyla dramatize eder ve gerçek kişilerin yansıması olan zıt karakterler eksenindeki bir kurguyla aktarır. Romandaki başlıca karakterler kısmen ya da tamamen Shelley’nin çevresindeki kişilerden esinlenmiştir. Örneğin doğal bir cennet arayışı içinde tanıdıklarını peşinden sürükleyen Adrian, yazarın eşi Percy Bysshe Shelley’nin kurgulanmış portresidir. Yunanlarla savaşmak için İngiltere’den yola çıkan ve İstanbul’da ölen Lord Raymond ise Lord Byron’ın yaşamından esinlenmiştir. Roman, yazarın “seçkinler” diye adlandırdığı çevresini kaybetmekten duyduğu acıyı ve dünyanın anlamsızlığını, bireyin tarihi yönlendirme gücünden yoksun oluşunu da dile getirir. Shelley günlüğünde “son insan”dan “alter egom, ikinci benliğim, yoldaşlarımın benden önce ölmesiyle sevgili bir gruptan geri kalan yadigâr” olarak söz eder.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 616
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2021
₺43,80

Ölçüsüz tutkular, dehşet verici eylemlere yol açar.

Sicilya’nın ıssız kıyılarında, benzersiz bir doğa manzarasının ortasındaki muhteşem bir şato, karanlık sırların yatağı olabilir mi? Sicilya’da Bir Aşk Hikâyesi, sakin ve durgun görünen hayatları apansız bir çalkantıyla bulandırıyor. Şatonun dolambaçlı koridorlarında, insanı bir kez kendine çektikten sonra girdabından dışarı bırakmayan, kaynağı belirsiz bir korkuyu, günlük hayata istikrarla sızan bir psikolojik dehşete dönüştürüyor.
 
Ann Radcliffe’in erken dönem yapıtlarından Sicilya’da Bir Aşk Hikâyesi, gotik romanı romantik unsurlarla besleyen yetkin bir örnek. Radcliffe dehşetin anlatımını kendine özgü lirik bir üsluba bağlarken, korkuya da sıcak, çekici bir yön kazandırıyor: Haz ile dehşet arasındaki her an kopmaya hazır o ince çizgi ortadan kalkıyor.

Sicilya’da Bir Aşk Hikâyesi, 18. yüzyıldan günümüze gotik adını alan korku ve dehşet edebiyatının klasiklerinden biri.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 228
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2021
₺37,23

Türkiye futbol tarihinin ilk yılları, kişiden kişiye, kulüpten kulübe değişiyor; kimi zaman bilgi kırıntılarıyla yetinmek gerekirken kimi zaman da bir bilgi yığınını anlamlandırmak için ek çaba harcamak gerekiyor. Ama belki de daha önemlisi, bu tarihi oluşturan insanların hikâyesi, o “büyük anlatı”nın içinde kaybolup gidiyor.

Beyoğlu’ndaki Anadolu Birahanesi’nin kapısının önünde buzlu badem satan o yaşlı adamın, 1903’te topu da, adamı da geçirmediği için “Tahtaperde” adını almış o eski futbolcu olduğunu;

Moda Deniz Kulübü’nün üst katındaki küçük odada ömrünün kalan kısmını tamamlayan Kulaksızzade Galip’in, Fenerbahçe’nin belki de en önemli futbolcusu, hatta bir dönem başkanı olduğunu;

Galatasaray’ın Hasnun Galip Sokak’taki meşhur binasının 1920’lerde Galata’da demirli ona yakın Amerikan gemisinin denizcilerinin uğrak yeri bir salon olduğunu, burada cumartesi günleri dans edip boks yaptıklarını kim biliyor bugün?

Mehmet Şenol’un uzun yıllar süren araştırmalar sonucunda hazırladığı Gayriresmi Futbol Tarihi, “küçük adam”ların tutkuyla yazdığı kişisel futbol tarihleriyle Türkiye’nin siyasal ve toplumsal tarihinin nasıl kesiştiğini gözler önüne seriyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 528
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2020
₺44,80

Jack London her ne kadar daha çok romanlarıyla tanınsa da onun asıl ustalığını sergilediği edebî tür hikâyedir. Yaşamı boyunca iki yüze yakın hikâye kaleme alan London, yaşadığı dönemin toplumsal karmaşalarına duyarsız kalmamış ve tıpkı romanları gibi hikâyelerinde de bu meselelere eğilmiştir. Kapitalist sistemin acımasızca palazlandığı 20. yüzyıl başlarında, benimsediği sosyalist görüş doğrultusunda, bireyin sınıfsal kavgasını, toplumsal olayları ve insan-sistem çelişkisini anlattığı hikâyelerinde trajik ama bir yandan da destansı bir ton tutturmuştur. 12 hikâyesinin yer aldığı Meksikalı’da bu tarz hikâyeleri öne çıkmaktadır.

Seçkide yer alan hikâyelerin bir kısmı da insan-doğa çekişmesini ve Jack London’ın birçok başka eserinde izini sürdüğümüz deniz tutkusunu çıkarıyor karşımıza. Her biri öykü sanatının seçkin örneklerinden kabul edilen ve Şemsa Yeğin’in yetkin Türkçesiyle okurla buluşan öykülerin üçü dilimize ilk kez çevrildi.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 184
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2020
₺20,08

Öldüğümü Google’dan öğrendim. Evet, doğru okudunuz, öldüğümü, yaşayan bir organizma iken cesede dönüştüğümü, dünyada olduğumu düşünürken aslında çoktan tahtalıköyü bouladığımı, bildiğiniz internetten öğrendim.

Doğu Yücel’in yeni kitabı üç bölümden oluşuyor: “Düş Gibi”, “Gerçek Gibi” ve “Gelecek Gibi”. Gerek günümüzden gerek rüyalardan, kabuslardan veya en derindeki korkulardan gerekse uzak ya da yakın gelecekten enstantaneler yakalıyor bu öyküler. Ancak bunları sıkı olay örgüsü, düş gücü ve tatlı ekşi gerçeklerle harmanlayan yazar kimi zaman yarından bugüne kimi zaman da bugünün ışığında yarına bakıyor. Teknolojik gelişmeler, baş döndüren ilişkiler, dünyaya yön veren rastlantılar, hayat değiştiren absürdlükler, illallah dedirten meslekler ve birbirinden tuhaf karakterler... Yaratıcılığı hınzırlıkla buluşturan ancak sahicilikten de asla sapmayan Doğu Yücel, yeni hayalhanesi

Öldüğünü Google’dan Öğrenen Adam’la okurların karşısına çıkıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 200
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2020
₺46,36

Aşk Olsun’da, İÖ 3000 dolaylarından İS 17. yüzyıla uzanan çok geniş bir zaman kesitinde yazılmış şiirler bir araya geldi. Bambaşka çağlar, farklı ülkeler, apayrı uygarlıklardan ozanların kendi dillerinde söyledikleri, yazdıkları şiirler. Ama bu ozanların ortak bir dili de var: “Aşk”ın dili. Bu kitaptaki şiirlerde, hangi dilde yazılmış olursa olsun, “Aşk”ın ortak dilini bulacaksınız. Hiçbir çağ, hiçbir uygarlık yok ki, “Aşk”sız bir dönem yaşanmış olsun. Hiçbir çağ, hiçbir uygarlık yok ki, “Şiir”siz bir dönem yaşanmış olsun. “Aşk”a ve “Şiir”e kimse yasa koyamamış, “Aşk”ın da “Şiir”in de en yüce yasası kendisi olmuş...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 144
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺21,90

Ahmet Haşim’in yazılarından alınacak estetik haz elbette her devirde son derece yüksektir ancak bu yazılar bize aynı zamanda erken Cumhuriyet döneminin güncel meselelerini öğrenme, o yılların şehir hayatı hakkında fikir sahibi olma, entelektüel tartışmaların içine hızla ve büyük bir kolaylıkla katılma fırsatı da sunar. Dahası, Ahmet Haşim’in ele aldığı ve pek çoğu ufak değişikliklerle bugün de gündemimizi işgal etmeyi sürdüren bu konular, yazarın zamanı aşan, evrensel düşünüşünü bize göstermektedir. Bir başka deyişle, Ahmet Haşim’in yazıları, günümüzün okuruna da hâlâ yeni bir şeyler öğretmeyi fazlasıyla vaat etmektedir.

Erkan Irmak

Türk şiirinin dev ismi Ahmet Haşim’in ilk defa 1928’de basılan Bize Göre ve Gurebahane-i Laklakan kitapları ile 1933’te basılan Frankfurt Seyahatnamesi, titizlikle hazırlanmış bir baskıyla bir araya getirildi. Bugünün okurunun da rahatlıkla anlayabilmesi için yazarın diline olabildiğince az müdahale edilerek günümüz Türkçesine uyarlanan bu yazılarda şairin, dönemini –belki tüm dönemleri– etkilemiş gelişmelere dair ilginç fikirlerini keyifle okuyacaksınız.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 216
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2020
₺13,87

Ahmet Haşim’in yazılarından alınacak estetik haz elbette her devirde son derece yüksektir ancak bu yazılar bize aynı zamanda erken Cumhuriyet döneminin güncel meselelerini öğrenme, o yılların şehir hayatı hakkında fikir sahibi olma, entelektüel tartışmaların içine hızla ve büyük bir kolaylıkla katılma fırsatı da sunar. Dahası, Ahmet Haşim’in ele aldığı ve pek çoğu ufak değişikliklerle bugün de gündemimizi işgal etmeyi sürdüren bu konular, yazarın zamanı aşan, evrensel düşünüşünü bize göstermektedir. Bir başka deyişle, Ahmet Haşim’in yazıları, günümüzün okuruna da hâlâ yeni bir şeyler öğretmeyi fazlasıyla vaat etmektedir.

Erkan Irmak

Türk şiirinin dev ismi Ahmet Haşim’in ilk defa 1928’de basılan Bize Göre ve Gurebahane-i Laklakan kitapları ile 1933’te basılan Frankfurt Seyahatnamesi, titizlikle hazırlanmış bir baskıyla bir araya getirildi. Yazarın diline müdahale edilmeden hazırlanan bu yazılarda şairin, dönemini –belki tüm dönemleri– etkilemiş gelişmelere dair ilginç fikirlerini keyifle okuyacaksınız.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 240
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺18,98

“Bize dargın mısın ey ana toprağı? Seni çiğneyip geçen ayakların, seni yaralayıp, tırnaklayıp telvis eden haydut ellerin, senin kemiklerini kemiren hainlerin seyyiatını bu mert, bu bigünah nesilden sorma! Ey, mavi dalgalar içinde uyuyan ana toprağı! Cibalinin nazlı hututu, mor gölgeleri, afakın rüyamsı, tülümsü sisleri, semanın pembe, inci seherleri, bulutlarının dilber, nazenin renk yığınlarıyla bizi yetim bırakıp hangi yabancı arzulara doğru kayıyorsun?”

“Ne diyordu? Ben bunu anlamaya bile lüzum görmüyordum. Kendimi o sesin deruni ahengine bırakmakla yetiniyordum. Zaten benim için, nesirde olsun nazımda olsun her şey bu deruni ahenkten ibaret değil miydi? Harap Mabetler yazarı, bu harap mabetlerin kendi çocukluk mabedimiz olduğunu anlatadursun, ben buna o kadar önem vermiyordum. (...) Bu nesir parçalarıyla Türk diline yalnız tatlı bir serinlik gelmiyor; Türk edebiyatında yeni bir iklim, yeni bir hayal iklimi açılmış oluyordu.”

Yakup Kadri Karaosmanoğlu


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 192
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2020
₺40,15

Amcam ölünce ilk bana haber verdiler. İnanmadım. Olmaz öyle şey, dedim. Oldu valla, dediler, amcan öldü. Ya tabii ki ölmüştür, ayrı konu, ama ilk bana haber verdiğinize inanmıyorum, dedim, inan, dediler, ilk sana haber verdik. Sustum ve benimle konuşan nefesin arkasındaki boşluğu dinledim. Yalan olsa bir hışırtısı, bir kıpırtısı, bir şeysi mutlaka duyulurdu. Doğru söylüyorlardı. Cidden amcam ölmüştü ve ilk bana haber veriyorlardı. Çok duygulandım. Hayatımda ilk kez bir konuda ilk akla gelen isim oluyordum.

Ankara’da yaşayan Mesut bir gün bir telefonla amcasının öldüğü haberini alır; cenazeyi kaldırmak ve kendisine kalan mirası devralmak için en kısa sürede Ünye’ye gitmek zorundadır. Yıllar sonra döndüğü baba ocağında kendini karmaşık ilişkiler ağının ortasında bulan Mesut, bilmediği kökenlerini öğrenmeye ve koyu karanlık bir geçmişle hesaplaşmaya zorlanacaktır.

Arka planda 60 Darbesi’nin anlatıldığı Çıplak ve Yalnız, Orhan Kemal Roman Armağanı’nın yanı sıra 2013 Dünya Kitap Ödülleri'nde Yılın Telif Kitabı Ödülü’ne değer görüldü. Tarihin acımasız ilerleyişine karşın geçmişin dehlizlerinde dolanmayı göze alan Çıplak ve Yalnız’da, Hamdi Koç okurları bu toprakların en katı gerçekleriyle yüzleşmeye çağırıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 640
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2020
₺76,65

Burası size layık değil. Burası Allah’ın sadece unuttuğu değil aynı zamanda ilelebet defterden sildiği bir yer. Kimsenin gelip sizi rahatsız etmeyeceği bir yer istiyorsanız ben size bulurum, hatta buldum bile, dün gece bunu düşündüm. Her şey hazır. Ben de hazırım. Size ben bakarım. Ben bakacağım. Ne Lale’nin, ne babasının, ne kocasının, hiç kimsenin sizi, bizi, rahatsız etmemesini sağlayacağım. Ben de rahatsız etmeyeceğim sizi, soru sormayacağım, sizi seveceğim ama aşık olmuş numarası yapmayacağım. Madem öleceksiniz, adam gibi öleceksiniz. Bunu sağlayacağım.

Çiçeklerin Tanrısı, “Yaşayan en güzel kadından da güzel bir kadın” ile belki de en yalnız şairin aşkını anlatıyor. “Yaşayan en güzel kadın” ölümcül bir hastalığa yakalanmıştır. Günlük hayatın yüzeyselliğinden kaçan, sadece serasında, çiçeklerinin arasında nefes alabilen şair ise, her şeye karşın yalnızlığından sıyrılıp tutkusunu sahiplenmeye, sevdiği kadını yaşatmak için elinden geleni yapmaya karar verir.
Hamdi Koç aşk, cinsellik ve ölümün iç içe geçtiği, kadın ve erkek arasındaki en temel bağların sorgulandığı sıra dışı bir hikaye anlatıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 352
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2020
₺68,26

Gizli bir şey yapıyordum ve korkuyordum, karımdan, çocuklarımdan, patronumdan, arkadaşlarımdan, iş arkadaşlarımdan, kısaca bana sahip olan, hayatımı zorlaştırma, hatta karartma potansiyeline sahip herkesten, tek tek ve toplu olarak hepsinden.

Başarılı bir işinsanı, çekici bir erkek olan Murat’ın görece dengeli bir hayatı, huzurlu bir evliliği vardır. Gelgelelim şirkette yeni işe başlayan Selma’yla tanışması hayatında bir dönüm noktası olacaktır. Tüm dengesi altüst olan Murat o güne kadar sahip olduğu her şeyi sorgulamaya başlar.

Hamdi Koç'un 2002 tarihli romanı yayımlandığında büyük yankı uyandırmış, dönemin en çok okunan kitaplarından biri olmuştu. Yıpratıcı iş hayatını, metropol yaşantısını, cinselliği, evlilik kurumunu ve erkekliğin çıkmazlarını yalın bir dille irdeleyen Melekler Erkek Olur, sürükleyici, sakınmasız ve kışkırtıcı bir roman.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 304
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2020
₺60,59

Dünyalıların hız tutkusunu, kurallarını, alışkanlıklarını anlamak, Miryalı Ters Beşler için pek kolay değil!

Sarp Sakin, evde, okulda, sokakta Dünyalılara karşı kahramanca direnen Miryalıların yaşadıklarını Ayşe Güren'in kulağına fısıldadı. O da oturup yazdı... Serinin daha önce basılan ilk iki kitabı Gökten Yağan İkizler Aşkına ve Dinozor Kuşları'nı, yeni yazdığı üçüncü kitap İnsan Kurtçukları’yla birlikte, Miryalı Sarp Sakin'e Göre Dünya adlı tek kitapta topladı.

Yavaş ve sakin gezegen Mirya'dan geldiklerini düşünen ama Dünya'da doğup büyüyen beş arkadaşın şaşırtıcı, düşündürücü, komik ve zorlu maceraları sizi bekliyor şimdi.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 224
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2020
₺39,78

Victoria dönemi İngiltere’sinin en önemli romancısı kabul edilen Dickens, Oliver Twist ve David Copperfield gibi kültleşmiş karakterlerin yaratıcısı olmasının yanı sıra doğaüstü, tekinsiz güçlere, spiritüalizme duyduğu ilgiyle de tanınır.

Bu seçkiyi oluşturan üç öykü; bir demiryolu çalışanına bir hayaletin musallat olmasıyla başlayan gizemli olayları konu alan “İşaret Memuru”, jüri başkanlığı yaptığı cinayet davası boyunca sanığın suçlu olduğunu göstermeye çalışan bir hayalet tarafından sürekli rahatsız edilen bir bankacının hikâyesinin anlatıldığı “Cinayet Davası” ve beş rehberin birbirine anlattığı hayalet hikâyelerinden oluşan “Günbatımına Karşı”, yazarın hayal gücünü ustalıkla kullandığı korku türünün en başarılı örnekleri arasında yer alır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 64
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2020
₺14,60

“Hayali ama gerçek bir Güney Amerika ülkesi” olan Costaguana’nın Batı eyaletine bağlı Sulaco kenti, Mr. Gould tarafından işletilen gümüş madeni ve diktatör Başkan Ribiera’nın görece liberal yönetim anlayışı sayesinde bir süreliğine istikrara ve refaha kavuşmuştur. Fakat emperyalist faaliyetlerin, ülke kaynaklarını ve kendilerini sömürdüğünü düşünen halkçı hareket, devrim planları yapmaktadır. Madenin gümüşü tehlikededir. Ülkenin kaderi ise her kesimin güvenini kazanmış, kibirli ve cesur İtalyan gemici Nostromo’nun ellerindedir.

Başyapıtı kabul edilen Nostromo’da Conrad, dünyayı olmasını dilediği şekilde değil, gördüğü gibi resmeder ve bunu yaparken bireylerin, insanlık durumunun yanı sıra, toplumsal hayatın da ayrıntılı bir panoramasını sunar. Öyle ki bu kitap birçok eleştirmen tarafından, Tolstoy ve Dostoyevski’nin epik romanlarıyla eşdeğer görülür.

“Başka herhangi bir roman yerine, Nostromo’yu yazmış olmayı dilerdim.”

-F. Scott Fitzgerald


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 608
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2020
₺60,59

Hayattaki sayısız tesadüften biri. Önemsiz denebilir. Bir kadın ve bir erkek. İkisi de yalnız, yazı bekleyen bir kıyı kasabasının boş pansiyonunda karşılaşıyorlar. Adam yakındaki adaları gezmiş, yazmayı planladığı ada kitabına çalışıyor. Pansiyonun bahçesinden ufukta dizili adalar görünüyor. Alt balkondaki kız kahvaltıda ismini söylüyor: Ada.

Ada ve Uraz, yaz tatili için Yunan adalarından Nisyros’a doğru yola koyulurlar. Uraz, tutkuyla bağlı olduğu adalar hakkında yazdığı kitap için araştırmasını tamamlayacak, Ada ise ilk defa bu bölgeleri görecek ve belki bu sayede Uraz’ı yakından tanıma fırsatı bulacaktır. Tanışmalarının yıldönümüne denk gelmesi ise, yolculuğa özel bir anlam katacaktır.

Gelgelelim hiçbir şey planlandığı gibi ilerlemez ve ortaya çıkan sorunlara gözlerini kapayamayan Ada, çok geçmeden bir seçim yapmak zorunda olduğunu ve bu seçimin sadece yaz tatiline değil tüm hayatına etki edeceğini anlar.

Ayrılığın Haritası bir yolculuğun romanı. Ertuğ Uçar, genç bir kadının kendisiyle hesaplaşması üzerinden günümüz ilişkilerine ışık tutuyor. Kadın ile erkek arasındaki değişmez sanılan dinamikleri irdeleyerek, göz ardı ettiğimiz yönlerimizle, kendimizden gizlediğimiz gerçeklerle yüzleşmenin, tehlike barındırdığı ölçüde, hayati önemde bir keşif olduğunu gösteriyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 200
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2020
₺43,80

Masaya doğru eğildiler, biri parmağıyla önümdeki küçük haritada fenerin olduğu noktaya bastırdı ve şöyle dedi: “Yalnız küçük bir sorun var, kalacağınız zaman boyunca hava şartları nedeniyle hatlarda giderilmesi uzun sürebilen arızalar oluyor. Yani elektrikten ve dolayısıyla size varlıklarından bahsettiğimiz ekipmanı kullanma şansından mahrum kalabilirsiniz. Her ne kadar yedekleriniz olsa da bir süre dünyayla bağlantınız kopabilir.” Biraz heyecanlanmışlar gibi geldi. İyice bana doğru eğildiler. Sanki ağzımdan çıkacak kelimeler kararlarını belirleyecekti.

“O zaman,” dedim, “fener nasıl yanacak?”

Dünyayı Seyretmek İçin Bir Yer, herhangi bir kalıba sığmayan bir metin. Ertuğ Uçar hem mimari bilgisi ve bir gezgin merakıyla hem de bir yazar olarak ele alıp araştırdığı deniz fenerlerini anlatırken ayrıntılı dipnotlar kadar kurmacadan da faydalanıyor. Belgesel, gezi, anı, öykü gibi çeşitli yazın türlerini harmanlayan bu sıra dışı metne Oğuz Büktel de fotoğraflarıyla eşlik ediyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 136
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2020
₺35,04

Çok kısa bir an... Çocuk, yaratma cesareti ve ıstırap arasındaki bağdan söz ederken... gövdesine çok yakın ama kadınlığına uzak bir ada kadar mesafeli bu kınından çekilmiş ince kılıç genç adama, bıçak saplanmasını andıran bir çekim duymuştu, öyle genç ve öyle dokunulmazdı ki...

Bir Yaşdönümü Rüyası, 70’li yılların sonundan günümüze, daha sonra da 21. yüzyıla uzanan iki farklı zaman dilimi içinde, Türkiye’nin toplumsal ve siyasal açıdan çalkantılı dönemlerinde, siyasi mücadele ile aşkları arasında bölünen Feride’nin öyküsü anlatıyor.

Sol mücadelenin içinde yer alıp devrimci bir örgütte çalışırken, ilgisiz bir kocanın karşısında tutkuları kabuk bağlayan; ilk eşinde bulamadığı sıcaklığı ikinci eşinde bulsa da başka hayal kırıklıkları yaşayan Feride, son olarak çocuğu yaşındaki Kâmuran’a taze bir aşkla bağlanır.

Gelgelelim hayatına giren bu üç erkeğin yanı sıra, hep var olan, özel bir ana kız ilişkisi yaşadığı Ferhat'ın kızı vardır…

Yapıtlarında hem sosyal ve siyasal belirlenimleri hem de psikolojik ve cinsel boyutu irdeleyen Erendiz Atasü, en önemli romanlarından biri sayılan Bir Yaşdönümü Rüyası’nda yakın tarihin kadınlık imgeleri üzerinde duruyor. Klasik edebiyatımızın yapıtaşlarından Çalıkuşu’na göndermeler aracılığıyla toplumun dayattığı kadınlık rollerini, cinsellik siyasetini ve annelik güdüsünü sorguluyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 336
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2020
₺66,43

… hayat bir nefes gibi akıp gidiyor. Ve geride yalnızca, isteyip de yapamadıklarımızın özlemiyle, bizi biz yapan tüm yaşanmışlıkların farkındalığı kalıyor.

Sergio ile Giovanna, güneşli bir pazar günü evlerinde bir dostlar sofrası kurma hazırlığındayken ansızın karşılarında davetsiz bir misafir bulurlar: Kapılarını çalan yorgun görünümlü yaşlı kadın Elsa Corti’dir ve uzaklardan, İstanbul’dan gelmiştir. Yaklaşık yarım asrı bulan sürgün yıllarının ardından ülkesine dönen Elsa Corti’nin evinin yeni sahiplerine anlatacakları, ama daha önemlisi, yıllardır görmediği ablasına, hayatının aşkıyla ilgili söyleyecekleri vardır…

Ferzan Özpetek, okurlarını Roma ile İstanbul, şimdi ile geçmiş arasında, iç içe geçen yaşamların ve yazgıların hükmettiği gizemli bir yolculuğa çıkarıyor. Et ve tırnak gibiyken yıllar önce meydana gelen bir olayla yollarını ayıran iki kız kardeşin karanlık sırları etrafında örülen Bir Nefes Gibi, tutkularına esir düşenleri, kadere meydan okuyanları, sevgiyi, ihaneti ve her şeye rağmen yılların tüketemediği umudu anlatıyor…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2020
₺39,78

Katı ahlak kurallarının, tabuların egemen olduğu Victoria döneminde kıvrak zekâsı, ince alaycılığı ve sıra dışı hayatıyla çağının çok ilerisinde düşünen ve yaşayan yaratıcı bir dâhi olan Wilde, aynı zamanda bir eleştirmen ve estetik kuramcısı. Yalnız Sıkıcı İnsanlar Kahvaltıda Parıldar, yazarın sanata, hayata, aşka dair düşüncelerinin yanı sıra gözlemlerine dayalı toplumsal yorumlarının yer aldığı aforizmalardan oluşan eğlenceli bir derleme. Zirveden zindana her daim ışıldayan Wilde, belki de tüm zamanların en nüktedan kalemi.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 64
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2020
₺14,60

Charles Darwin, henüz genç bir doğabilimciyken İngiliz Kraliyet Donanması'na ait Beagle adlı gemiyle beş yıllık bir yolculuğa çıkar. Rio de Janeiro’dan Avustralya’ya, Tahiti’den Falkland Adaları’na pek çok yeri görür ve buralara dair biyolojik, jeolojik ve antropolojik gözlemlerde bulunur. Lapa Lapa Kelebek Yağıyordu, Darwin’in Patagonya, Tierra del Fuego ve Macellan Boğazı'ndaki deneyimlerinden sahneleri, bu yerlerin doğasına, canlılarına ve yerlilerine dair çok özel gözlemlerini içeren bir seçki.

Yolculuk dönüşü kaleme aldığı “Beagle Yolculuğu” adlı kitabından derlediğimiz, geminin güvertesine konan canlıların oraya nasıl geldiklerine dair isabetli tahminlerden Şili sıradağlarına doğru çıktığı yalnız bir yolculuğa kadar geniş bir yelpazeye yayılan bu bölümler, Darwin'in parlak bir biliminsanı olmanın yanı sıra, ne kadar iyi bir kaleminin olduğunu da gösteriyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 64
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2020
₺14,60

Yaşlanma karşıtlığı ve kontrol kültürü Batı toplumlarını tamamen etkisi altına almış durumda. Kaçınılmazı kontrol etmeye çabalıyor, kontrol edemeyeceklerimize endişeleniyoruz. Bedenimizin ve hatta ölümümüzün kontrolümüzde olduğuna inanıyoruz. Oysa en yeni bilimsel bulgular bedenimizin mikroskobik birimlerinin kendi kararlarını verdiğini ve bunun her zaman lehimize işlemediğini ortaya koyuyor.  Pahalı yaşlanma karşıtı ürünler alıp rutin testler yaptırabilir, daha fazla karalahana yiyip kendimizi şifa arayışına adayabiliriz. Ama bunlar ancak kontrol yanılsamasına hizmet ediyor.
 
Çoksatar yazarı Barbara Ehrenreich Sağlık Salgını'nda pop kültürden mevcut bilimsel yayınlara uzanan pek çok kaynaktan yararlanarak bedenlerimiz ve sağlık konusundaki takıntımızı inceliyor. Önleyici tıbbi görüntülemelerden, wellness ve farkındalık kavramlarına, son moda diyetlerden fitness kültürüne kadar, uzun ve sağlıklı yaşam için pazarlanan pek çok uygulamayı ele alırken bedenimiz, benliğimiz ve evrendeki yerimiz üzerine bambaşka bir bakış açısı kazandırıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 200
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2020
₺42,00

Hayaletgören, romantik ve gotik düşünce geleneği üzerinde önemli etkiler bırakan Alman oyun yazarı ve şair Friedrich Schiller’in tek roman denemesidir. Schiller’in okültizm, spiritizma ve ruh çağırma motifleriyle dönemin komplo teorilerini ustalıkla harmanladığı Hayaletgören, Venedik’te bir Alman prensinin başından geçen çetrefil bir maceraya odaklanır. Ciddi, içine kapanık ve melankolik biri olan prens, kimsenin onu tanımadığı Venedik’te sessiz sedasız bir yaşam sürmektedir. Oysa Venedik baştan çıkarıcı zevklerin, karanlık arzuların şehridir.

1787-1789 arası Thalia dergisinde bölüm bölüm yayımlandığında büyük ilgiyle karşılaşan Hayaletgören bir roman fragmanı. Schiller’in Hayaletgören’de işlediği motifler sonradan E.T.A. Hoffmann’dan Thomas Mann’a uzanan bir yelpazede sıklıkla yeniden edebiyat sahnesine taşındı, kullandığı anlatım teknikleri ise Edgar Allan Poe, H.P. Lovecraft ve Clark Ashton Smith gibi isimler tarafından benimsendi.

#dünyaklasikleri #almanklasikleri #venedik #karnaval #komplo #gizlidernekler #okültizm


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 144
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2020
₺28,47

Rikio gençliğinin baharında bir oyuncu. Ünlü olmaktan ve ona mektuplar gönderen, uzaktan adını haykıran hayranları olmasından görünüşte çok memnun. Kamera karşısında bir süreliğine bir başkasına dönüşen Rikio, setten uzaklaştığındaysa bir yıldız olmanın ne demek olduğunu sorgulamaya ve absürd, yüzeysel varoluşuyla yüzleşmeye başlar. Yukio Mişima’nın bir yakuza filminde rol aldıktan sonra yazdığı Yıldız, Japon edebiyatının sıra dışı yazarından şöhreti ve yabancılaşmayı anlatan çarpıcı bir hikâye.

#japonmodernleri #şöhret #sinema #oyunculuk #varoluş #yaşam #ölüm


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 72
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2020
₺17,88

Paris’in bir banliyösünde, yüksek bir binanın dördüncü katında yaşayan orta yaşlı biliminsanı Elisabeth ve onun matematik profesörü eşi Pierre’in hayatı, bir akşam evlerinde verdikleri davetle birlikte değişir. Zira Elisabeth’in kısa süre önce arkadaş olduğu üst kat komşusu Jean-Lino, gecenin ilerleyen saatlerinde kapılarını çalıp çok sevdiği karısını öldürdüğünü itiraf eder. Bu haberle günlük yaşamı sekteye uğrayan Elizabeth kendini bir anda tuhaf olaylar silsilesinin ortasında bulur.

Yazdığı tiyatro oyunları ve romanlarıyla isminden çokça söz ettiren, Babil kitabıyla 2016 Renaudot Ödülü’ne layık görülen Yasmina Reza, insanlık durumunu, şehir yaşamını, yabancılaşmayı, düğüm olmuş ilişkileri, Camus’ye has bir absürdizmle ele alarak varoluşumuzun trajik olduğu kadar da gülünç yönlerini irdeliyor.

“Yasmina Reza bu kez polisiye anlatıya başvurarak sıradan varoluşumuza dair hem komik hem de derin bir soruşturma yapıyor.”

Le Monde

"Karanlık bir olayın komik yanlarını öne çıkaran bu romanda Reza bizlere dramatik bir yazar olarak kaleminin ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor.”

The Sunday Times (UK)


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 168
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2020
₺34,31

Edebiyatın verdiği ilk dersin cesaret olduğunu öğrenmişlerdi tuhaf bir cesaretti bu– göller, sazlıklar arasında taştan bir kuyunun cesaretini, bir aynanın ya da bir girdabın cesaretini andırıyordu. Okumanın yazmaktan daha konforlu bir iş olmadığını öğrenmişlerdi. İnsanın okurken anımsamayı ve şüphe etmeyi öğrendiğini... Ve belleğin aşk olduğunu.

Gerçek Bir Polisin Çilesi seksenli yıllarda başlayıp Bolaño’nun ölümüne kadar devam eden bir projeydi. Bazı mektuplarında bu projeden söz etmiş, 1995’teki bir mektubunda, “Novela: Birkaç yıldır Gerçek Bir Polisin Çilesi adlı bir kitap üstünde çalışıyorum ve BENİM ROMANIM O: Başkahraman dul kalmış elli yaşlarında bir üniversite profesörü, on yedisinde bir kızı var, hayatlarını geçirmek için ABD sınırının yakınlarındaki Santa Teresa’ya gidiyorlar. Sekiz yüz bin sayfa filan, kimsenin tek kelime anlayamayacağı tam bir karmaşa...” diye yazmıştır.

Gerçek Bir Polisin Çilesi, Bolaño’nun en iyi eserleriyle yakın ilişkisi, bereketli yaratıcılığı, kaybedenlerle özdeşleşmesi, etik ilkelere gerek duymayan bir etik barındırması, yakın bulduğu yazarların zekice okumasını yapması, kökten bağımsızlığı, anlatı zevkini diri tutan bir modern roman sunması, eğitimini aldığı ve yazarlığını borçlu olduğu yerlere amansız vefa göstermesi, bir yaşama ve varoluş biçimi ifade eden kozmopolitliği, sosyal yankılarından ayrı olarak umutsuzca ve mutlulukla kendini yaratıma teslim etmesi nedeniyle özel bir ilgiyi hak ediyor.

Gerçek Bir Polisin Çilesi’nde yine son derece tanıdık ve bir o kadar vazgeçilmez bir Bolaño karşımızda.

“Polis, bu karmakarışık romanı düzene sokmaya uğraşacak okurun ta kendisi.”

Roberto Bolaño


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 272
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2020
₺47,45

Niye bu kadar istiyordu Delibo’yu bulmayı? Bağıran bir bitkiden hallice yaşayan bir adamla ne yapacaktı ki?

Yusuf on sekiz yaşındayken hayatını mahvedip terk eylediği “baba ocağı” Bornova’ya seneler sonra geri dönmüştür. Tam da o günlerde aldığı bir haberle sarsılır: Çocukluk hatıralarının kahramanlarından, mahallenin sevgilisi ve bir nevi maskotu “deli İbrahim”, namı diğer Delibo, ardında iz bırakmadan bir anda sırra kadem basmıştır. Çocukluk aşkının da onun peşinde olduğunu öğrenen Yusuf’un aklı iyice karışacaktır. Zira artık ünlü bir dizi yıldızı olan ve Delibo’yu bulmak için her şeyini bırakıp Bornova sokaklarına dönen güzeller güzeli Yasemin, ondan ısrarla yardımını istemektedir...

Tol, Har, Merhume gibi unutulmaz romanların yazarı Murat Uyurkulak Delibo’yla İzmir’in sokaklarında dolanıyor ve hem tükenmeyen bir tutkunun hem de hayli kanıksanmış ülke gerçeklerinin izini sürüyor. Bu karnavalesk aşk romanında, akıllı ve duyarlı ama bir o kadar da yaralı ve öfke dolu Yusuf’un kurtulamadığı sevdasını anlatıyor. Beraberinde de hayatlarımızın içine sinip kabuk bağlamış meseleleri eşeliyor; eşitsizliği, haksızlığı, yoksulluğu, kini ve düğüm olmuş aile ilişkilerini gözler önüne seriyor – sakınmadan, lafı uzatmadan ve her zaman olduğu gibi sözünü esirgemeden...

 

#aşk #travma #yoksulluk #hesaplaşma #babaoğulilişkisi #izmir #hatıralar #suç


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 200
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2020
₺39,06

“Aklında ne var Hagrin?”

“Bir ağaç.”

“Sözünü ettiğin bu ağaç nasıl bir ağaç?”

“Sözü edilemeyecek bir ağaç Moy. Dinle, yaklaştığımızı duyuyor musun?”

“Şimdi kulağıma bir şey çalındı ama sen söyleyince oldu, gerçek mi

bilemem.”

“Gerçek olmasa ne çıkar? Yokyerde gerçekten başka her şey var.”

İlk romanı Ahraz’la okurların beğenisini kazanan Deniz Gezgin YerKuşAğı’nda hayvanların, doğanın, taşın, toprağın dilinden konuşuyor. Moy isimli bir kız çocuğu, insanın yaraladığı bir kuş Şuri, hayvan mı bitki mi insan mı belli olmayan bir yaratık Hagrin ve munçak türü bir geyiğin birbirlerini bulmalarını, birbirlerine tutunmalarını anlatıyor. Daha sonra tuzla tenlerindeki beşerden arınan bu varlıklar yer kavgasından uzak, kendilerince yaşamak için bilinmeyen bir diyara, ancak ve ancak farklı olanların geçebileceği bir eşiğe, yani yokyere doğru zorlu bir yolculuğa çıkıyorlar.

Deniz Gezgin, tıpkı rüzgârın ağaca dolanıp yapraklarından ses alması gibi, kendine has üslubuyla canlı ve cansızın sesini duyurmayı deniyor bu kısa ama çetin romanında. Biz insanları yeniden alçakgönüllü olmaya, körelmiş hislerimizi uyandırmaya, en önemlisi de, dilin gürültüsüne kapılmayı bırakıp tekrar diğer canlılar arasındaki yerimizi almaya çağırıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 88
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2020
₺23,72

Baltık kıyısında bir balıkçı kasabasında yaşayan lise öğrencisi Christian, İngilizce öğretmeni Stella’ya âşık olur. Tekne gezintileri ve kumsalda yürüyüşlerle geçen bir yaz boyunca onların bu dar görüşlü yerde sürdürmeye çalıştıkları gizli ilişkiye ve buna rağmen geleceğe dair sahip oldukları ümide tanık oluruz. Ancak bu gündüz düşünü alabora etmeyi bekleyen kaçınılmaz engeller vardır. Saygı Duruşu, acı dolu bir sondan geriye giden, deniz kokusunu ve ilk aşkın büyüsünü taşıyan kısacık bir roman.

#almanmodernleri #ilkaşk #yasakilişki #edebiyat #deniz #kayıp


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 104
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2020
₺18,98

Adnan Adıvar, bugün en çok siyasi tarihimizde oynadığı rolle tanınırken, düşünsel yanı neredeyse sadece bilim tarihi alanındaki çalışmalarıyla hatırlanıyor. Halbuki kendisinden hemen sonraki aydın kuşakları nezdindeki çok yüksek itibarını esasen hem hayatında hem de bilimsel üretiminde son derece yüksek ahlaki standartlar gütmesiyle ve çevresindekileri bu standartlara uymaya zorlamasıyla kazanmış bir aydındır Adıvar. Adıvar’ın vazettiği etik, amansız bir eleştiri etiğidir. Eleştirelliğin getirdiği bütün acı sonuçları, yani yalnız kalmayı, her türlü cemaatin onayını kaybedip “doğru bildiği yolda yalnız gitmeyi” göze almanın etiğidir. Bilim anlayışından siyaset pratiğine birçok meseleye bakışını kökten belirlemiş bu etiğin temel ilkelerini de esasen 1940’lı ve 1950’li yıllarda gazetelere yazdığı denemelerde anlatmıştır. Dünyayı Düzeltmek, Adıvar’ın daha önce bir kısmını üç kitapta yayımladığı bu denemeler arasından ilk defa kitaplaşan yüz civarı yazısını bir araya getiriyor. Kitap, bilim tarihinden tarih metodolojisine, hukuk devleti ve demokrasiden yeni hümanizm tartışmalarına, dil ve kültürle ilgili meselelerden etik meselelere çok geniş bir alana uzanan ilgilerini bütün çeşitliliğiyle ve hakkıyla yansıtmaya çalışıyor.

Bu yazılarda Adıvar, eski büyük filozoflardan kendi döneminin hemen hemen bütün önemli düşünürlerine kadar herkesle çok sık diyaloğa girer. Çağının temel meseleleri hakkında yürütülen evrensel tartışmalara bir partner, sık kullandığı tabirle “Bilgi Cumhuriyeti”nin bir yurttaşı olarak katılma rahatlığı, düşünce tarihimiz açısından benzersiz sayılabilir. Onu ve fikirlerini, fikir haysiyetini, tahakküm ve namussuzluk nefretini, hakikat arayışının sahici coşkusunu tanımak günümüz okurlarına da çok iyi gelecek.
 
#izler #gazeteyazıları #cumhuriyetdönemi #etik #bilgicumhuriyeti #insanhakları #demokrasi #bilim 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 464
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2020
₺71,54

Kendi hayat hikâyesini kaleme aldığı Şafakta Verilmiş Sözüm Vardı’da Romain Gary, komşusu Bay Piekielny’ye küçükken verdiği bir sözden bahseder: Gelecekte, bu dünyanın ileri gelenleriyle tanıştığında, “Wilno’da, Büyük Pohulanka Sokağı 16 numarada, Bay Piekielny adında biri yaşardı,” diyecektir. Verdiği bu sözü Romain Gary unutmayacaktır. Annesinin kehanetlerinin izinde ve ötesinde tek bir hayata birden fazla hayatı sığdırmayı başardığında, her fırsatta, “Bay Piekielny adında biri yaşardı,” diye biten bu cümleyi tekrar eder.

Romain Gary’yi nasıl tanıtmalı? Yazar, diplomat, savaş uçağı pilotu, yönetmen; sinema dünyasının ikonik yüzü, kısa saçlı güzel Jean Seberg’in eşi; aynı kişiye birden fazla kez verilmeyen prestijli edebiyat ödülü Goncourt’u bir kez kendi adıyla bir kez de Émile Ajar mahlasıyla olmak üzere iki sefer almayı başaran Fransız.

Romain Gary’nin ölümünden yıllar sonra, Vilnius’ta kaybolan yazar François-Henri Désérable, tesadüfen Romain Gary’nin çocukken yaşadığı evin önünde bulur kendini. Gary’nin Bay Piekielny’ye verdiği sözü hatırlar ve şu sorular zihnini meşgul etmeye başlar: Bay Piekielny adında biri gerçekten yaşadı mı?  Romain Gary, söylediği gibi, Kennedy’ye, de Gaulle’e, Kraliçe Elizabeth’e ve daha pek çok kişiye bu meşhur cümleyi söyledi mi? Asıl olanın peşine düşen yazar, gerçekle hayalin iç içe geçtiği bu romanda hangisinin nerede başlayıp nerede bittiği belli olmayan bir hikâyenin ve sıra dışı yaşamların kapılarını aralar.

 #romaingary #yaşamöyküsü #mahlas #maske #dostluk #bilinemezlik #fransızromanı #çokyönlülük


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 240
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2020
₺46,36

AIDS’in toplumu kasıp kavurmaya başladığı yıllarda, New York’lu bir adam bu amansız hastalığın belirtilerini göstermeye başlar. Manhattan’ın eğitimli seçkin tabakasına ait geniş arkadaş çevresi, kullandığı ilaçlardan tuttuğu günlüğe kadar hastalık sürecini konuşurken, bir yandan kendi ölümlerini düşünür. Hastalık, asla yalnızca hastaya ait değildir. Sontag’ın bir dostunun hastalığa yakalanmasını öğrendiği gün bir oturuşta kaleme aldığı öykü ile AIDS ve Metaforları’ndan bir bölümü birlikte sunuyoruz.
 
#amerikanmodernleri #aidskrizi #doksanlar #newyork #hastane #ölüm


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 52
En / Boy : 125 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2020
₺17,88

Yalnızlık ne güzel ve ne hazin şey! Kendimiz seçtiğimizde nasıl da güzel! Bize yıllarca dayatıldığında nasıl da hazin!  Bazı güçlü insanlar tek başınayken yalnızlık çekmez ama ben zayıf olduğumdan arkadaşım yokken yapayalnızım.

Savaş gazisi Victor Bâton, kendine bir arkadaş arıyor. Mütareke yıllarının fakir Paris’inde yalnız bir hayat çok zor. Bâton her gün köhne dairesinden eski püskü kıyafetleriyle çıkarak Paris’in yoksul mahallelerinde, aşevlerinde ve duman altı barlarında o insanı arıyor. Bazen yanılsa da umudunu yitirmiyor; insan sevgisiz ve yalnız yaşamaya mahkûm olabilir mi?

Emmanuel Bove’un 1924 tarihli ilk romanı Arkadaşlarım, Samuel Beckett ve André Gide gibi yazarlara ilham vermiş, artık tekrar hatırlanmayı hak eden bir modern klasik.

“Burjuvazinin öbür ucundaki Proust.”

Keith Botsford
 
#kayıpklasik #birincidünyasavaşı #yoksulluk #yalnızlık #arkadaşlık


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 152
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2020
₺32,12

Stefan Zweig’ı dünyada başka hiçbir ülke Brezilya kadar cezbetmemişti. Kozmopolit yazar İkinci Dünya Savaşı’nın ortasında, Avrupa kendini yok ederken bu ülkeye geldi ve doğal güzelliği, barışçıl yaşam tarzı, insanlarının hoşgörüsüyle büyülendi.

Brezilya’yı her bakımdan Avrupa’nın karşı modeli olarak değerlendiren Zweig, dünyanın geleceğini burada görüyordu; Yaşamak için bu ülkeyi seçmişti, ölmek için de burayı seçecekti. İlk kez 1941 yılında Stockholm’de yayımlanan Brezilya, Stefan Zweig’ın bu ülkeye ilanıaşkıdır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 328
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2020
₺29,20

Çağdaş korku edebiyatının önde gelen imzalarından Thomas Ligotti’nin yapıtlarına geniş kapsamlı “korku” ya da “gerilim” türleri içinde yer vermektense, onun yazdıklarını “tekinsiz kurmaca” başlığı altında nitelemek daha doğru olur. Ligotti’nin öyküleri, aşina olunmayan bir kente gidiş, akademik bir araştırma projesi, eski bir binanın yıkılması, bir tımarhane serüveni gibi görece sıradan olaylarla başlıyor. Ne var ki, bütün bu sıradan görünüşün altında gerçeğin yavaş yavaş saptırılması hatta sapkınlaştırılması, akıl sınırlarının aşılması, hatta yaşam ile ölüm arasındaki çizginin silikleşmesi kendini gösteriyor.

Bu ilgi çekici ve ürpertici öykülerin bir özelliği de açık sonla bitmeleri ve okurların hayal gücünü tetiklemesidir. Dahası kitaptaki her bölümün sonunda, yazar kendi türünün yazım yöntemlerine ilişkin görüşlerini de açıklıyor.

“Hayalperest Ölünün Şarkıları’nı, kitaplığınızda H.P. Love- craft ve Edgar Allan Poe kitaplarının tam ortasına, yani ait olduğu yere yerleştirin.”

- The Washington Post


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 328
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2020
₺58,04

Antonio’yu yakalamak hiç kolay değildir. Önce kendi halinde saklambaç oynar, derken astronot kostümüyle uzayda bir yolculuğa çıkar. Diyelim onu tam yakalamak üzeresiniz, o an havuza atlar ve gözden kaybolur. Sonra onu arayın ki bulasınız…

Peki şimdi nerede? Ormanda mı yoksa bir kraliçenin huzurunda mı? Neden olmasın? Bir çocuk nelere dönüşebilir, bir bilseniz!..


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 32
En / Boy : 23 / 30
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2020
₺51,10

Savaşa, devlete, düzene, sisteme, aileye, şiddete, ahlaka, mülkiyete karşı, kadına, hayvana, aşka, cinselliğe, sokağa, isyana dair, öfkeli, gözüpek, cüretkâr, kışkırtıcı, kafa karıştırıcı, yoldan çıkarıcı, sorgulatan ve aykırı düşünceler…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 264
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2020
₺46,36

Annemle babam sınıfımda. Üstelik buna bizzat ben yol açtım. Daha dün akşam, ikisi de otuz altı yaşındaydı ve normal birer anne-babam vardı. Bu sabah on bir yaşındalar... Uyanıp da, dev pijamalarının içinde kaybolmuş şu iki çocuğu gördüğümde, elbette durumu hemen kavrayamadım.

Okul! Her şeyin orada başladığını çözdüm. Altıncı sınıftan nefret ediyordum. Annemle babamsa, durumu anlayıp basit bir çözüm bulmak, mesela beni dünya seyahatine çıkarmak yerine, şu anda benim yaşımda olmak için neler vermeyeceklerini söyleyip duruyorlardı. Cevabım hep aynıydı: ‘’Dediğiniz olursa görürüm sizi.’’ Şansımı fazla zorlamış olmalıyım. Dileğim kabul olmuştu.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 7.2020
₺29,20

Eugénie Grandet, “İnsanlık Komedyası” başlığı altında tasarlanmış dev romanlar dizisinin en tanınmış, en sevilen bölümlerinden biri. Klasik Fransız edebiyatının büyük yazarı Honoré de Balzac, ilk kez 1833’te yayımlanan bu romanında taşra insanlarını ve onların özellikle parayla ilişkilerini kendine özgü gerçekçiliğiyle anlatır. Temel olarak cimriliği ve aşkı birlikte ele aldığı bu önemli romanında Balzac, romanın kahramanlarından birinin, Grandet Baba’nın büyük mal varlığının çalışmakla elde edilemeyeceğini gözler önüne serer. Fırsatçılıkla, Fransız Devrimi sonrasındaki karışıklıkta türlü aldatmacalarla elde edilmiş bu servetin içinde alın terinin payı, denizde bir damla gibidir. Dürüst, erdemli Eugénie Grandet’nin tertemiz aşkının ve yüce gönüllülüğünün bütün bu pisliklerin yanında yeri nedir? Balzac’ın romanı, tüm kuşaklar için güncelliğini ve değerini koruyor.

“Roman kahramanları yaratmak demek doğru görebilmek, yo­ğun­laşmak ve şiddetleştirmek, maksimuma ulaşmak, her tutkunun içindeki acıyı ortaya koymak, her gücün içindeki zayıflığı görebilmek, gizli kalmış güçleri dışarı çıkarmak demektir. Eugénie Grandet, bu yoldaki ilk adımdır; bu basit, inançlı kızdaki kendini teslim etme duygusu o denli bir artış gösterir ki, neredeyse dindar olacaktır, yaşlı Grandet’nin cimriliği de tıpkı yaşlı çirkin hizmetçi kızın sadakati gibi şeytanlaşır.”

Stefan Zweig


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 224
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2020
₺26,28

Korku ve gizem dolu öyküleriyle tanınan Howard Phillips Love- craft’ın altı öyküden oluşan Nyarlathotep adlı seçkisi yazarın üslubunun ve hayal gücünün çok iyi örneklerini içeriyor: Tekinsiz, tarihsel gerçeklerle kurmacanın birbirine karıştığı “Evdeki Resim”, beklenmedik sonuyla okuru irkilten “Korkunç Yaşlı Adam”, yazarın külliyatı içinde mizah duygusuyla öne çıkan “Yüzyılı Sonlandıran Dövüş”, ürpertici bir mezarlık öyküsü olan “Mahzende”, şiirsel rüya anlatısı “Nyarlathotep” ve karanlık bir zihnin derinliklerine dalan kısa ama çarpıcı “Hafıza”.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 56
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2020
₺13,87

Sağım Solum Önüm Arkam geniş bir karakter kadrosuyla yakın tarihimizi, geçtiğimiz kırk yılı kat eden bir roman. İki ailenin, Selen ile Ceren ve Eylem ile Devrim adlı kız kardeşlerin hikâyesine yoğunlaşıyor. Küçük bir Ege kasabasında yaşayan genç kızlar sağ sol saflaşmasına, mahalle çocuklarının çekişmesine tanık olurlar. Gelgelelim hiçbiri sadece seyircisi değil bizzat faili de oldukları bu gelişmelerden yara almadan kurtulamaz; günbegün şiddetin gemi azıya aldığı bir ortamda katledilen gençliği, darbe dönemini ve baskıyı yaşarlar.

Günümüzü de anlatan bu roman, başkarakterlerin büyükşehre göçlerini, kuşak çatışmasını, kardeş rekabetini, aile kurma çabaları ve aşklarını gözler önüne seriyor. Tacizlere, baskıya, haksızlıklara karşın hayata tutunan kadınlar bir yandan da hâkim eril kültürle hesaplaşıyorlar. Özellikle de tükenmeyen arayışları ve adalet duygusuyla gazeteci Selen… Ne var ki bu nitelikleri onu yıllar önce işlenen siyasi bir cinayetin ardındaki sır perdesini aralamaya, daha da ötesi, gerçeklerle duyguları arasında bir seçim yapmaya zorluyor.

İlk öykü kitabı Filedelfiya Hikayeleri’yle dikkatleri üzerine çeken Yeşim Erdem, bu ülkenin yakın tarihine ve gerçeklerine sakınmasız bir gözle baktığı Sağım Solum Önüm Arkam’la okurlara dolu dolu bir roman veriyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 512
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2020
₺68,26
1 2 3 ... 47 >
Çerez Kullanımı