Adını Söylemeye Cesaret Eden Bir Sol
Adını Söylemeye Cesaret Eden Bir Sol

Adını Söylemeye Cesaret Eden Bir Sol (9786053145318)

0,00
Fiyat : ₺90,20

Çağımızın en çok takip edilen ve tartışma yaratan düşünürlerinden biri olan Slavoj Zǐzěk, Adını Söylemeye Cesaret Eden Bir Sol’da ününe yakışır bir biçimde yakın dönemin en önemli konu başlıklarını sıra dışı bir üslupla ele alıyor. Küresel ekonomik kriz dalgasının yarattığı kaostan cinsel özgürlük mücadelesine, sağ ve sol popülizmlerin yükselişinden siyaseten doğruculuğa, Trump dönemi ABD’sinden Çin’de sürmekte olan gerilimlere dek açılan geniş bir yelpazede politik gündeme müdahil oluyor. Bir yanda Katalonya meselesinden hareketle Avrupa’nın “sonunu” tartışırken bir diğer yanda Ortadoğu coğrafyasına, Latin Amerika’ya, Uzakdoğu’ya uzanıyor. Kâh iklim krizini tetikleyen unsurlarla kâh seksbotların gündeme getirdiği etik sorunlarla boğuşuyor. Her bir bölümde sarsıcı önermeler sunmaktan çekinmiyor, çağdaşlarıyla sık sık polemiğe giriyor.

“Komünist müdahalelere ihtiyaç vardır; çünkü kaderimiz, bir seçeneğimiz var şeklindeki basit anlamda değil ama bir kimsenin kendi kaderini seçebileceği şeklindeki daha radikal anlamda, hâlâ belirlenmemiştir” diyen Zǐzěk bugünün dünyasının doğru bir biçimde ancak komünist bakış açısıyla anlamlandırılabileceğini ısrarlı bir biçimde savunuyor.

Elinizdeki kitap Zǐzěk’in bugüne dair sorduğu sorulara, tartışmaya davet ettiği konu başlıklara dair kapsamlı bir koleksiyon. 21. yüzyılda neden ve nasıl bir komünizm sorusuna verilen etkileyici bir yanıt.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 304
En / Boy : 13 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2021

Benzer Ürünler
  • Johnson Mektubu, Türk-Amerikan ilişkilerinde bir dönüm noktasıdır.

    Tıpkı İnönü’nün “yeni bir dünya kurulur, Türkiye de o dünyada yerini alır” tarihi yanıtında olduğu gibi, günümüzde “yeni bir dünya” adım adım kuruluyor.

    Türk-Amerikan ilişkilerinin sancılı seyrinde, bu nedenle Johnson Mektubu yeniden gündeme geliyor.

    Üstelik Kıbrıs meselesi ve İnönü’nün sürekli hedef alınması, bu mektubu tekrar önemli kılıyor.

    Haluk Şahin, mektup üzerinden Türk-Amerikan ilişkilerinin bir dönemine, Kıbrıs meselesine ve Türk- Yunan ilişkilerine mercek tutuyor.

    Üstelik doğrudan birinci kişiler üzerinden…

    Mektubu kaleme alanlarla yapılan tarihi söyleşiler, sürecin aktörlerinin yazdıkları ve arşiv belgeleri bugüne de ışık tutuyor.


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri :
    Sayfa Sayısı : 176
    En / Boy : 13,5 / 21,5
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 12.2018
    ₺41,25
    • İşte Tayip Erdoğan’ın yaptığı 8 büyük siyasi operasyon!
    • Erdoğan-Gökçek kavgasının perde arkası.
    • Melih Gökçek ile Kadir Topbaş’ı hapisten kurtaran sırlar.
    • Tayyip Erdoğan ile Ali Babacan’ın hiç bilenmeyen beton kavgası.
    • Tayyip Erdoğan Ali Koç’tan niye çekiniyor? Babası Rahmi Koç’a elçi olarak kimi gönderdi?
    • McKinsey ve Papaz olayının bilinmeyenleri…
    • Aydın Doğan böyle tehdit edildi… 
    • Gazetelerin ve televizyonların gerçek sahibi kim?
    • Muhsin Yazıcıoğlu’nu FETÖ böyle öldürdü, iktidar böyle seyretti.
    • Bahçeli’nin Tayyip Erdoğan’a teslim olma sırrı ne?
    • Kemal Kılıçdaroğlu’nu istifa etmekten vazgeçiren neden…

    Sabahattin Önkibar, işte bu “Yazılamayanlar”ı yazdı…


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri : İstanbul
    Sayfa Sayısı : 216
    En / Boy : 13,5 / 19,5
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 9.2019
    ₺37,50
  • Gülnur Acar Savran, elinizdeki kitapta feminizm üzerine kimi yazılarını kuramdan politikaya doğru bir seyir içinde bir araya getiriyor. Bu yazılarda, AKP iktidarının aileci ve fıtrat anlayışına dayalı farklılıkçı ideolojisi, hem neoliberal politikalar ve onların soyut eşitlik ve soyut evrenselciliği hem de öte yandan muhafazakarlığın yükseldiği bir dönemde farklılıkçılığa vurgu yapan feminist anlayışların barındırdığı riskler tahlil ediliyor. Ayrıca yükselen muhafazakarlık bağlamında savunmacı bir cinsel politikanın çıkmazlarına işaret ediliyor.

    Kadın emeğinin çeşitli biçimleri ve ücretli emek/ücretsiz emek ikiliği, kolektif bir feminist öznenin nesnel imkânları, patriyarka-kapitalizm ve yeniden üretim-üretim ilişkisi ile heteroseksizm-patriyarka ilişkisi bu seyir boyunca derinlikli bir şekilde ele alınıyor.

    Okurunu feminist kuram ve politikanın güncel ve süregelen sorun/tartışma başlıkları arasında dolaştıran temel bir kaynak...

    Gültan Kışanak


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri : İstanbul
    Sayfa Sayısı : 352
    En / Boy : 13,5 / 19,5
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 10.2018
    ₺0,00
    ₺63,96
  • Türkiye’de militarizm meselesi, çeşitli çalışmalarda ele alınmış olmakla birlikte, uzun zaman bütüncül biçimde değerlendirilmeyi bekledi. Yapılan çalışmalar militarizmi çeşitli bağlamlar ve araştırma problemleri üzerinden dolaylı olarak ele aldı. Güven Gürkan Öztan’ın çalışması ise meseleyi bütüncül olarak görmemize yardım eden geniş bir çerçeve sunarak, modernleşmenin en önemli çıktılarından biri olan yaygın militarizmin Türkiye serüvenini kavramamıza olanak tanıdı.

    Elinizdeki kitap, bilhassa Türkiye örneğinde bir fenomen olarak militarizmi, ideolojik-siyasi cereyanlardaki değişmelere rağmen, devletin tercihinde ve devletin yurttaşla kurduğu ilişkide kalıcı olan “ortak ruh” ve bunun somut örnekleri üzerinden derinlemesine analiz etmektedir.

    Modern zamanların Türkiye’si militarizm pratiğinin gözlenmesi için mükemmel bir örnek teşkil eder. Güven Gürkan Öztan, neoliberal ve siyasal İslamcı zihniyetlerin hâkimiyeti altında dahi, militarizmin bütün devlet ve siyaset pratiğinde nasıl bir altlık oluşturduğunu mükemmel biçimde aktarıyor.

    Suavi Aydın


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri : İstanbul
    Sayfa Sayısı : 298
    En / Boy : 13 / 19,5
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 11.2018
    ₺65,60
  • Komünistler tarihlerinden utanmak zorunda mı?

    1990’ların başında Sovyetler Birliği yıkıldığında, çoğu komünist için geride kalan “reel sosyalizm” tarihi, utanç duyulması gereken bir geçmiş olarak görüldü.

    Yazara göre, zulme uğrayan etnik veya dinsel grupların tarihinde daima böyle bir olguyla karşılaşırız. Kurbanlar, zulüm gördükleri sürecin belli bir anında zalimlerin görüşlerini benimseme eğilimi gösterirler ve bu nedenle kendilerini hor görmeye, kendilerinden nefret etmeye başlarlar.

    Kendinden nefret, SSCB’nin yıkılışından bu yana, komünist hareketin savaşmak zorunda kaldığı sorunların başında yer alıyor. Kendi geçmişlerini yücelten galiplerin şişkin egoları, karşılığını mağlupların çilesinde buluyor.

    Domenico Losurdo, kendinden nefret etme salgınına karşı verilen mücadelenin, Ekim Devrimi’yle başlayan büyük ve muhteşem dönemin eleştirel bilançosunun çıkarılmasıyla birleştirilmesi gerektiğini savunuyor. Bu eleştirel bilanço, ne kadar radikal ve önyargısız çıkarılırsa o kadar etkili olacaktır. Buna karşılık kendinden nefret etme, kendi tarihiyle yüzleşmekten ve bu tarihin içinden parıldayan ideolojik ve kültürel savaşımın gerçekliğinden korkakça kaçmak demektir. Eğer özeleştiri, komünist kimliğin yeniden kazanılmasının ön koşuluysa, kendinden nefret etmek de teslim olmakla ve bağımsız komünist kimliğin inkârıyla eşanlamlıdır.

    Losurdo, bu anlayıştan hareketle SSCB ve Çin deneyimlerini eleştirel bir incelemeye tabi tutuyor. Güçlü yönlerini ve zaaflarını birlikte değerlendirerek, bizi tarihten kaçmamaya çağırıyor. Zorlu koşullar altında girişilen bu gözü pek deneyimlerin olumlu mirasına sahip çıkıp selamlarken, aynı zamanda geleceğin sosyalizmi için hangi bakımlardan aşılmaları gerektiğini de ortaya koyuyor.


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri : İstanbul
    Sayfa Sayısı : 208
    En / Boy : 13,5 / 19,5
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 9.2018
    ₺49,28
cultureSettings.RegionId: 0 cultureSettings.LanguageCode: TR
Çerez Kullanımı