Avrupa Birliği, İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinin ardından Avrupa kıtasında barış ve huzuru temin etmek, siyasi ve ekonomik açıdan daha güçlü bir Avrupa oluşturma hedefine giden yolda önemli bir mihenk taşıdır. Özellikle Soğuk Savaş döneminin sona ermesiyle birlikte ortaya çıkan yeni jeopolitik sistem, AB ve benzeri uluslararası örgütlerin önemini daha da arttırmıştır. Bu süreçte, öncelikle Avrupa’nın siyasi ve ekonomik açıdan güçlenmesi hedeflenirken aynı zamanda bu hedeflerin sürekliliğinin teminini sağlamaya yönelik güvenlik politikalarını oluşturmak ve geliştirmek için yoğun çaba sarf edilmiştir.

Diğer taraftan yanlızca Birlik içerisinde ortak bir dış güvenlik ve savunma politikası belirlemek ve uygulamaya koymak küresel dünyada tek başına bir anlam ifade etmemektedir. Bu politikaların uluslararası barışı sağlamayı ilke edinmiş diğer örgüt ve kuruluşlarla eş güdümlü bir hâle getirilmesi ile toplumları ve devletleri tehdit eden yeni küresel risklere karşı güncellenmesi zorunlu hâle gelmiştir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 164
En / Boy : 13.5 / 21.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2021
₺42,30
₺47,00

“Türk okuru Avrupa Birliği’ne Türkiye sınırına yakın bir yerden, Bulgaristan’dan bakan Krastev’i okuyunca Türkiye’deki geleneksel Avrupa Birliği lobiciliğinin sunduğu Avrupa Birliği’nden farklı bir Avrupa Birliği fotoğrafı çektiğini görecek. Bu değerli çalışmanın Türkçesini yayımlayan Destek Yayınları’nı tebrik ediyorum.”

– Prof. Dr. Ümit Özdağ

Ünlü siyaset bilimci ve fikir insanı İvan Krastev, bu kışkırtıcı kitabında Avrupa Birliği’nin geleceğini ve belki de bir geleceğinin olmama ihtimalini derinlemesine ele alıyor. Kıtada aşırı sağ milliyetçi partilerin yükselişe geçmesiyle ve Birleşik Krallık’ın Brexit planlarıyla birlikte, Avrupa Birliği şimdiye kadar hiç yaşamadığı kadar büyük bir karmaşa ve şüphe içinde.

Krastev, kitapta Avrupa’nın başlıca sorunlarına (özellikle de Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Güney Asya’dan gelen milyonları aşkın göçmenin tetiklediği siyasi istikrarsızlığa), sağcı popülizme (özellikle ABD’de yükselen aşırı sağ eylemlere) ve AB’nin doğu kanadındaki üye devletlerin karşı karşıya kaldığı çıbanbaşılarına (Vladimir Putin Rusya’sının oluşturduğu tehdit de dahil) genişçe bir yer ayırıyor. Birliğin parçalanmaya başlaması halinde kıtayı bekleyen kaygı verici siyasi, ekonomik ve jeopolitik geleceği de kritik sorular ışığında irdeleyerek sorguluyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 144
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2020
₺22,40

Avrupa Birliğinde Bölgesel Kalkınma

Batı ve Güney Avrupa da Bölgesel Kalkınma Ajansları

Orta ve Doğu Avrupa da Bölgesel Kalkınma Ajansları

Avrupa Birliği Ülkelerinde Yapısal Fonların Ekonomik Kalkınma Üzerindeki Etkisi


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 352
En / Boy : 16 / 23
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 9.2019
₺62,56

Samir Amin’i anlatan ve onun da kendisini anlattığı bu kitap, emperyalist-kapitalist sistemin yarattığı kutuplaşma ve sömürünün ağır sonuçlarıyla yüzleşen halkların kurtuluşuna adanmış bir yaşamın izlerini sürüyor.

Üç ana bölümden oluşan kitabın ilk bölümünde Demba Moussa Dembélé, Samir Amin’in, ailesi, eğitim hayatı, Marksizmle tanışması, politik fikirlerinin oluşumu, entelektüel yönelimleri, Marksist düşünceye katkıları ve kurduğu alternatif uluslararası örgütlenmeler hakkında kısaca bilgi veriyor.

İkinci bölüm, Dembélé’nin Samir Amin’le yaptığı söyleşilerden oluşuyor. Amin bu uzun bölümde, sosyalizm, kalkınma, toplumsal hareketler, çevre-merkez ilişkisi, tekelleşme, kapitalizmin krizi, kutuplaşma ve azgelişmişlik gibi çeşitli konulardaki görüşlerini ve farklı düşünürlerle/fikir okullarıyla yaptığı tartışmaları samimiyetle anlatıyor. Bir yandan da entelektüel üretiminin hiçbir zaman eylemden ayrılmadığını görmemizi sağlıyor.

Son bölüm, Amin’in seçilmiş metinlerinden oluşuyor. Bu metinler, “Kapitalizm neden Avrupa’da ortaya çıktı?”, “Marksizmin günümüzdeki misyonu nedir?”, “Dünyayı sarsacak ikinci ‘Güney’in uyanışı’ başladı mı?”, “Kapitalizmin krizinden çıkmak mümkün mü?”, “Avrupa dışı toplumların geri kalmışlığının sebepleri nelerdir?” gibi önemli sorulara yanıtlar arıyor.

Samir Amin’in çalışmalarına dair geniş bir kaynakça da içeren bu çalışma, düşünürün entelektüel dünyasına ilk adımı atmak ve onu daha yakından tanımak isteyenler için vazgeçilmez bir kaynak.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 240
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2019
₺28,80

Tabloda her şeyin bulanık göründüğü zamanlarda, hayatlarını kesinlik ve berraklığa adamış sosyal bilimciler genellikle susar ve taşların yerine oturmasını bekler. Zygmunt Bauman gibi düşünürler ise cesaretle belirsizliğe dalar ve bulduklarını, gördüklerini, hissettiklerini ortaya döker.İşte Küreselleşme böyle bir cüretin ürünü.
Bauman’a göre, küreselleşen güçler saltanat günlerini yaşıyor, bunun bedelini de yerelliğe çakılıp kalmış zavallılar ödüyor.

Hayat toprağa, yerele bağlı olmayı sürdürüyor; oysa güç artık yurtsuz ve ne emekçilere, gençlere, muhtaçlara ne de gelecek nesillere karşı sorumluluk duyuyor. Küreselleşme bu dengesizlik üzerinde duruyor. Yereller dağarlarında ırk, millet, etnik köken, sınıf gibi ne varsa kullanarak yeni bir “biz” duygusu yaratmaya çalışırken, artık yoksullara ihtiyaç duymayan küreseller onların içlerine kapanmalarını körüklüyor.


Küreselleşme kitabında Bauman, küreselleşmenin getirdiği ahlaki ikilemlere, çarpıcı örnekler vererek değiniyor. Yiyeceğin bol olduğu yere gitmek isteyen açlar, büyük paralar ödeyerek sonunda kendilerini “çatık kaşlar”ın beklediği yolculuklarına çürük teknelerle, kimliksiz çıkarken; zenginler uçakların birinci mevkilerinde şampanyalarını yudumlayarak küreselliğin tadını çıkarıyor, üstelik daha ucuza.


Gelecek hakkında ilginç olduğu kadar korkutucu öngörülerde bulunan Bauman’a göre yereller yerellikleri etrafına kalın duvarlar örerken, küreseller yerellikleri toplama kamplarına dönüştürme peşinde. Küreselleşme ve onun ikiz kardeşi yerelleşme, aynı amaca hizmet ediyor: parçalanma ve yabancılaşma.
Küreselleşme, yerelleşmenin de küreselleşmenin de ağırlığını fazlasıyla hissettirdiği günümüz Türkiye’sini anlamak için vazgeçilmez bir kaynak niteliği taşıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2018
₺17,60

Küreselleşme bir özgürlük ve zenginlik rüyası mıdır? Yoksa bir eşitsizlik ve yoksulluk kâbusu mu? ABD’nin icat edip insanlığın başına musallat ettiği bir belâ mıdır?Her ülkenin katkıda bulunduğu, çeşitli oranlarda riskleri ve fırsatlarına maruz kaldığı bir evrensel süreç mi? Tersine çevrilebilir bir süreç midir?Yoksa istemesek de boyun eğmek zorunda olduğumuz bir kozmik-aşkın kader mi? Küreselleşme çağında yerel kültürlerin akıbeti nedir? Dünyanın küresel bir köye dönüşmesini sağlayan başlıca faktörler, dünyayı düzleştiren gelişmeler nelerdir? Küreselleşmenin taraftarları kimler, karşı çıkanları kimlerdir?

İnternet, ulaşım ve iletişim teknolojilerindeki yeniliklerin hayatımıza girmesiyle yalnızca nicel anlamda mesafelerin kısaldığı değil, daha önemlisi zaman ve mekân kavrayışının da niteliksel bir dönüşüme uğradığı bir dünyada yaşıyoruz. Dünya elimizin altında; nerede ne olup bittiğinden haberdarız; dostlarımızla mesafe tanımaksızın görüşüp konuşabiliyor,farklı ülkelerden daha önce yüzünü hiç görmediğimiz dostlar edinebiliyoruz. Firmalar için pazar artık kendi ülkeleri değil, bütün dünya.Entellektüeller için fikirlerini paylaşabilecekleri kitle yalnızca yakın çevre değil, bütün bir dünya toplumu. Şairin yüz yıl önce “yeryüzü vatanım, insanlık milletim” dediği dünya bugün daha somut bir hal almış durumda.

Her konuda olduğu gibi küreselleşme konusunda da kategorik genellemelerin cazibesine kapılmak yanlış, “Şeytan ayrıntılarda gizli.”Küreselleşme bir dünya cenneti olmadığı gibi; hepten çöpe atılması gereken bir “günah keçisi” de değil. Elinizdeki eser küreselleşme ile ilgili tartışmalara mütevazı bir katkı niteliğindedir. Fırsatları ve tehditleriyle küreselleşmenin düzleştirici, eşitleştirici ve özgürleştirici bir süreç olduğunun vurgulandığı eser, günümüz dünyasını anlamak isteyen herkese hitap etmektedir.

Temel Değerlere Sahip Olmak, Bağlı Kalmak, İnanmak ve Sürdürebilmek Aşk'ına!..


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Konya
Sayfa Sayısı : 304
En / Boy : 16,5 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2018
₺77,90

Gökçe Fırat'tan Tarihi Bir Öngörü Kitabı

Bu kitap, Türk Solu gazetesi Başyazarı Gökçe Fırat’ın 2002-2005 yılları arasında yayınlanan yazılarından oluşuyor.

Günümüzden 20 yıl önce, “Türkiye ABD ile savaşacak” dediğinde insanlara inanılmaz geliyordu ama O, Türkiye’nin sözde müttefikleri tarafından, yani ABD ve AB tarafından kuşatıldığını ısrarla anlattı.

Bu kitapta okuyacağınız yazılarda

- PKK’nın Suriye’de üsleneceğini

- Kuzey Suriye’de bir Kürt koridorunun kurulacağını

- Türk askerleri ile ABD-Kürt güçleri arasında bir savaş çıkacağını

- İsrail’den Kuzey Irak’a, oradan Ermenistan’a bir Yahudi-Kürt-Ermeni seddinin kurulacağını 20 yıl önce yazdığını şaşırarak göreceksiniz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 212
En / Boy : 15 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2018
₺23,40

Tarihsel süreç boyunca “biz” ve “öteki” tanımlamaları üzerinden geliştirilen kimlik tartışmaları söz konusu olmuştur. Özellikle Soğuk Savaş döneminin sona ermesi ile birlikte de kimlik odaklı konular gündemde yer almaya başlamıştır. Bu sürecin birbiri ile ilişkili bazı nedenleri bulunmaktadır. İdeolojik kampların yer aldığı Soğuk Savaş döneminin sona ermesi ve ideolojik tartışmaların o döneme nazaran arka planda yer almaya başlaması, küreselleşme tartışmaları, postmodernizm ve inşacılık teorileri üzerinden geliştirilen argümanlar ve söylemler bu nedenlerin birkaçı olarak belirtilebilir.

Avrupa Birliği de bu kimlik odaklı tartışmalardan uzak kalmamış ve 1990’lardan XXI. yüzyıla uzanan süreçte, bir kimlik arayışı ve inşası içerisinde olmuştur. Özellikle 11 Eylül olayları sonrasında bu konu daha çok gündeme gelmiştir. Sonrasında Arap Baharı olarak nitelendirilen dönem ile birlikte Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinden Avrupa’ya gerçekleştirilen düzensiz göçler de bu gündemin sıcak kalmasını sağlamıştır. Bunun haricinde, aşırı sağın ve hatta ayrılıkçı düşüncelerin Birlik içerisinde belirgin bir biçimde ortaya çıkmaya başlaması, Birliğin bir “biz” tanımı kapsamında hareket etmesi yönünde attığı adımlar, geliştirdiği hamleleri içeren reaksiyonlar da bir tepki bloğunun oluşmasına neden olmuştur. Ancak, bu gelişmenin yeni ve ilk olduğunu söylemek yanlış olacaktır. Çünkü Avrupa tarihinde “biz” ve “öteki” inşası farklı süreç ve gelişmeler boyunca var olmuştur.

Antik Yunan’dan Roma’ya, Ortaçağ’dan Rönesans ve Aydınlanma Çağı’na, Soğuk Savaş döneminden XXI. yüzyıla bazen farklı bazen de benzer aktörler “öteki” olarak belirlenmiştir, belirlenmeye de devam etmektedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 264
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2018
₺61,50

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 490
En / Boy : 16 / 23
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 8.2018
₺95,00

Değerli araştırmacı ve yazar Erol Sarıal’ın "Yeni Bin Yılın Savaşı" başlıklı kitabı, Türkiye’nin ve dünyanın durumu hakkında çok ilginç ve düşündürücü bilgilere ulaşmamızı sağlıyor. Ekonomik, siyasi, stratejik ve sosyal alanlarda yapılan titiz bir araştırmanın ürünü olan bu bilgiler Türkiye’nin dünyadaki yerine ve yaşadığı sorunlara ışık tutuyor. Özellikle Atatürk’ün stratejik düşünceleri, Türkiye’yi bölge ülkeleri ile birlikte emperyalizmden kurtarmak amacı gibi konularda çok önemli ipuçları veriyor. Kitap, etnik ve mezhepsel konulara da ayrıntılı olarak değiniyor ve bu alanlarda yapılmış çalışmalarda ulaşılan somut verileri ortaya koyuyor. Türkiye’deki bazı iç politika gelişmeleri hakkında da dikkat çekici gözlemlerde bulunuyor. Kitap aynı zamanda geleceğe yönelik bazı düşünceler ve öneriler de içeriyor. Türkiye’nin ve dünyanın meselelerini topluca görebilmeye olanak veren bu kitabın bütün aydınlar, araştırmacılar ve öğrenciler için değerli bir kaynak olacağına inanıyorum. Bu alanlardaki araştırmaların ve yayınların çoğalması, Türkiye’de fikir hayatını zenginleştirecektir. Özellikle Atatürk devrimlerine yürekten inanan insanların ihtiyaç duydukları bilgi ve değerlendirmelerin bu gibi yayınlarla beslenmesi Türkiye’nin fikir hayatına canlılık kazandıracaktır. Erol Sarıal’ı bu başarılı çalışması için kutluyor, bu değerli kitabın özellikle gençlerimiz için bir esin kaynağı olmasını diliyorum. -Onur Öymen- Dış Politika Uzmanı - Siyasetçi




Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 344
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2012
₺12,80

Perinçek-İsviçre Davası’nda AİHM Büyük Daire’nin 15 Ekim 2015 günlü Kararının Türkçe, İngilizce ve Fransızca metinleri bu kitapta derlenmiş bulunuyor.

AİHM’nin Kararlarından sonra en son 25 Ağustos 2016 tarihinde İsviçre Federal Mahkemesi de Doğu Perinçek hakkında Lozan Sulh Ceza Mahkemesi’nin verdiği mahkûmiyet Kararını bozdu.

AİHM’nin Perinçek’i İsviçre karşısında haklı bulan kararlarından ve İsviçre Federal Mahkemesi’nin bozma kararından sonra hukuksal ve siyasal zeminlerde ne kazandık?

AİHM Kararlarıyla ne kazandığımızı bilmiyorsak, bundan sonra hiçbir şey kazanamayız, hatta kazandıklarımızı bile kaybederiz.

Bu nedenle şu anda mücadele, kazandığımız mevzileri belirleme noktasındadır.

Kazandığımız Mevzi: Ermeni Soykırımı Yok!

Mücadelemizde uluslararası mahkeme kararlarına dayanıyoruz, insanlığın demokratik hukuk birikimine güveniyoruz ve Türk milletinin gücünü biliyoruz.

Herkesi seferberlige çağırıyoruz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 488
En / Boy : 16,5 / 23,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2016
₺37,50
Bugün karşı karşıya bulunduğumuz büyük sıkıntılar, temelde çağdaş uygarlığın kendi iç yapısından kaynaklanan gelişmelerin ürünüdür. Bu sorunlar, yüzyıllar içinde gelişen evrensel uygarlık değerlerini tehdit eder boyutlara ulaşmıştır. Gelişmiş ülkelerin göz alıcı başkentlerinin hemen yanı başlarında ya da büyük kentlerin varoşlarında dışlanmış insanlar, çirkin yapılaşmalar, kokuşmuş sokaklar, gecekondular, gettolar, güvensiz bölgeler ve de işsiz insanlar yığınıyla karşılaşıyoruz. Çağdaş uygarlığın, insan tabiatıyla uyumlu ahlâkî bir devrime şimdiye kadar hiç olmadığı ölçüde gereksinimi vardır. Modern diye adlandırılan toplumlar yirmi birinci yüzyılın ilk yarısında büyük bir tıkanıklıkla yüz yüze geldiler ve adeta bir uçurumun kıyısına doğru sürüklendiler. Nükleer silahların varlığı, çevremizin kirletilmesi ve yıkıma uğratılması, yaşam standartları zâten düşük olan bölgelerdeki nüfûs artışı, ya gezegenimizin her bölgesinde uygarlığın niteliği, şu anda zengin olanları da kapsayacak şekilde düşecek; ya da insanların yaptıkları yüzünden gezegenin kendisi yaşanmaz bir yer haline gelecektir. Kutsal mesajın ifadesiyle: "İçimizdeki beyinsizlerin yüzünden bizi helak eder misin Allah’ım?"
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 330
En / Boy : 13,5 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2012
₺25,50

Bu kitapçıkta Avrupa Birliği’nin nasıl bir tarihsel bağlamda ortaya çıktığı, tarihsel gelişmelere paralel olarak nasıl bir evrim geçirdiği, ne tür çelişkiler barındırdığı, bugüne kadar neleri başardığı ve kısaca Avrupa Birliği’nin özgün kurumsal yapısı ile bu yapının temel dinamikleri de ele alınmıştır.

Avrupa Birliği’ni incelemek, bu birliğin nasıl bir süreçte ortaya çıktığı, nasıl çalıştığı, neleri başarıp hangi sorun alanlarında tıkanıklık yaşadığına odaklanmak ve Avrupa Birliği’nin sorun çözme kabiliyetini irdelemek, okuyuculara önemli katkı sağlayacaktır.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 64
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2016
₺17,60

ABD Savunma Bakanlığı ve İstihbarat Topluluğu’na, ortak eylemleri planlama ve uygulamada daha hazırlıklı olabilmelerini sağlama amacıyla Columbia Üniversitesi tarafından yürütülen NATO Capstone projesinin sonuç raporu olan bu kitap, şu dört NATO üyesinin ulusal sivil ve askeri istihbarat teşkilatları üzerinde odaklanmaktadır: Almanya, Fransa, İtalya ve Türkiye.

Rapor, dört seçilmiş NATO üyesinin, NATO operasyonlarında yer alabilme kabiliyetleri bakımından göreceli güçlü ve zayıf yanlarının genel bir değerlendirmesini sunarak istihbarat paylaşımları için fırsat ve engelleri analiz etmektedir. Bu üyelerin tarih, teşkilat yapısı ve sivil ve askeri istihbarat örgütlerinin yeteneklerini tanımladıktan sonra, rapor her bir ülkenin istihbarat paylaşımı için temayülünü değerlendirmek için şu altı faktöre dayalı olarak bir çerçeve sunmaktadır: stratejik öncelikler, güvenlik ortamı, yerleşik ortaklıklar, istihbarat yetenekleri ve kültür. Bu çerçevenin istihbarat konusunda çalışan bilim insanları ve görevliler için kalıcı bir analitik araç olabileceği umulmaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 158
En / Boy : 12,5 / 17,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 12.2017
₺20,40

Avrupa Parlamentosu Dış Politika Direktörlüğü tarafından yayınlanan bu rapor, Çin’in, küresel ekonomik ilişkilerinin kapsamlı bir resmini ortaya koyarken AB ile olan ilişkilerine daha detaylı bir bakış açısı sunuyor.

Dünyanın en büyük ihracatçısı ve ikinci en büyük ithalatçısı olarak küresel ticaretin merkezinde duran Çin’in küresel yönetimde, kurallara dayalı uluslararası düzende ve G20 çatısı altında yapılan taahhütlerin yerine getirilmesinde oynadığı kritik rol, daha fazla hizmet ve teknoloji odaklı ekonomik büyümeye öncülük eden “yeni normal”, “Çin Yapımı 2025” etiketine sahip imalat sanayi için master planı, yeniden yapılandırılması için 87 milyar dolar tahsis edilen KİT’ler, rekabetçi devalüasyondan kaçınmaya dair verilen sözler, “Tek Kuşak Tek Yol” (OBOR) projesi, Çin Afrika İşbirliği Forumu (FOCAC), Dünya Bankası ve IMF’ye rakip bir rol oynaması beklenen Asya Altyapı Yatırım Bankası (AIIB), serbest ticaret anlaşmalarının (FTA) güncel durumları, Ufuk2020 projesi, Çin’e serbest pazar statüsü tanınması, Siberyuzayda Uluslararası İşbirliği Stratejisi değinilen konular arasında yer alıyor.

Günde 1.5 milyar euroyu geçen AB – Çin mal ticaretinin işaret ettiği büyük hacimdeki ekonomik ilişkilerin detaylarına, Coğrafi İşaretler (GI), dijital ekonomi, fikri mülkiyet haklarının (IPR) ve bağlantılarının korunması, Çin’deki insan hakları sorunları gibi diğer başlıklar da eşlik ediyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 20
En / Boy : 12,5 / 17,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 12.2017
₺20,40

Küresel ekonomik kriz ile birlikte dünyanın sorunlu bölgelerinde kuralsız ve acımasız bir şiddet uygulanmakta, Asimetrik Savaş sürdürülmektedir. Düzenli orduların ve klasik savaş metotlarının kullanılmadığı bu savaşı sürdürenlerin arkasında mutlaka küresel çıkar güçleri vardır. Bu güçler, kendilerini riske atmadan ve topraklarını savaşın yıkıcılığına uğratmadan, ülkeleri içeriden fethetme yolunda önemli başarılar sağlamışlardır. Hedef seçilen ülkelerin var olan sorunları kullanılmakta, ülkeleri içten zayıflatıp çökertecek etnik ve dinci akımlar körüklenmekte, ülke içinde terör ortamı yaratılmakta, meydana çıkan kaostan menfaat elde edilmeye çalışılmaktadır. Asimetrik Savaş, en eski savaş metotlarından biridir. Ama onun yeniden ve etkin olarak kullanılması kitle iletişim araçlarının hızla geliştiği İkinci Dünya Savaşı sonrasında olmuştur. Bugün ülkeler arası çıkar çatışmalarında bazı devletler, hasım devletlere karşı tedhiş gruplarını açıkça kullanmayı bir devlet politikası haline getirmişlerdir. Resmi diller bu desteği politik ortamlarda şiddetle yalanlamak zorunda kalırken, askeri alandaki destek aksaksız sürdürülmektedir. Bu yüzdendir ki Asimetrik Savaş’a karşı mücadele tek tek devletlerin baş edebileceği boyutları aşmış bulunmaktadır. Bu alandaki mücadele ancak uluslararası organizasyonlarla, dünya milletlerinin ele ele vermesiyle başarıya ulaşabilecektir. "Psikolojik Savaş" adlı kitabımın ardından kaleme aldığım "Asimetrik Savaş" adlı bu kitabımda; -Bu acımasız savaşın dünya üzerinde mevcut uygulamaları ve ülkemize muhtemel etkilerinin neler olduğu -Türk insanının ve Türkiye’nin bu savaşa nasıl hazırlanabileceği -Asimetrik Savaş tehdidine karşı milletçe nasıl korunabileceğimiz gibi soruların cevaplarını bulacaksınız.. -Dr. Tahir Tamer Kumkale


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 379
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2009
₺96,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 233
En / Boy : 18,5 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2004
₺22,50
Kurdukları büyük imparatorluk çatırdamaya başlayıp, Batı / Avrupa karşısındaki gerileme artık inkar edilemez hale gelince eski günlerine dönebilmek için karşısındakini, düşmanını daha yakından incelemeye yönelen Türkler sonuçta ‘Batılılaşmaya’ karar verdiler. Artık 200 yılı geride bırakan ‘Batılılaşma’ süreci çağdaşlaşmanın, modernleşmenin kendisinden başka bir şey değildi.. Öncelikle devletin tepesinde, siyasi elitte egemen olan bu kavrayış, asıl olarak devlet aygıtının, ordunun ve bürokrasinin çağdaş olanaklarla yeniden örgütlenmesi eksenindeki reformlarla ilerlerken, bir ölçüde topluma da nüfuz etti elbette. Tanzimat, Islahat, Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemleri Yeni Osmanlıları, İttihatçıları, Kemalistleri arkada bırakırken artık günümüzde AB üyesi olmaya dönüşen bu paradigmanın iktidardaki savunucusu ve uygulayıcısı eski İslamcı, yeni ‘muhafazakar-demokrat’ bir partidir. Belki bu da bir paradoks olmaktan çok modernleşme sürecinin bir ironisi ya da bir başarısı olarak algılanabilir, ama 17 Aralık 2004’teki AB zirvesinden hangi sonuç çıkarsa çıksın, bu serüvenin bu yılın sonunda yeni bir aşamaya gireceği kesin. Tarihin en büyük imparatorluklarından birinin bakiyesi, kendi iradesiyle Batılılaşmaya karar veren bir ‘büyük devlet’ ve Batı’ya en çok yaklaşan, en modern ‘İslam toplumu’ olan Türkiye’nin geldiği noktayı değerlendirip, geleceğe ilişkin öngörülerde bulunmaya çalışmanın tam zamanıdır. Bu derlemedeki makaleler de bunu yapmaya çalışıyor.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 231
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2004
₺13,50

Küresel Dönüşüm, Radikal Yaklaşımlar’da yer alan yazılar hem dünya politikasının son on beş yılında öne çıkan güncel temalara değiniyor hem de bu temaları Türkiye’nin içinde bulunduğu jeopolitik bölgenin somut gelişmeleri etrafında irdeliyor. ‘Avrasya’, ‘Jeopolitika’ ve ‘Yeni Dünya Düzeni’, Bülent Aras’ın tartışmalarına konu olan, gözlemlerinin odak noktasını oluşturan üç kavramdır. Bu kavramlar, 1989 ile 1991 yılları arasında Doğu Avrupa ve Sovyetler Birliği’nde cereyan eden köklü siyasi, ekonomik, kültürel ve coğrafi değişimlerin ertesinde öncelikle Batılı akademik dünyada başlayan ve hemen ertesinde bütün diğer akademik ve siyasi kesimlerde yakın ilgi ile izlenen bir tartışmayla birlikte günden güne daha güncel ve popüler hale geldiler. Sovyetler Birliği’nin bir süper güç olarak dünya siyasetinden çekilmiş olması bu ilgi ve tartışmanın hem başlıca nedeni ve hem de temel çekim gücünü oluşturdu. 

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 220
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2004
₺23,40

Bu kitapta ABD’nin İsrail yanlısı Orta Doğu politikalarını açıklamada önemli bir halkaya, Türk kamuoyunda yeterince bilinmeyen bir faktör olarak Evanjelik Hristiyan-Yahudi ittifakının asırlardır geliştirdiği ‘Mesih Planı’ ve ‘Armageddon’ savaşı için yapılan girişimlere değinilecektir. Bu kitapta milyonlarca Hristiyan’ın neden körükörüne bir kıyamet saplantısı içerisine sürüklendiğini ve neden kıyametin kopması için her gün düzenli olarak dua ettiklerini öğreneceksiniz.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 126
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2003
₺19,50

Büyük Türkiye bir hayal değil, tam tersine rakamların gösterdiği bir gerçek. 50 sene içerisinde, Türkiye dünyanın en gelişmiş 3 ülkesinden biri olacak. Türkiye tüm engellemelere rağmen süper güç olma yolunda hızla ilerleyecek ve ‘Birleşik Türk Devletleri’ bir gerçek olarak karşımızda duracaktır. Türk toplumları, devletleri sırasıyla kültür ve inanç birliği, Türk ortak pazarı, Türk Birliği aşamalarını takiben ‘Birleşik Türk Devletleri’ni kuracaktır. Bu kitap işte bu süreci bilimsel ve askeri açıdan masaya yatırmaktadır.




Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 227
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2004
₺15,60

Zincirlerinden boşalmış global emperyalizm ve onun önderi ABD, sınırsız bir barbarlığın kapılarını açıyor. Amerikan ordusunun petrol alanlarını doğrudan denetimi altına aldığı, bölge ülkelerini silahsızlandırdığı bir askeri düzen, Ortadoğu’ya yerleştirilmeye çalışılan Pax Amerikanı’nın ilk adımları sayılıyor. Siyonist proje ile uyuşan genel bir "Lübnanlaştırma" modeli temelinde, küçük devletler mozaiğine dönüştürülecek Ortadoğu’nun, kompradorlaşmayı kabulleneceği varsayımından yola çıkılıyor, İsrail’in, emperyalist sermaye ile yeni işbirlikçi egemenlik düzenleri arasında aracı rolünü üstlendiği böylesi bir köleliğe; Arap’ların, İranlılar’ın, Kürtler ve Türkler’in boyun eğeceklerini düşünmek ise, emperyalist barbarlığın tüm beşeri birikimle bağlantısını kopardığını bir kez daha kanıtlıyor. Kotnpradoriaşma, koyu bir sefalet, çürümüş sosyal düzenler, merhamet ve adaletten arındırılmış din, serbest piyasayı ilahi bir güce dönüştüren yozlaşma temelinde Latin Amerika’yı ABD’ye yakın, Tanrı’ya uzak kılan düzen Ortadoğu’ya yerleştirilmek isteniyor. Barbarlığın Kaynağı; Petrol, tarihsel birikimin ışığında, sömürgeci ve emperyalist dinamikleri çözümlemeye mütevazı bir katkıdır. Araştırmacı yazar Suat Parlar, Petrolün Ekonomi Politiği, Vaat edilmiş Toprak: Ortadoğu ve Ortadoğu’da Yeni Dünya Düzeni adlı kitaplarında biçimlendirdiği varsayımlara bu çalışmada yenilerini ekliyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 843
En / Boy : 16,5 / 23,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2008
₺54,60

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 172
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺11,34

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 658
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺24,50

Türkiye, "Nizam-ı Cedit"ten "Güçlü ekonomiye geçiş programı"na kadar iki yüz yıldır bir yenilgi tuzağına düşmekten yakayı kurtaramadı. Bütün bu zaman zarfında üretilen tüm kavramlar veya hakim retorik, hep aynı anlama gelen şeylerdi. Hepsinin ortak paydasında Batı’da ortaya çıkan kapitalizme "uyum sağlamak" vardı. Nizam-ı cedit, asrileşme, muasırlaşma -daha sonra bu kavram çağdaşlaşma olarak yeniden sahneye çıkacaktı-, batılılaşma, modernleşme, kalkınma, "istikrar", "yapısal uyum", şimdilerde "güçlü ekonomiye geçiş" vb... esas itibariyle sömürgeleşmenin başka kavramlarla ifadesinden ve başka araçlarla sürdürülmesinden başka bir şey değildi. Velhasıl, kapitalist gelişmenin farklı evrelerine "uyumu" ifade eden, olup-bitenleri meşrulaştıran, kavramın gerçek anlamında bir "retorikti". Dünya’nın geri kalanının da kapitalizmin ilk defa ortaya çıktığı ve ortaya çıkar çıkmaz hakim duruma gelen emperyalist ülkeler gibi olması, onlara benzemesi, iki bakımdan olanaksızdır: Birincisi, kapitalist üretim tarzı kutuplaştırıcıdır, hiyerarşi üretmeye mahkumdur; İkincisi de, herkesin Batı gibi "zengin" ve "müreffeh" olması ekolojik sınırlılık nedeniyle olanaksızdır. Artık iflas eden, iflası sürekli tekrarlanan bu yenilgi tuzağından kurtulmanın, paradigmanın iflas ettiğini kabullenmenin, velhasıl paradigmayı değiştirmenin zamanı gelmiş olmalıdır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 238
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2001
₺41,00

Erol Mutlu’nun isteği üzerine bir araya getirilen bu derlemede, iletişim, kitle iletişimi, televizyon, sinema, izleyici, kuram, globalleşme, üniversite, kimlik, popüler kültür, modernizm, postmodernizm, siyasal iletişim gibi kavramların sorgulanmasına, örneklerle açımlanıp tartışılmasına tanık oluyoruz. Bir bütün olarak bu kitabın, Türkiye’de bir sosyal bilimcinin, bir akademisyenin, bir enleketüelin düşünsel serüveninin on yıllık bir kesitini sunduğu kadar iletişim, sosyoloji, siyaset bilimi alanlarında öğrenim görenlerin yararlanabileceği vazgeçilmez bir kaynak olacağı düşüncesindeyiz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 430
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2005
₺93,50
Amerikalı yayınevleri tarafından geri çevrilen, ilk defa geçtiğimiz günlerde Fransa’da yayınlanabilen kitabında Irak’ta savaşmış ABD’li asker Jimmy Massey ABD’nin Irak işgali sırasında işlediği savaş suçlarını tüm şiddetiyle anlatıyor. Ben, Irak’ta askeri kariyerini travma sonrası stres bozukluğu ve aşırı depresyon ile sonlandıran, on iki yıllık bir deniz piyadesiyim. Birçok Iraklı masum sivili öldürdüm ve daha fazlasına şahit oldum... - Jimmy Massey "Bir çeşit protesto yapıyorlar. Bağırıp çağırıyorlar işte. Sadece bir avuç gösterici, silahları yok," dedi. Silahımın omzumda iyi desteklediğime emin oldum, arpacıktan bir göstericinin vücuduna nişan aldım. Derin bir nefes alarak, yavaşça bir gözümü kapattım; sağ gözümü, nefes vererek açtım ve bir el ateş ettim. Merminin göstericinin göğsünün ortasına çarpmasını izledim. Denizcilerim bağırıyordu: "Gelin, korkaklar. Savaşmak mı istiyorsunuz?" Hemen yeni bir hedef, çömelmiş kaçacak delik arayan başka bir Iraklı’yı seçtim. Çabucak kafasına nişan aldım, derin bir nefes çektim, verdim ve kafasına bir kurşun yolladım. Bir kafa: Güm! Diğer bir kafa: Güm! Tam ortadan: Güm! Bir tane daha: Güm! Göstericilerin bedenlerinin hareketsiz kaldığını fark edene dek böyle devam ettim.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 230
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺33,15

Son on, yirmi yıldır dünyada kapitalizme karşı alttan alta gelişen saldırı hareketini "küreselleşme-karşıtlığı"yla ifade etmek ya da bununla sınırlamak yeterince açıklayıcı olamamaktadır. Direnmek, Yaratmaktır’da filozof Miguel Benasayag ile gazeteci Florence Aubenas, çeşitli örneklerden yola çıkarak bu hareketin özgün bir analizini sunuyorlar. Bu "yeni radikallik" içinde, kimileri geçici kimileri uzun vadeli çeşitli biçimler almakta, kimi hareketler "muhalif bir öznellik" oluştururken, kimileri ise yalnızca pragmatik kalmaktadır. Ancak tüm bu hareketlerin, bilincinde olunmasa da, ortak özellikleri vardır. İşte Benasayag ile Aubenas’ın üzerinde durduğu şey budur: Son on yılların muzaffer bireyciliğinden kopuş ve neo-liberalizmi "aşılmaz ufuk" olarak görmemek; keza eski tarz muhalefetten kopmuş olmak. Bu "yeni radikal" hareketler ne önceden tarif edilmiş toplum modellerine göre hareket ediyorlar, ne de iktidarı fethe çıkmış bir partinin direktifleriyle... Günümüzde dünyanın her yerindeki milyonlarca insan yeni bir "bağ arzusu" peşinde. Fransa ve Arjantin’deki halk üniversitelerinden alternatif psikiyatri deneyimlerine, Latin Amerika’daki topraksız köylü hareketlerinden Avrupalıların "kâğıtsızlar" için seferber olmasına dek uzanan geniş bir yelpaze içinde dolaşan yazarlar, bu bağ arzusunun kapitalizmin temel hedefi olan tek ve merkezi bir dünya projesini nasıl sabote etmeye başladığını ve bu neşeli çokluğun alternatif bir ekonomi okumasına yolu nasıl açtığını gösterirken, her coğrafyada ve her an su yüzüne çıkabilecek bu yeni muhalefetin özgünlüğü üzerinde de duruyorlar.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 123
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2008
₺20,50

1960’lardan itibaren Amerika Türkiye’ye bir rüya olarak sunuldu. "Küçük Amerika" olma hayalleri topluma empoze edildi. Tarihsel gerçekler olumsuzluklardan ayrıştırılarak, bir rüyaya dönüştürüldü. Oysa, günümüzde Amerika rüyası, ideolojik-kültürel-askeri-ekonomik saldırganlığı ve emperyalist vahşetiyle giderek bir kabusa dönüşüyor. Şimdi, ilk yerlilerinin torunlarının doğal kaynaklarından soyulmuş rezervasyonlarda yaşadığı bir ülke düşleyin. Ortalama yaşam beklentisi, 1940’lardakinin aynıdır. Bebek ölümleri ulusal ortalamanın yedi kat üzerindedir. Ülkenin en tanınmış siyasal mahkumu, bir Kızılderili önderidir. Seçmenlerinin yarısının oy kullanmadığı bir ülke düşleyin. Ulusun temsilciler meclisi, ulusu temsel etmiyor. Büyük ölçüde erkek ve beyazlardan oluşuyor. Senato, milyonerleri temsil etmekte. Dünya nüfusunun yüzde 5’ten azını barındırdığı halde dünya petrol kaynaklarının yüzde 25’ini kullanan bir ülke düşleyin. 1978’den bu yana bütün ülkelerden daha çok ağaç kesti. Asit yağmurları ve küresel ısınmanın başlıca sorumlusu. İşte burası Amerika... O halde Yeni Dünya Düzeni patentli "rüya" yalanı yerine, ABD patentli küreselleşme "kabus"u gerçeğinden söz edilmeli... Bu çalışma da bunu yapmaya çalışıyor...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 335
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2011
₺72,30

Marx ve Engels’in 1848 de kaleme aldığı Komünist Manifesto’nun, 150. yılında Paris’te "Kazanılacak Bir Dünya" Uluslararası Buluşması (13-16 Mayıs) gerçekleştirildi. Söz konusu uluslararası buluşmanın önemli temalarından biri de Küreselleşme Neo-liberalizm ve Emperyalizmdi. Yves Dezalay ve Bryant Garth’in "Washington Konsensüsü" ve Frederic Lebaron’un "Ekonomi Emperyalizmi" başlığını taşıyan yazılar dışındakiler söz konusu ‘buluşma’da sunulan bildirilerden seçildi. Bu kitap, ‘küreselleşme’ konusu ile ilgili ilginç saptamaları ve eleştirileri içeriyor. Fikret Başkaya’nın da ifade ettiği gibi "emperyalizm dememek için küreselleşme deniyor. Ve emperyalizm büyük insanlığa açlık, yoksulluk, sefalet ve çevre tahribatı dışında hiç bir şey teklif etmiyor."


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 159
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2003
₺59,50

Sınırlar savaşların başladığı yerlerdir. Ama aynı zamanda süregelen kültürel alışveriş mekanları olarak köprü işlevi de görürler. Uluslar ve devletler arasındaki göze görünmez ayırım hatlarını çizerken, insanların nasıl düşündüğü ve neler yaptığını etkiler, hatta tanımlarlar. Fiziksel ve/veya psikolojik sınırlar olmasaydı, milliyetçilik olamazdı; bu önermenin tersi de doğrudur. Oysa toplum bilimlerde sınırlar üzerine bütünsel çalışmaların sayısı, şaşırtıcı ölçüde azdır. Her ikisi de Belfast Queens Üniversitesi öğretim üyeleri olan Hastings Donnan ve Thomas M. Wilson’un elinizdeki yapıtı, bu boşluğu dolduran çalışmalardan biri. ABD, Meksika, Kuzey İrlanda, Filistin-İsrail, Türkiye-Suriye, İspanya, Fas vb. sınır bölgelerinden örneklerle, devlet hudutlarında kültür üzerine karşılaştırmalı bir bakış açısı sunuyor. Milliyetçiliğin tutum ve davranışları; yerel, ulusal ve uluslararası düzlemlerde nasıl biçimlendirdiğini anlama çabasıyla devletin, etnik kimliğin, ulusaaşırılığın, sınır simge ve ayinlerinin rolünü inceliyor. Sınırların kimlik ve kültürün inşası açısından önemi üzerine olan bu kitabın, antropoloji, sosyoloji, siyaset bilimi, milliyetçilik ve göç araştırmalarında önemli bir kaynak oluşturacağına inanıyoruz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 295
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2002
₺76,50

Bu çalışma, Avrupa Birliğinin derinleşme -ya da burada ele alındığı şekliyle siyasi bütünleşme- ve genişleme süreçlerine, Birliğin temel değerleri olan demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü kavramları perspektifinden bakmaya ve bağlamda Ombudsman kurumunun işlevini ortaya koymaya yönelik bir çabadır. Ombudsman kurumu esasen Birliğin derinleşme ve genişleme persfektifleri açısından söz konusu temel değerlerin Avrupa bütünleşmesi bakımından ne ifade ettiğini, nasıl algılanıp nasıl kullanıldığını, dolayısıyla önemini ve işlevini ortaya itibarla bu çalışma ister ulusal, ister ulusüstü düzeyde Ombudsman kurumunun yapısına, niteliklerine ve işleyişine yoğunlaşmaktan çok, Avrupa Birliğinin hukuki ve siyasi yapısı içinde nasıl bir işlev üstlendiğini vi Birliğin temel değerlerinin yerleştirilmesi ve benimsenmesinde oynadığı rolü araştırmayı amaçlamaktadır.

Avrupa Birliği sitemi içinde Ombudsman kurumunun yerini ve işlevini incelemeye yönelik bu çalışma, Türkiye'nin Avrupa Birliği katılım sürecinin hedefinin ve o hedefe ulaşma ihtimalinin bulunup bulunmadığıın, hatta buna istekli olunması gerekip gerekmediğinin tartışıldığı bir dönemde yapılmıştır. Çalışmanın bir diğer amacı da, bu ortamda, söz konusu katılım sürecinin ve onun çok öncesinde  başlayan Türkiye'nin kurulması çerçevesinde oynadığı rolü ortaya koymaktır. Söz konusu kurumsal yapının Türkiye özelinde başarısı üzerine tahlilde bulunmak çalışmanın, Ombudsman kurumundan Avrupa çapında ulusal ve ulusüstü dözeyde, özellikle demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü kavramlarının yerleşmesindeki rolüne yönelik beklentilerin ve bu beklentilerin karşılanması için gerekli nitelik ve ortamın üzerinde düşünülmesine mütevazı bir katkı sağlamasıdır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 264
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2013
₺31,50
"Müslüman halklara atfedilen ‘vahşilik’ gittikçe daha fazla kutuplaşmaya yol açan kapitalist genişlemenin mantıki ve zorunlu bir sonucu olarak muhtemelen ‘İslamofobi’yi körükleyecek ve ‘küresel bir apartayd’ perspektifinin kabul edilmesini kolaylaştıracaktır. İslam etiketini taşıyan siyasi hareketler arasında G7 güçleri tarafından kesin bir biçimde suçlananlar sadece anti-emperyalist mücadeleler içinde yer alanlardır: Lübnan’da Hizbullah ve Filistin’de Hamas. Bu rastlantısal bir durum değildir." Bu kitap okura Avrupa ile Arap dünyası arasındaki yeni ilişkinin önümüzdeki yıllarda nasıl bir seyir izleyeceğine ilişkin olarak kapsamlı bir değerlendirme sunuyor. Samir Amin ve Ali El Kenz, çeşitli Arap ülkelerindeki siyasi güçler dengelerinde yaşanan ve gerek siyasi İslamın gerekse de sivil toplumun yükselişini içeren büyük çaplı değişimleri kendilerine çıkış noktası olarak alıyorlar. Yazarlar, Amerika Birleşik Devletleri’nin stratejik küresel hegemonyasının Avrupa-Arap ilişkilerini etkileyen başlıca unsur olduğunu vurguluyorlar. Ardından Avrupa Birliği’nin, Akdeniz’e kıyısı olan ve Körfez bölgesinde bulunan ülkelerle ilişkilerini yeni bir rotaya oturtmak amacıyla on yılı aşkın bir süre önce Barselona’da başlattığı inisiyatifi detaylı bir biçimde ele alıyorlar. Avrupa ve Arap Dünyası, Ortadoğu’da yaşanmakta olan dramatik gelişmelerle ve geleceğin nelere gebe olduğuyla ilgilenenler için vazgeçilmez bir kaynak niteliğinde.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 189
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2006
₺37,40

Michael Albert’in Noam Chomsky ile yaptığı bu uzun söyleşi entelektüellerin sorumluluğu üzerine bir tartışma ile başlıyor. Buradan hareketle sosyal bilimlerin ve kültürel kurumların işlevi, ABD’de ve dünyadaki sol hareketlerin başarıları ve başarısızlıkları, aktivist bir etiğin ve özgürlükçü bir muhalif örgütlenmenin nasıl olması gerektiği gibi bir çok konu ele alınıyor. Söyleşi tarzı zaman zaman okuyucuda burada ele alınan her konunun aslında çok daha etraflıca tartışılmaya ihtiyacı olduğu duygusu uyandırıyor. Aklımızdaki sorulara hazır cevaplar bulmak her zaman rahat bir iştir, ancak düşünmek, bir bakış ve kavrayış geliştirmek, bunları tartışmaya açmak, sonuçta bir uzlaşmaya ya da ortak paydaya varmak entelektüel ve aktivist bir etiğin temel öğesi olmalıdır. Bu bakış, söyleşinin özünü oluşturuyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 101
En / Boy : 12 / 18
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2011
₺22,40

Gürdoğan bu kitabıyla, Semerkant ve Buhara’dan New York ve Los Angeles’e uzanıyor. Tüketim çılgınlığından başka dünyaya verecek kültürü olmayan göçmenler ülkesi Amerka’nın çıkmazlarındaki ümit kıvılcımlarını yakalamanın ipuçlarını veriyor. Yazarın gözlemlerini okuyanlar, “Kızılelma”nın Avrupa’dan önce Amerika’nın semasında parladığı duygusuna kapılarak, Asya’nın Avrupa’dan Amerika’ya ağmadan, kendine gelemeyeceği kanısına varır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 176
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2017
₺33,21

Elinizdeki kitap, ABD imparatorluğunun kapitalist-emperyalist sistemin bekası için dünyanın dört bir yanında yıllardır gerçekleştirdiği örtülü operasyonları, askeri darbeleri, kanlı müdahaleleri, dezenformasyon girişimlerini Ve her türden ayak oyunlarını son derece akıcı ve yalın bir dille anlatıyor. Reel sosyalizmin çözülüşünden sonra gemi azıya alan ABD emperyalizminin, kendisine bir meşruiyet zemini yaratmak için başvurduğu yalan ve bahaneleri bir bir sergileyen Parenti, finans kapitalin dünya halklarını iliğine dek sömürmekle kalmadığını, aynı zamanda Amerikan halkını da Üçüncü Dünyaya özgü koşulların kucağına ittiğini belgeleriyle ortaya koyuyor. Emperyalizmin tarihi korkunç zulümlerin, kitlesel katliamların, büyük düzenbazlıkların, ihanetlerin ve acımasız baskıların tarihidir. Günümüzdeyse kapitalizmin borazancıbaşıları, Yeni Dünya Düzeni adına zafer çığlıkları atıyor, varsıllar ile yoksullar arasında yüzyıllardır süregelen mücadelenin yerini tek merkezli ve herkesin biat ettiği ekonomik küreselleşmenin aldığını iddia ediyorlar. Ama yine de Meksika’da köylüler ayaklanıyor, Güney Afrika’da kitleler seferber oluyor, birçok ülkede işçiler ve yerli halklar yaşamlarını iyileştirmek ve topraklarını korumak için örgütleniyorlar. "İmparatorluğa Hayır", emperyalizme karşı verilen bu mücadelelerin ışığında ilerici toplumsal dönüşümleri tetikleyecek kimi alternatif çözüm önerileri de sunuyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 228
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2002
₺59,50

Karl Marx, yerinden edilme yoluyla kullanım değerlerinin nasıl metalara dönüştürüldüğünü anlattıktan sonra (demiryolları örneğini verir), yerlerinden edilmeleri ve metaya dönüştürülmeleri düşünülemeyeceğinden, iki kullanım değerinin tümüyle analiz çerçevesi dışında kaldığını söylemişti: temiz hava ve temiz su. "Bugüne kadar insanlık suyun bedava olduğunu sanıyordu. Şimdi ender olduğunu biliyoruz. Şu halde onu ender malları yönettiğimiz kurallara göre yönetmemiz gerekiyor: piyasanın demir yasaları. Piyasanın olmadığı yerde sahte-piyasa yaratalım." Bu, pratikte şu anlama geliyor: Her türlü "çekilme noktasını" (kuyular, su birikintileri, göller, ırmaklar, kaynaklar) denetim altına al. Suyu borulara doldur. Onu uzaklara gönder. Su talebini yaratan antropolojik imgeyi türdeşleştir (kokusuz insan, gündelik duşlar vb.). Ancak arz ve talep bir uroborouros oluşturuyor: kendi kuyruğunu yiyen yılan...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 169
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2003
₺55,30

Immanuel Wallerstein "Avrupa Evrenselciliği"nde, Batı’nın dünyaya müdahale ederken başvurduğu söylemleri inceler. Tarihte bu tür üç söylemle karşılaşırız: Amerikan Yerlilerini köleleştiren İspanyollar, onların "barbar" olduklarını, "ahlakdışı" âdetleri olduğunu savunurlar. Osmanlı İmparatorluğu, Ortadoğu gibi bölgelere nüfuz eden Avrupalılar, bu "yüksek medeniyetler"in gelişmeye kapalı olduğunu ileri sürerler. Günümüzde eski Yugoslavya’ya, Irak’a müdahale eden Batılı güçler ise, buralarda diktatörlükler olduğunu ve insan haklarının çiğnendiğini iddia ederler. Wallerstein, müdahalelerin hep "evrensel değerler"e atıf yapılarak haklılaştırıldığına dikkat çeker. Bu değerler gerçekten evrensel midir, yoksa çarpıtılıp öyleymiş gibi mi takdim edilmektedir? Eğer öyleyse eşitlikçi bir dünya arzulayanlar, gerçek anlamda evrensel değerleri nasıl inşa edebilirler?


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 105
En / Boy : 12 / 18
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2010
₺21,60

Oniki yıl arayla meydana gelen iki yıkım, uluslararası sistemin merkezi güçlerinin yüzleşmek zorunda oldukları sonuçlar doğurdu. Berlin Duvarının yıkılmasından sonra kalıcı ve adil bir dünya düzenin kurumsal alt yapısı sağlanamadı. Aksine, bölgesel gerilim alanlarında rekabetin kışkırtılması İkiz Kulelerin yıkılması sonrasında yeni problem alanlarını ortaya çıkardı. Kısaca, birinci yıkımın oluşturduğu iyimser atmosferin güç eksenli rekabete kurban edilmesi, ikinci yıkımın kötümser ortamını hazırladı.

Bu iki yıkımın ekseninde yapılan konuşmalardan oluşan bu kitapta, küresel bunalımın felsefî ve stratejik boyutları ele alınmakta: bu bunalımın batı ve doğu toplumlarının yanısıra Türkiye üzerinde yapacağı etkiler tartışılmaktadır. 11 Eylül Konuşmaları Bu iki yıkımın ekseninde yapılan konuşmalardan oluşan bu kitapta,küresel bunalımın felsefi ve stratejik boyutları ele alınmakta; bu bunalımın batı ve doğu toplumlarının yanısıra Türkiye üzerinde yapacağı etkiler tartışılmaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 228
En / Boy : 11,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2017
₺43,20

Küreselleşme ve milliyetçilik tartışması, geçmiş çağlardan bugüne devam eden bir sosyolojik olgudur. Bir tarafta dünyanın bütünleşmesine yönelik insanlık ideali, diğer yandan çağa ismini verecek derecede yoğunlaşan milliyetçilik hareketleri... Kant, Hegel, Comte gibi, tarihî sürecin olumlu gelişmelerle artık sona varmakta olduğu beklentisi içindeki düşünürlerin evrenselci teorilerine rağmen, Sorokin'in Bir Bunalım Çağı' adlandırmasına yol açan, acılarla dolu tarihî ve toplumsal gelişmeler...

Dünya bir taraftan bilişim teknolojilerinin sunduğu imkânlarla küçülürken, bir taraftan da içinde kendi muhalif tepkisini besleyerek yeni milliyetçilik akımlarına sahne olmaktadır. Modern çağ hem evrenselci hümanizmin gelişmesine, hem de milletleşme ve milliyetçilik hareketlerinin ivme kazanmasına sahne olmuştur.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 350
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2018
₺42,12

Bu kitap Türkiye’de yeni yeni tartışılmaya başlayan, ama uluslararası alanda özellikle de Avrupa’da uzun süredir gündemde olan azınlıklar konusunu ele almaktadır. Modern devletlerin ortaya çıktığı on yedinci yüzyıldan beri önemli bir gündem maddesi olan azınlıklar, Doğu Blokunun çöküşüyle birlikte yine aktüel bir uluslararası sorun haline geldi. Ama bu kez sadece basit bir istikrarsızlık unsuru olarak değil, aynı zamanda ulus-devletin geleceğini ilgilendiren bir konu olarak tartışılmaya başlandı.

Bu tartışmada şu sorunlara cevap arandı: Acaba eskiden imparatorlukları parçalamanın, irredentist politikaların veya içişlerine karışmanın aracı olan azınlıklar, şimdi ulus-devletlerin dış dinamiklerle dönüştürülmesinin (demokratikleştirilmesinin) bir aracı mıydı? Öyleyse, bu gerçekleştirilirken azınlıkların devletleri bölmesinin önüne nasıl geçilebilirdi? Ya da bunun önüne geçmek gerekli mi? Azınlıkların belli şartlar altında ayrılma talepleri meşru görülebilir mi?

Bunlar gibi sorular, sorunu en canlı biçimde tüm boyutlarıyla yaşayan ve eşzamanlı olarak ulusüstü yapılanmaya giden Avrupa’da azınlıkları tanıma-koruma-teşvik etme yelpazesi içinde bir yaklaşımın benimsenmesine yol açtı. Azınlıkların korunmasını ulus-devlete karşı ulusaltı (azınlık) ve ulusüstü (AB) birimler arasında bir ittifak olarak algılayan ve ulus-devletin kurgusal yapısından vazgeçmek istemeyen kimi devletler bu yaklaşımın dışında kalmaya çabaladıysalar da, asimilasyon politikalarının başarısızlığı, ulusüstü yapılanmanın cazibesi, insan haklarının gücü ve demokrasinin gereği olarak onlar da bir biçimde azınlıklarını tanıma/koruma eğilimi içine girdiler.

Şimdi merak edilen soru, bu sürecin ulus-devleti ve tabii dünyayı nereye götüreceğidir. Ulus-devletler parçalanarak ortaya çıkacak üç-beş bin etnik-devletli kaotik bir dünya mı, yoksa demokratikleşen devletlerden oluşan daha istikrarlı bir dünya mı?


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 456
En / Boy : 16,5 / 22,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 3.2017
₺64,00

"Genel, kuşbakışı bir yaklaşım, insanlığın önünde ancak küresel çapta, kolektif davranışla ve doğru planlanmış bir eşgüdümle alınacak önlemlerin çözebileceği türde sorunların gittikçe ağırlaşarak biriktiğini gösteriyor. Ancak, acı olan şu ki, bu uygarlık, halen, bu sorunlara elbirliğiyle çözüm bulabileceği bir noktadan hızla başka bir noktaya doğru ilerliyor. Ekolojik sistemdeki, ekonomik düzeydeki, insanların düşünce ve inanç sistemlerindeki gelişmelerin ulaştığı düzeye bakınca, bunun içinden çıkmak için hala zamanımızın kalıp kalmadığı dahi artık belli değildir. Ancak insana yakışan, eğer yol olma yoluna girdiyse, hiç olmazsa bunu geri çevirebilmek için aklını ve enerjisini son bir kez daha kullanmaya çalışmaktır. Bu kitaptaki çalışmaların arkasındaki etik zemin işte bu.. Ve yeniden gündeme gelmeye başlayan toplumsal sorunun, daha önce gündemde olmayan yeni olasılıkları gündeme getirebileceğine ilişkin bir inanç...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 427
En / Boy : 15 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2006
₺93,50

Üç bölümden oluşan kitabın ilk bölümü, küreslleşmenin liderliğini elden bırakmak istemeyen ABD’nin Ortadoğu’daki emperyalist serüveninin tahliline ayrılıyor. Günümüzde "Büyük Ortadoğu Projesi" adını alan ve "Ortadoğu’nun demokratikleştirilmesi" kisvesi altında bölgenin enerji kaynaklarını denetim altına almayı hedefleyen bu emperyalist girişimin açmazları sergilenirken, Filistin direnişinin bölgedeki ABD-Siyonizm ortaklığının oyununu bozmadaki önemi vurgulanıyor...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 591
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2005
₺102,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 556
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2005
₺102,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 499
En / Boy : 16 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2012
₺88,00

"Çığrından Çıkmış Zaman"; Eşber Yağmurdereli’nin "Yüzyıllardır bu topraklarda hayatımıza, onurumuza kasteden bir akrep var. O hayatımızı, onurumuzu ve bilincimizi her gün sonsuz kere zehirliyor" betimlemesinde somutlanırken; neo-liberal vahşet kareleri karşısında sormamak mümkün değil: Zamyatin’in "Biz"de tariflediği bir cinnetin ortasında mıyız? Kapitalist cinnetin kriziyle sarsılan dünya, sarhoş gemi sendromu yaşarken; eşitsiz birleşik gelişim dinamikleriyle beslenen küresel kriz dinamikleri tarihi hızlandırıyor! İnsan(lık)a; "Carpe Diem", yani "günü, anı, zamanı yakalama", yani "bir kıvılcım"ın ateşlediği büyük yangınları yaratma imkanını sunuyor... İmkan ile tehlikenin büyüdüğü tarihsel kesitte kaleme alınan "Neo-Liberal Saldırı, Kriz ve İnsan(lık)", "YDD nedir, neyi hedefler" sorusunu yanıtlarken; neo-liberal saldırganlığın bilançosunu gözler önüne sermekle yetinmiyor. "Barbarlığın panzehiri sosyalizmdir," vurgusuyla; tüketilemeyen, eskimeyen başkaldırı konusunda; "Fazlasıyla ısındı deniz / kaynadı kaynayacak / Dipten bir deprem yaklaşıyor / Suyun üzerindeki buğuya bakarsak / Ne kadar yoksul ve çıplak / Görünürse görünsün ağaçlar / O kadar yakındır ilkbahar / Özsu yürümüştür dallara / Uğultuya bakarsak," (Attila İlhan) diye haykırıyor!


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 398
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.1999
₺76,50

Kitabın ilk iki bölümü, kapitalist küreselleşmenin saldırısı altındaki dünyadan ve Türkiye’den karelerle neo-liberalizmin toplumsal ve kültürel yaşamı sürüklediği yıkımın bir dökümünü yapıyor. Farklı makaleler, böylece mafya ve uyuşturucu ticaretinden postmodernist körleşmeye, kadınların "YDD" koşullarındaki yoksullaşma ve yoksunlaşmasından kültürel yıkıma, kırsalın çöküşünden kamusalın imhasına birbirinden bağımsız gibi görünen görüngüler arasındaki bağları okurun gözleri önüne seriyor. Ve insanlığın içine sürüklendiği cinnetin failine işaret ediyor: kapitalist küreselleşme. Üçüncü bölüm ise, ABD’nin Ortadoğu’da tesis etmeye çabaladığı "Pax Americana"nın çıkmazları, ve bölgedeki aktörlere özellikle de Kürtlere yüklemeyi hedeflediği yeni misyonun tehlikelerine dikkat çekerek bölgenin devrimci dinamiklerini değerlendiriyor. ABD Imperium’u karşısındaki teslimiyetçi post-modern siyasalara yönelik eleştirilere ağırlık veren dördüncü bölümün ardından, yazarlar, neo-liberalizme karşı yükselen küresel muhalefetin sınırlılık ve olanaklarını irdeliyor, topyekün bir direnişe çağrı çıkartıyorlar.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 591
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2005
₺102,00

ABD’nin 11 Eylül saldırısından sonra hayata geçirmeye soyunduğu ‘‘Dünya İmparatorluğu ‘‘ distopyasının analiz edildiği bu yapıtta, Batılı, Türkiye’li ve Ortadoğulu kalemler, ABD’nin Irak saldırısını ve ‘‘ötesini’’ tartışıyorlar. İmparator’un ‘‘Irak hamlesi’’nin krizdeki ABD ekonomisini militarize ederek ve Ortadoğu enerji kaynakları üzerinde tam bir denetim sağlayarak yeniden büyütmeyi hedeflediğini saptayan yazarlar, ABD’nin saldırgan eylemi için öne sürdüğü gerekçelerin (Irak’ın kitle imha silahlarına sahip olduğu, uluslar arası ‘‘terör’’ü desteklediği vb.) temelsizliğini gözler önüne seriyor; Irak’taki talan ve vahşetten tüyler ürpertici yaşam kesitleri sunuyorlar. ABD’nin Irak’ın ardından İran ve Suriye’ye yönelen tehditlerini de irdeleyen yazarlar, ABD’nin Irak çıkmazının boyutlarını sergiliyorlar.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 303
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2004
₺68,00

ABD’nin 11 Eylül saldırısından sonra hayata geçirmeye soyunduğu "Dünya İmparatorluğu" distopyasının analiz edildiği bu yapıtta, farklı ülkelerden yazarlar, 11 Eylül saldırısını, ABD patentli "YDD" terörü ve "YDD"nin büyüyen küresel eşitsizlikleri arkaplanında yorumluyor. 11 Eylül durağının ardından küreselleşmenin "özgürlük ve demokrasi" vaatlerinin nasıl bir karabasana dönüştüğünü irdeliyorlar. ABD’nin 11 Eylül saldırılarını gerekçe göstererek giriştiği Afganistan harekatı süresince sivil halkın uğradığı kıyım ve yıkıma ilişkin olgusal bilgilerinde yer aldığı yapıtta, çeşitli kalemlerden, ABD’nin gerçek niyetleri ve ABD tarafından bir açmaza sürüklenen Afganistan’ın geleceği tartışılıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 286
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2004
₺68,00

ABD’nin 11 Eylül saldırısından sonra hayata geçirmeye soyunduğu ‘‘Dünya İmparatorluğu’’ distopyasının analiz edildiği bu yapıtta, farklı uluslardan yazarlardan, ABD girişiminin arka planını irdeleyen yazılar yer alıyor. ABD’nin yeni ve kanlı projesini savaşlarla hayata geçirmeye teşebbüs edeceğini vurgulayan yazarlar, bu saldırganlığa karşı durmanın önemini vurguluyorlar. ABD’nin savaş ve emperyal yayılma çığırtkanlarının apolojilerinin de yer aldığı kitapta, dünyanın dört bucağından, ABD patentli bu kıyamet serüvenine karşı duran seslere kulak veriliyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 346
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2004
₺76,50
1 2 3 ... 6 >
Çerez Kullanımı